Asikurtlar©

NEDEN BİR BİRİMİZİ İKNA EDEMİYORUZ

NEDEN BİR BİRİMİZİ İKNA EDEMİYORUZ
17 Ekim 2015 - 12:26 'de eklendi ve 4002 kez görüntülendi.

Her insan hayatının farklı dönemlerinde, yaşam alanlarının sürdürülmesi sırasında karşısına çıkan her olayı, doğumundan içinde bulunduğu ana kadar olan yaşam süresince karşılaşmış olduğu deneyimlerin zihinsel süreçlerinde oluşturduğu biçimlendirme ile değerlendirir.

 

Dünyadaki hiçbir insanın yaşamı sırasında karşılaştığı olaylar, diğerinin aynısı olamayacağından dolayı, bu yaşantıların insan beyninde bırakacağı etkiler de diğerinden farklı olacaktır. Sözgelimi; sizin 3. yaşınızın 5 Nisan’ında yaşadıklarınızla bir başkasının 3. yaşının 5 Nisan’ında yaşadıkları veya Ahmet’in bugün yaşadıkları ile Fatma’nın bugün yaşadıkları birbirinden farklı olduğundan, dış uyaranların her birinin beyninde oluşturduğu etki de diğerinden mutlaka farklı olacaktır.

 

 

Süre giden yaşamlar boyunca da bu süreç hep bu gerçeklik üzerinden yürüyeceğinden, sonunda her bireyin kendine özgü bir bakış açısı ortaya çıkacaktır. Unutulmaması gereken bir başka nokta da bu değişim sürecinin ölünceye kadar devam edeceğidir.

 

 

İnsan beyni bir komputür misali son derece karmaşık bir yapıya sahiptir. Özellikle de onun ruhsal süreçleriyle ilgili bölümleri, son derece hassas ve değişken bir yapılanma gösterir. Bugün Sinir Bilimde Nöronal plastisite dediğimiz moleküler düzeydeki bir işleyiş, her insanı diğerinden farklı kılan kendisine özgü bakış açısının bilimsel temelini oluşturur.

 

 

Nöronal plastisiteye göre; dış dünyadan zihnimize yönelen ses, ısı, ışık, dokunma ve koku gibi her türlü uyarı, beynimizde moleküler düzeyde kesintisiz süre giden değişikliklere neden olur. Yaşamımız boyunca bu uyarılar her insan için süreklilik arz edeceğinden dolayı beyinlerdeki, dolayısıyla da düşüncelerdeki değişimler, daima süre gidecektir.

 

 

İnsanlar doğaları gereği kendi bakış açılarının en doğrusu olduğuna inanma eğilimindedirler. Her insan karşılaştığı sorunların çözümünde kendi geçmişindeki deneyimleri çerçevesinde çözüm yollan arar.

 

 

Aslında deneyim denilen şey, geçmişte yaşanılan olaylar nedeniyle beynimize giren uyarıların onda meydana getirmiş olduğu moleküler düzeydeki değişikliklerdir. İşte bu gerçekten dolayı, olayları farklı şekilde değerlendiren insanlardan her birisinin diğerini kolayca ikna edebildiğini göremezsiniz.

 

 

Çünkü her insan kendi düşünce sistematiğinin en doğru olduğuna dair bir inanç taşır. Televizyonlardaki tartışma programlarında veya köşe yazarları arasında, “Evet arkadaş bu noktada senin düşüncelerin doğrudur.

 

 

Ben bu konuda eksik veya yanlış düşünüyorum.” diyeni kolay, kolay göremezsiniz. Hatta bu tür tartışmalarda kişi kendi düşünce biçiminin yetersizliğini içsel olarak fark ettiği hâlde, yine de bunu savunmaya şiddetle devam ederek, olayı kavgaya kadar götürdüğü dahi olur.

 

 

Bazen de söz konusu bir mesele tartışılırken başlangıçta, karşımızdaki insana “Bu konuda ben de senin gibi düşünüyorum.” dediğimiz de olur. Ancak ilerleyen süreçlerde konu ile ilgili tartışma derinleştikçe, ayrıntılarda hiç de karşımızdaki gibi düşünmediğimizi fark etmeye başlarız. Hatta bir süre sonra düşüncelerimizin birbirleri ile karşıt konumlara geldiklerini bile görürüz.

GÜNÜN SÖZÜ : BİR ÖNYARGIYI PARÇALAMAK ATOMU PARÇALAMAKTAN DAHA ZORDUR.
EISTEIN

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER