Asikurtlar©

Ne kurum kaldı ne kural

Ne kurum kaldı ne kural
30 Mayıs 2016 - 15:14 'de eklendi ve 4181 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye sürdürülemez bir yönetimin girdabına kapılmış durumdadır. Ülkenin varlığına tehdit eden, toplumsal yapıyı dinamitleyen, bizi amansız bir ateş çemberine alan, itibarı ve saygınlığı yerlerde süründüren zihniyet, bir kabus gibi milletin üzerine çökmüştür. Yaşananlar bizi çok daha ağır ve acı bir sürecin beklediğini gösteriyor.

AKILLARINA ESENİ YAPIYORLAR
AKP’ye bir defa daha iktidar vermenin felaket olduğunu her ne kadar biliyor ve söylüyor olsak da, bu kadarına ihtimal vermemiştik. Anayasa, kanun, meclis, hükümet, yargı ve demokrasi kelimenin tam anlamıyla askıya alınmış durumdadır. Kendi deyimleriyle bir fiili durum oluşturulmuş, bütün kurumlar, kurallar, teamüller, gelenekler boşa çıkarılmıştır. Akıllarına ne esiyorsa onu yapıyor, işlerine ne gelirse onu uyguluyor, menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu dayatıyorlar. Ne kuvvetler ayrılığı ilkesi kaldı, ne hukuk bir önem ve anlam ifade ediyor. Her şey birbirine karıştı ve içinden çıkılmaz hale geldi. Sadece bu kadarı bile “başkanlık sistemi” denilerek neyin hedeflendiğini, ne yapılmak istendiğini ve bu gidişin sonunun nerede kalacağını anlamaya ve anlatmaya fazlasıyla yeterlidir.

TUZ KOKTU
Et kokarsa tuzlarsınız, tuz kokarsa ne yapacaksınız? Geldiğimiz nokta tuzun kokmasıdır. Kimi kime şikayet edecek, çareyi ve çözümü nerede arayacaksınız? Bir ülke düşünün ki, tamamen iktidarın yetersizlikleri, teslimiyetleri ve yanlışları yüzünden bir bölgesinde iç savaş manzaraları yaşanıyor. Bu hazin durumu ortadan kaldırmak için yapılması gerekenlerin onda biri dahi yapılamıyor. İktidar sahipleri tedbir almak, bu kahpeliği durduracak çok yönlü bir mücadele başlatmak yerine, bütün sorumluluğu canlarını ortaya koyan kahraman güvenlik güçlerimizin üzerine yakılmış ve kenara çekilip kendi özel meselelerine dalmış. Hükümet milletten aldığı yetkiyi kendi elleriyle götürüp saraya teslim etmiş. Danıştay, Sayıştay, Yargıtay gibi yüksek yargı kurumları işlerini güçlerini bir kenara bırakmış sarayın peşine takılmış. Bu nasıl iştir, bu nasıl memlekettir, bu nasıl siyasettir, bu nasıl hukuktur? Kime ve neye güveneceğiz? Nereye gidiyoruz? Bu işin sonu nerede kalacak?

HER YERDE KAYBEDİYORUZ
Bu ülkenin bir Anayasası var, meclisi var, hükümeti var, muhalefeti var, yargısı var. Bunlar hiç mi bir önem ve anlam ifade etmiyor? Anayasa Saray’ın stepnesi, Meclis onay makamı, hükümet taşeronu, muhalefet azarlanma merkezi, yargı alkış kurumu mudur? Bu yapıdan saygın, etkin, kararlı bir ülke nasıl çıkacak? Bütün dünyanın alay konusu olduğumuzun farkında değil misiniz? İyiye giden, ümit veren, heyecanlandıran, sevindiren bir tek gelişme, bir tek ihtimal gösterebilir misiniz? İstisnasız her alanda kaybediyoruz, geri çekiliyoruz, bedel ödüyoruz. İşte size ABD ile PKK uzantısı PYD arasında yaşananlar. Adamlar gözümüzün içine baka baka ihaneti destekliyor ve kurumsallaştırıyorlar. Kınamak, kızmak, rest çekmek, ağır konuşmak tribünlere oynamaktan başka bir sonuç doğurmuyor. Ne itirazımızı dinleyen var, ne söylediklerimiz ciddiye alınıyor.

FİİLİSİ BUYSA
Şimdi birisi çıksın elini vicdanına koysun ve başkanlık sistemi gelince bütün bunların değişeceğini söylesin de, görelim. Tam tersine, fiili olarak başkanlık sistemi olduğu için bütün bu olumsuzluklar yaşanıyor. Fiilisi buysa hukukisini varın siz hesap edin. Başkanlık sistemi Anayasaya girince bugünden faklı bir durum olmayacağı gibi, tek adam tablosu daha da ağır ve etkin bir hale gelecek. Zaten yerle bir olan kurumlar, kurallar hepten ortadan kalkacak. Yürütme, yasama, yargı tek bir kişinin keyfine endekslenecek. Buradan bir huzur, saygınlık, etkinlik çıkması mümkün değildir.

TÜRKİYE MEÇHULE SÜRÜKLENİYOR
Önümüzdeki süreç çok şeye gebedir. Bugünkü meclis yapısından oluşturulan fiili duruma, hukuki alt yapı hazırlayacak bir kararın çıkması, yani başkanlık için Anayasa değişikliğine onay verilmesi imkansızdır. Bu gerçek orta yerde dururken, ısrar etmenin iyi niyetli bir izahı olamaz. Ortada bir teklif veya tasarı da yoktur. Kaldı ki, bir şekilde referanduma gidilse dahi, Türk milletini bu hazin duruma onay ve yol vereceğine zerre kadar ihtimal vermiyorum. Yapılan kamuoyu araştırmaları da bunu net olarak ortaya koyuyor. Bir Anayasamız var ve yürürlüktedir. Herkes bu Anayasayı dikkate almak zorundadır. Menfaate göre, adama göre fiili durum oluşturarak ülke yönetilemez. Türkiye hızla sonu meçhul bir yerlere sürükleniyor. Gizli bir el bir taraftan başkanlık dayatması ile ülkenin nefesini keserken, diğer taraftan da itiraz edecek mekanizmalara çomak sokuyor. MHP’den sonra CHP’nin de karıştırılacağı anlaşılıyor. Çok şükür ki, MHP bu oyunlara gelmiyor. Hızlı ve etkin kararlar alarak paralel organizasyonlar aşıyor.

TARİHTE ÖRNEĞİ YOK
Bir defa daha ve altını çizerek belirtelim: Türkiye bir girdaba düşmüştür. Sürdürülemez bir durum ortaya çıkmıştır. Hedeflenen sistemin Türk tarihinde bir örneği yoktur. Osmanlı’da kurumlar, kurallar vardı ve asla keyfilik yoktu. Cumhuriyet tarihindeki milli şef dönemi dahi, bugün oluşturulan fiili duruma veya “Türk tipi” dinilerek hedeflenen başkanlık sisteminin yanında çok masum kalmaktadır. Tamamen adama göre bir düzen kurulmak isteniyor. Varlığı ve devamı o adımın iki dudağının arasında olanlar da çaresiz biçimde bu garabetin peşinden sürükleniyor. Durum tam olarak budur ve bunun dışında söylenenler milletin aklıyla alay etmektir. Anayasaya herkesi bağlar. Yeni hükümetten beklenen saraya teslim olmak ve fiili durumu kabullenmek değil, Anayasaya, hukuka ve demokrasiye uymak ve ülkenin ağır sorunlarına ivedi biçimde çareler aramaktır. Başkanlık dayatmasının da, böyle bir sistemin de bu ülkeye hiçbir fayda getirmeyeceği test edilmiş ve onaylanmıştır. Daha fazla ısrar etmek, millete de, devlete de, vatana da en hafif şekliyle haksızlıktır.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER