Asikurtlar©

Ne olacak bu memleketin hali?

Ne olacak bu memleketin hali?
06 Haziran 2016 - 11:34 'de eklendi ve 4104 kez görüntülendi.

 

 

İhanet durmuyor, terör ara vermiyor, şehitler yürek yakıyor. Yalanın ve talanın sınırı yok. Yalnızlık, itibarsızlık, çürüme, çözülme, ümitsizlik, güvensizlik, çaresizlik ve çöküş değişmezimiz olmuştur. Buna rağmen hala plan yapıyor, hala oyun oynuyor, hala milletin aklıyla alay ediyorlar. Nereye kadar böyle gidecek? Bu kadar kaybın, bedelin sonu nasıl gelecek?

ÜLKEYİ BU HALE KİM GETİRDİ?
Bu ülkede yaşayıp da akıl sağlığı yerinde olan herkesin gördüğü tablo budur, sorduğu sorular bunlardır. Bir cevap bulabilen var mı bilmiyoruz, ama bu gidişin sonunun felaket olduğunu görmek ve anlamak için kahin olmak gerekmiyor. Hiçbir ülke, hiçbir devlet, hiçbir millet bu kadar yalana, talana ve ihanete bu kadar tahammül edemez ve bunun altından kalkamaz. Türk milleti için de artık duvara dayanılmıştır. Allah rızası için birisi çıksın iyi bir şey söylesin, ümit veren, heyecan uyandıran bir ihtimalden söz etsin. Yol yapmak, köprü yapmak güzel de, bedeli bu kadar ağır ve derin mi olmalıdır? Kaldı ki, yapılanla harcananın orantılı olduğunu kim söyleyebilir? Hadi bunları kabul ettik. Peki, bu kadar ihaneti, yıkımı, bölünmeyi, şehidi, yetimi nereye koyacağız? Kim getirdi ülkeyi bu hale? Yarının daha iyi olacağı ümidini taşıyan tek bir Allah’ın kulu çıkar mı? Borcun, yitiğin, işsizliğin, çürümenin hesabını yapan var mı? Ekonomi her tarafından imdat sinyalleri veriyor. İşsizliğin ve çaresizlin beraberinde nasıl bir çürüme, çürümenin de nasıl bir sosyal yıkım getirdiğini anlamak için daha ne olması gerekiyor?

BEDELİ DÜRÜST VATANDAŞ ÖDÜYOR
Hapishanelerde yer kalmadı. Yanımızdan geçen herkese şüpheyle bakar hale geldik. Bir ülke düşünün ki, elektriği çalanı yakalamak ve hesabını sormak yerine, çalınanın bedelini dürüst ve namuslu vatandaştan almak için meclisinden kanun çıkarıyor. Bu kanun artık sözün bittiği yerdir. Çürümenin ve talanın kanunlaşmış ve resmi hale gelmiş şeklidir. Bundan sonra kim ne söylerse söylesin artık hikayedir. Devlet bile yolsuzluğun, hırsızlığın aleti haline getirilmiştir. Kim ne söyleyecek, kimden ne bekleyeceğiz? Yargı deseniz ayrı bir facia. Yüksek yargı temsilcilerinin yaptıklarını bir kenara bırakalım, bir ülke düşünün ki, yapılan araştırmalarda yargıya güven yüzde 30’lara düşmüş olsun. Burada haktan, hukuktan, adaletten, eşitlikten ve insanlıktan nasıl söz edilebilir, edilen sözlerin de ne kadar değeri ve hükmü olabilir?

NE KURUM KALDI NE KURAL
Hangi birini söyleyelim. Eğitim deseniz felaket, sağlık deseniz facia, kültürü geçmiş yüzyıllarda arıyor, sanat ve sporu şahsi becerilerle sınırlıyoruz. Üniversitelerimizin birçoğu tabeladan öteye geçemiyor. Ne kurum kaldı, ne kural. Anayasa dahi önemsiz ve değersiz bir metin olmanın ötesine geçemiyor. Hukuk yok, demokrasi rafa kalktı, insan hakkı iktidarın menfaatleriyle sınırlı, basın özgürlüğü çoktan rahmete kavuştu. Bunların yerini menfaate göre şekillenen, duruma göre değişen fiili durumlar aldı. Bir tarafta görgüsüz, kimliksiz ve menfaat uğruna her değeri feda eden yandaşlar, yanaşmalar ve onların etrafındaki türedi zenginler; diğer tarafta bunlarla yarışan, bunların yerine geçmek isteyen soysuz, kıblesiz, yüreksiz, kimliksiz, milliyetsiz ihanet yuvaları. Memleket bu iki kesim arasında oradan oraya savrulup duruyor.

HER YERDE ALAY KONUSU
İçerideki bu hazin manzara, dışarıdaki Türk ve Türkiye düşmanlarını daha da coşturmuştur. Yanlışlar, teslimiyetler, iş bilmez, kural tanımaz, dün söylediği bugünü tutmayan bir anlayış, beraberinde büyük ve derin bir yalnızlık getirmiştir. Medeni dünya yavaş yavaş uzaklaşmakla kalmamış, araya mesafe koyup tavır almıştır. Almanya gibi bir ülkenin dahi Türk milletini Ermeni iftiralarıyla suçlamayacak bir tasarıyı meclisinden geçirmesinin temel sebebi burada aranmalıdır. Açıktan tavır koyuyor, rest çekiyorlar. Neredeyse bütün dünya medyasında AKP iktidarı alay konusu olmanın dışında hiçbir şekilde yer alamıyor. Bu yüreğimizi sızlatan manzarayı da, “kalkınıyoruz, gelişiyoruz, yarışıyoruz, bizi çekemiyorlar, kıskanıyorlar ve çelmelemeye çalışıyorlar” gibi akıllara durgunluk veren bir argümanla izah etmeye kalkışıyorlar. “Değerli yalnızlık” diyerek, bu içler acısı durumu bile bu millete iyi ve doğru bir şeymiş gibi hazmettirmeye uğraşıyorlar. Oysa, akıl ve izan sahibi herkes bilir ki, gelişen, değişen, ilerleyen, kalkınan, demokrasi standardını yükselten, hukuk esas alan ülkelerin saygınlığı, itibarı ve etkisi de o ölçüde ileri gider.

UGANDA’DA İTİBAR ARIYORUZ
Müttefikimiz, stratejik ortağımız ABD gözümüzün içine baka baka teröristlerle işbirliği yapıyor. Kilis savaş yaşıyor ve Rusya’nın gazabına uğramak korkusuyla bir tek uçak kaldıramıyoruz. Önce ABD’den bizim yerimize uçak kaldırıp, IŞİD belasını bitirmesini talep ediyoruz, sonra da niye PYD ile işbirliği yaptıklarını sorgulayıp kınamada bulunuyoruz. Bu kadar tutarsızlığın ciddiye alınması elbette mümkün olmuyor. Ne IŞİD’i vuruyorlar, ne PYD ortaklığından vazgeçiyorlar. Olan Türk milletine oluyor. AB ile ilişkilerimiz ayrı bir vahamettir. Bize bakışları ve beklentileri, Suriye bataklığından gelen göçe toplama kampı olmakla sınırlıdır. Bu dün de böyleydi, bugün de böyledir. İktidarımız durumu daha yeni fark etmiş. Esip gürlüyor, rest çekip meydan okuyor. Ancak ne dinleyen var, ne dikkate alan çıkıyor. Bizi biraz anlayan, biraz ilgilenin Almanya vardı, o da terk etmekle kalmadı, ardana vurdu. Üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi haline düştüğümüzü aylardır yazıyoruz. Keşke yanılmış olsaydık. İtibarı Afrika’da, saygınlığı Uganda’da arıyoruz.

MHP’DEN BAŞKA ÜMİT YOK
Yine geldik aynı yere. Ne olacak bu memleketin hali? Uyanmamız için daha ne olması, kaybın nerelere dayanması gerekiyor? Her şey açık ve dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Böyle devam edemeyiz. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız. Akıl ve vicdan sahibi herkes şahittir ki, tek ve son ümit MHP kalmıştır. MHP üzerinde oynanan oyunu ivedilikle bozmak ve memlekete sahip çıkmak bir vatan görevi haline gelmiştir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER