Asikurtlar©

NE ZAMAN TÜRK’TEN VE TÜRKMEN’DEN YANA OLDUNUZ Kİ?

NE ZAMAN TÜRK’TEN VE TÜRKMEN’DEN YANA OLDUNUZ Kİ?
29 Kasım 2015 - 6:00 'de eklendi ve 5228 kez görüntülendi.

Suriye’de ki Bayır-Bucak Türkmenlerine Rusya ve Esad rejiminin saldırmasının ardından meşhur MİT tırları hadisesi, son zamanlarda yeniden gündemde. Ocak 2014’te, savcıların MİT tırlarını durdurması ve yapılan aramada tırların içinin silah ve mühimmat dolu olduğunun ortaya çıkması sonucunda, AKP iktidarı bu durumu ‘’ Türkmenlerine yardım gönderiyorduk’’ diyerek açıklamıştı. Sonraki süreçte ise, AKP’nin önemli isimlerinden konuyla ilgili çelişkili açıklamalar gelmişti. AKP iktidarının Bayır-Bucak Türkmenlerine Rusya ve Esad rejiminin saldırmasını fırsat bilerek, MİT tırlarının Türkmenlere yardım götürdüğüne ve o yardımlar ulaşmış olsa söz konusu saldırıların gerçekleşmeyeceğine dair yeniden balon uçurması üzerine Ortadoğu Gazetesi yazarı Yıldıray Çiçek, 25 Kasım 2015 tarihli ‘’ 2000 TIR NEREYE GİTTİ? TÜRKMENLERE GİTMEDİĞİ ORTADA!’’ başlık yazısında, konuyla ilgili AKP cenahının çelişkili ifadelerini sahipleri ve tarihleriyle birlikte köşesine taşıdı. Yıldıray Çiçek’in söz konusu yazısını okuyan akıl ve mantık sahibi herkes, AKP iktidarının Türkmenlere yardımda bulunmadığını, sadece tırlardaki silahları masum göstermek ve bu masumiyet üzerinden prim yapabilmek için Türkmenlere yardım gönderiyorduk safsatasını dillendirdiğini anlar.

Bu mevzuyu birde AKP’nin fıtratı açısından değerlendirmek gerekiyor. Varsayalım ki, AKP’nin önemli isimleri konuyla ilgili tutarsız açıklamalarda bulunmadı ve AKP iktidarı adına bu konuda açıklama yapan herkes, ağız birliği etmişçesine MİT tırlarının Türkmenlere yardım götürdüğünden bahsetti. Durum böyle olsa dahi, AKP’nin Türkmenlere yardımda bulunmadığı ve bulunamayacağını apaçık ortadadır. Bunu anlayabilmek için, AKP’nin 13 yıllık iktidarına bakmak yeterlidir. AKP 2002’de ilk kez iktidar olduğunda, bugün kamuoyunun unuttuğu kırmızı çizgileri vardı Türkiye Cumhuriyeti’nin. Nerede mi? Tarihi ve hukuki açıdan Türk yurdu, Türkmen diyarı olduğu tescilli olan Kerkük-Musul’da. Bu kırmızı çizgilerin korunması, hangi hükümet iş başına gelirse gelsin Türkiye’nin devlet politikası idi. Dahası, Türkiye çizgilerin bir adım ihlalini savaş sebebi sayacağını uluslararası camiaya kabul ettirmişti. 2003’te ABD güçleri Kerkük-Musul’a girdiğinde yapılan ilk iş, nüfus ve tapu dairelerinin yağmalanması olmuştu. Sonrasında ise; ABD öncülüğüyle ve AKP eliyle, PKK hamisi, Mehmetçik ve Türkmen katili Barzani’ye kırmızı çizgilerimiz pas pas edildi ve Türkmenler Barzani’nin insafına (!) bırakıldı. Barzani’nin AKP iktidarı tarafından Türkiye’de kırmızı halılar ile karşılanması, AKP kongresine davet edilmesi, o kongrede AKP’lilerin ‘’ Türkiye seninle gurur duyuyor’’ sloganı atması ve 2013’te Diyarbakır’da Erdoğan’ın Barzani’yi ‘’ Kürdistan’a hoş geldiniz’’ diye karşılaması da işin cabası. Türkiye’nin Kerkük-Musul’da ki kırmızı çizgilerinin silindiği gün, BOP’un can damarı olan dört ayaklı sözde Kürdistan’ın ilk ayağı oluşturuldu. Burada bir hususa daha var; AKP’nin on üç yıllık iktidarı döneminde, Suriye Türkmenlerinden çok daha önce ve defalarca Irak Türkmenleri zulme uğramıştır. Ancak AKP iktidarının o vakitler Türkmenlere yardımı ne duyulmuş ne de görülmüştür. Öyle zannediyorum ki, Irak Türkmenlerine yardım ederek, bir zamanlar Türk Ordusunun uzman çavuşunun elini öpen Barzani’yi kızdırmak istemediler. Bu da gayet doğaldır, AKP ve Barzani aynı BOP’un gülleri sonuçta.

