SON DAKİKA

Ne Sağcı Ne Solcu Ülkücüyüz Biz!

Bu haber 07 Haziran 2014 - 9:25 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

Biz, bütün ülkemizi yakan bir ateşin içinde yandık… Vatan aşkıyla, bayrak aşkıyla, ezan aşkıyla tutuştuk. Bizi adeta ışığa koşanlar gibi, ateşe koştuk. Biz, çileye talip olduk, eza gördük, cefa çektik. Kalabalıklar arasında yalnızdık, nicelik içinde nitelik olduk. Biz, Allah dedikçe, onlar yok dedi, biz vatan dedikçe, onlar alt tarafı toprak dedi. Biz, bayrak dedikçe, onlar orak çekişçi kızıl bayrak sandılar..

Elhamdülillah hem Türk, hem Müslüman’ız dedik, onlar olmaz ille de birisi dedi. Biz, vatan sevgisi imandandır dedik, onlar tanımayız dedi. Biz, bayrak dedik, onlar bez parçası dedi. Biz, Kelime-i Şehadet getirdikçe, onlar sadece Kelime-i Tevhid dedi. Biz, meydanlarda gümbür gümbür kavgalara koştuk, onlar namaz kılacağız diye evlere, gizli hücrelere sığındılar, kaçtılar.

Hiçbir farkları yoktu birbirlerinden. İkisi de vatansız, ikisi de bayraksız, ikisi de milletsiz, ikisi de devletsizdi. Biri namaz kılarak bunlara sahip çıkıyordu, diğeri komünizm adına. Biri açıktan saldırıyordu, rengi belli, kıyafeti belli. diğeri gizli kapaklı iş çeviriyordu, içleri kırmızı, dışları yeşil, karpuz gibiydiler. Bizse bu ikisi arasında kalmıştık bir yanımız ihanet derecesine yükselen tavrıyla sol; diğeri, sola geçit veren sağ. Solla gizliden ittifak yapan ümmetçiler.

XXXXXXX

Biz alev alev yanıyorduk, ateşler içinde. Baskın yiyorduk yurtlarda, taranıyorduk lojmanlarda, kurşuna diziliyorduk tarlalarda… Geriliyorduk Filistin askılarında, haşlanmış yumurta yediriliyordu koltuk altlarımızda… Pol-Der’li birkaç sapık işkencecinin sorgusuna maruz kalıyorduk. Vatanı seviyorduk ya, bayrağa aşıktık ya, o zaman sövülmeli, dövülmeli, hatta öldürülmeliydik.

Sinema bizden uzak, tiyatro bizim üzerimizeydi. Her daim kurşunlandık. Kampüslerde vurulduk. Sınıflarda hava bastılar ciğerlerimize… Yazdığımız yazılar için nöbet tuttuk duvar önlerinde, Milliyetçi Türkiye. Biz vatan dedikçe azıyordu vatansızlar. Her akşam “Bizim radyo” dinliyorlardı. Türkülerinde yer alıyordu asker, “uzatmalı itin biri” diye. Karakollar taranıyor, bankalar soyuluyordu.

Duygu yüklü insanlardık, acıları yaşadığımızdan kalplerimiz hep ağlardı, gözlerimize abdest aldırırdık. Duygu yüklü insanlardık, dostlarımızla hem acımızı, hem sevgimizi paylaşırdık. Acılarımız azalsın, sevgilerimiz çoğalsın diye. İsyanımız, merhametimize yenik düşer, sıkılır ellerimiz, kilitlenirdi dişlerimiz.

XXXXXXX

Sevdamız kuvvetliydi, açılamadık sevdiğimize… Onlar devrim nikahı kıyarken, biz elini tutamadık sevdiğimizin. Gariptik, garibandık. Para hak getire, vurulup yere düştüğünde, şehit olan Yusuf’umun cebinden 35 kuruş çıkmıştı. Allah yolunun yolcuları, kutlu davanın davacıları olduk.

Sahip çıkılmayacak vatanın, batmasının hak olduğunu biliyorduk. Biz, kralın sağında ya da solunda oturanlardan değildik. Biz, ülkücüydük. Sonunu düşünmeyen kahramanlardı şehit olup gidenler. Ecdadımız gibi kaviydik, hem Yunus olduk, hem Yavuz. Şayet elimize silah geçtiyse Kırıkkaleydi, çakaralmazdı… Nefsi müdafaa için kullandık. Vatanımızda parya muamelesi gördük, kansızlar kan, soysuzlar soy buldu. Bize bol bol kurşun düştü.

C-5’ler, Mamak zindanlarında, vatanı Kızıl emperyalistlere teslim etmek isteyenlerle aynı koğuşlarda, konuşmasını bilmeyenlerin isteğiyle İstiklal marşı söyledik. Karanlık gecelerde, Allah’ımıza sığındık. Ellerimiz açıldı Rabbimize, içimizi ona döktük. Çile dolduran Derviş olduk, farz ettik ki inzivaya çekildik. Taş Medreseli olduk, Yusufiye’liydik… Biz bu vatan için bedellerin en büyüğünü canımızla verdik. Göğsümüzü gerdik dursun hayasızca akın diye…

XXXXXXX

Kahpelerden olmadık, satılmadık… “Halbuki yoldaşını bırakıp kaçanların/ Değişilir topu da bir sokak kaltağına” dedik Atsızca, içtik Orhun kaynağından, ruhumuzu kandırdık doya doya. Bu hareket ki temelinde can var, kan var, dua var, gözyaşı var… Bu hareket ki kutsal… Bu hareket ki mevkii şehadet, mekanı cennet… Bu hareket ki Başbuğu Alparslan Türkeş, Lideri Devlet Bahçeli…

Çanakkale’de cephede ölen arkadaşını gördüğü, bir dakika sonra öleceğini bildiği halde ölüme atlayıp Çanakkale’yi geçilmez yapan şehitlerimiz gibi; bir cenaze namazında, bir sonrakinde kendinin olacağını bile bile kavgasına dönüp Türkiye’yi Babrak Karmal’lara bırakmayan kahramanlardık.

Onlar “Kahrolsun Amerika” diye bağırırken; biz, ” Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, her şey Türk’e göre, Türklük için” diyorduk.

Kahpe Eylüllere kurban gittik.

Sehpalara çıkardılar beni,

Adım, Selçuk Duracık.

Urganı geçirdiler boynuma,

Adım, Halil Esendağ.

Kafaları almadı, şerefsizlere inat,

Ulan! Biz ölmedik, bitmedik.

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.