Yine AKP’nin ilk kez iktidar olduğu günlerde, Türkiye’nin gündemindeki konulardan biri Kıbrıs’tı. AKP iktidarı, ‘’çözümsüzlük çözüm değildir’’ sloganı ile Kıbrıs Türklüğünü Rumlara yem edecek olan Annan Planının kabul edilmesi ve uygulanması için yoğun bir çaba içindeydi. Oysa Kıbrıs’a çözüm 1974’te Türkiye’nin müdahalesi ile gelmiş, Türk kanının akması durmuş ve Türkiye’nin müdahalesinden beri adada genel olarak huzur hakimdi. Tek sorun, iki yüzlü ve Haçlı zihniyetinde olan Batı’nın KKTC’yi tanımaması ve diğer dünya ülkelerinin tanımasına da izin vermemesi idi. Irak’ta Türkmenlerden yüz çevirip Türkmen katili Barzani ile kol kola giren AKP iktidarı, Kıbrıs’ta da, Kıbrıs Türklüğünün var oluş mücadelesinin simgesi ve büyük dava adamı rahmetli Rauf Denktaş’a sırtını dönmüştü. Annan Planına karşı çıkıyor, bu plandaki tuzakları Kıbrıs’ta olduğu gibi Türkiye’de de halka anlatıyor diye cennet mekân Rauf Denktaş’ı istenmeyen adam ilan etmişler ve Türkiye’den kovmaya bile kalkmışlardı. Rumlar, AB’ye Türklerle birlikte girmek istemediğinden Annan Planını reddetmiş ve Kıbrıs Türklüğünün beka sorunu yaşamasının eşiğinden dönülmüştü.

Çin işgali altındaki Doğu Türkistan, AKP döneminde defalarca Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulümle gündeme geldi. Usulen ve birazda gelen tepkiler nedeniyle, AKP iktidarından konuyla ilgili cılız birkaç kınama dışında Uygur Türklerine bir yardım (!) olmadı. Gözden ırak olanın, gönülden de ırak olması sebebiyle Doğu Türkistan’a yardım edilmedi diyeceğim ama Arakan ile aynı coğrafyada idi Doğu Türkistan. Arakan Müslümanlarına yardım kampanyaları düzenleyen AKP iktidarı, komünist Çin’in insanlık dışı uygulamalarına rağmen Müslümanlıklarını yaşama ve yaşatma mücadelesi veren Uygur Türklerinin Müslüman olduğundan elbette habersiz değildi. Mesele, Doğu Türkistan’ın gözden ırak olması değil, AKP’nin gönlünde Türk’ün olmaması idi.

2014’ün başında, tarihi ve hukuki açıdan Türk’ün olduğu tescilli bir başka Türk yurdu olan Kırım, Rusya tarafından işgal edildi. Rusya’ya, dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun yine usulen bir kınaması dışında AKP iktidarı hiçbir tepki göstermedi. Göstermediği gibi, Kırım Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Türklerine sahip çıkılmadı.

Türkiye, Şubat 2015’te ancak AKP gibi bir iktidarın sayesinde yaşayabileceği bir ilki yaşadı. Hiçbir saldırı olmamasına rağmen, IŞİD tehdidi yüzünden Süleyman Şah Türbesinden çekilerek Cumhuriyet tarihimizin ilk toprak kaybını yaşadık. Türbede, ecdadımız Süleyman Şah’ın aziz naaşı ve görevli askeri personel dışında Türk yoktu. Türbe yardıma değil korunmaya muhtaçtı. Ancak AKP iktidarı Süleyman Şah Türbesinden çekilmeyi tercih etti. Çünkü türbenin bulunduğu toprak parçası Türk’tü, Türk’ündü. AKP iktidarının 13 yıldır AB uyum paketleri, açılım ve çözüm süreci ile Türk milletine yapmak istediği suikastı ise anlatmaya hiç gerek yok. Bugüne kadar yaşananlar herkesin malumu.

Peki düşünecek olursak; Türkiye’ye 300 km uzaklıktaki Kırım’da Türklerine sahip çıkmayan, Kırım’ın işgali sırasında Rusya’ya tepki göstermeyen AKP iktidarı, bugün Türkmenlere saldırıyor diye, üstelik uçağını düşürecek kadar neden Rusya’yı karşısına alıyor? Rusya’nın Türkmenlere saldırması elbette kabul edilemez. Elbette ki Türkiye maddi ve manevi Türkmenlerin yanında olmalıdır. Türkmen, Türk’ün hem canı hem de cananıdır. Ancak şurası var ki; Kırım’da ki de Türk, Bayır-Bucak’ta ki Türk. Kırım’ı işgal edende Rusya, Bayır-Bucak Türkmenlerini bombalayanda. Suriye’de iç savaş başladığından beri hiçbir safta yer almayan, Esad rejimine karşı da baş kaldırmayan, sadece kendini korumak için refleks gösteren Türkmenlere Rusya ve Esad rejiminin saldırması da, yukarıda anlattığımız örnekleri ile, bugüne kadar Türkiye’de bile Türk’ten yana olmamış AKP iktidarının Suriye’de Türkmenlere sahip çıkıyor pozu vermesi de düşündürücü değil mi? Diyeceğim o dur ki; AKP iktidarının Rusya’yı karşısına alması, Rusya’nın Suriye’de Türkmen varlığına kastetmesinden değil, ABD’nin menfaatlerine kastetmesi ve BOP’un sekteye uğraması ihtimalindendir. Velhasıl; bugüne kadar Kerkük-Musul’da, Kıbrıs’ta, Doğu Türkistan’da, Kırım’da, Süleyman Şah’ta ve Türkiye’de Türk’ün tarafında değil daima karşısında olmuş olan AKP’nin Suriye’de Türkmenlerin yanında olacağını ve onlara yardım götüreceğini düşünmek, akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Zira Türk’ün, Türkmen’in yanında olmaya AKP’nin fıtratı izin vermez…

FATİH ERGİN

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER