Asikurtlar©

NAZİF EFENDİ OKUMUŞ AMA ADAM OLAMAMIŞ!

NAZİF EFENDİ OKUMUŞ AMA ADAM OLAMAMIŞ!
16 Kasım 2015 - 10:00 'de eklendi ve 4774 kez görüntülendi.

Türk milliyetçisi, ülkücü bir yazar olarak MHP’nin geçmişi ve geleceği hakkında samimi, yapıcı ve seviyeli eleştiri sunan her kim olursa olsun gerçekten hepsini baştacı olarak görüyorum. Çünkü böyle bir eleştiri tarzı, kurumların, kişilerin karakter ve şahsiyet varlığını her daim sağlamlaştırır. Fakat şair W. Whitman’ın “Sizi eleştirenlerden, size karşı cephe alanlardan, sizinle yarışanlardan alınacak büyük dersler vardır.” sözünü de bu noktada hatırlatmak istiyorum.

Her ülkücü ve MHP’li, 1 Kasım sonrası artarak devam eden MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik sözde eleştiri yapanlara ve cephe alanlara bu noktada çok dikkatli bakmalıdır. Çünkü bunlar yüzünden samimi eleştirisi olanların sesi dahi duyulmamaktadır.

İbretle izliyor ve takip ediyoruz.

Teröristbaşı Öcalan’ın eli eline değmiş Türk siyasetinde bilinen sanırım tek kişi (bilinmeyende olabilir) olan, cezaevinden çıkar çıkmaz, daha 1 yıl önce “PKK’lılara genel af çıkarılsın, Öcalan da serbest bırakılsın” diyen Doğu Perinçek’in gazete ve televizyonları, partisinin yöneticileri topyekün MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırıya geçti. Hepsi feryat ediyor “Devlet Bahçeli istifa etmelidir” diye…

“Akrabalarım HDP’ye oy verdi. MHP, HDP ile niye işbirliği yapmadı.” diyerek MHP’ye saldıran yazarlarıyla, Doğu Perinçek’in partisi ve örgütlerini öven, onların toplantılarında boy gösteren, televizyonunda MHP’yi ve Devlet Bahçeli’yi eleştirme kuyruğuna giren yazarlarıyla, geçmişte Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün danışmanlığını yapmış yazarlarıyla, geçmişte Başbuğ Türkeş’i de “Amerikancı, İsrailci, kâfir, ihaleci, menfaatçi, fikir endişesi, siyaset ahlâki kalmamış, fırsatçı, dayatmacı” şeklinde suçlayan BBP kökenli yazarlarıyla, geçmişte Tansu Çiller’in tetikçiliğini yaparak MHP’ye saldıran yazarlarıyla topyekün saldırıya geçerek “Devlet Bahçeli istifa etmelidir” kampanyası başlattılar. Bunların hepsi, Aydınlık gazetesinin bir değişik versiyonu Yeniçağ gazetesinde yaşanıyor. İşte sicil ortada…

Dertleri Ülkücülük, Türk Milliyetçiliği, MHP’nin başarısı mı? Elbette değil… Bunların hiçbiri MHP’ye oy dahi vermemiştir.

MHP’nin PKK’nın partisi HDP ile yanyana gelmemesini bir türlü hazmedemeyen, seçimden sonra ilk saldırdığı MHP Lideri Devlet Bahçeli olan ve iki gün önce hala “MHP Eğer CHP ile MHP, HDP destekli bir iktidarı kuruverseydi..” şeklinde içine oturan derdini yazan Hürriyet yazarı Ahmet Hakan “Devlet Bahçeli istifa etmelidir” diye viskisini yudumlayıp yudumlayıp saldırıya geçiyor.

Aslında bu ve benzerlerinin her saldırısından bile gerçekten büyük dersler çıkarılabilir. Bunlara bakıp çıkarılacak ders “Devlet Bahçeli’ye niye bu kadar düşmanlık besliyorlar” sorusunun cevabında yatmaktadır. PKK’dan, Öcalan’dan, Doğu Perinçek’ten rahatsız değiller ama Devlet Bahçeli’ye büyük öfke ve kin duyuyorlar. Burada büyük bir nirengi noktası yok mu?

Bu manada atlamadan geçemeyeceğimiz bir isimde Nazif Okumuş denen bir şahıs vardır.

1 Kasım akşamı ekranlara çıktı hala da inmek bilmiyor. Gözleri yuvasından fırlarcasına, kinle, nefretle MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırıyor.

“MHP’de gizli bir irade var” diyor ve “3 Kasım 2002 seçim kararını ve 1 Kasım 2015 seçim kararını o irade aldırdı” diyerek de bu söylemini güçlendirmeye çalışıyor.

Oysa MHP İstanbul milletvekili olduğu günlerde 3 Kasım seçim kararını Yeni Şafak’a şu şekilde değerlendiren bu Nazif Okumuş’tu:

“Ülkedeki suni oluşumların önüne geçebilmek için seçim istedik” dedi. MHP’nin seçim kararı almasında “28 Şubat süreci” deneyiminin etkili olduğunu kaydeden Okumuş “28 Şubat, Türkiye’de milletin verdiği yetkiyi gözardı ederek, millete rağmen demokrasi oyunu oynamaya çalışanların ortalığı bulandırdığı bir süreçti. O süreçte, Yalım Erez gibi isimleri ortaya çıkartarak, yapay oluşumlarla sanki cumhuriyetin geleneklerini yaşatmaya çalışıyormuş gibi bir görüntü verip, milletin yetki verdiği siyasi partileri alaşağı ederek, onları milletle karşı karşıya getirmek istediler. MHP, milletin verdiği yetkiyi başka hesaplarla kullanmak isteyenlere fırsat vermedi. MHP’yi bertaraf etmek istiyorlardı” dedi. DSP içinden farklı bir oluşum çıkartılarak, Batı’nın ısrarla arzu ettiği, Türkiye’ye yönelik yaptırımların hayata geçirilmek istendiğini belirten Nazif Okumuş, MHP’nin, Kemal Derviş gibi, yetkisini siyasetten almamış toplum mühendislerine fırsat vermeyeceğini kaydetti. (6 Eylül 2002)

***

1 Kasım 2015 erken seçim kararını MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin aldırdığını iddia etmek de ruhsal bir problemin işaretidir. 258 milletvekili olan AKP değil, 132 milletvekili olan CHP değil de 80 milletvekili olan MHP erken seçim yaptırmış öyle mi?

4 ilkesini kabul etmediği MHP’ye ve 35 gün peşinden koşturduğu CHP’ye koalisyon teklifinde dahi bulanmayan AKP değil, MHP erken seçim kararı aldırdı öyle mi?

Siyaset dehası(!) Nazif Okumuş, MHP, AKP ile ya da HDP destekli CHP ile koalisyon kurmadığı-kuramadığı için mi sorumlu?

MHP ilkelerinden taviz vermediği için mi suçlu?

AKP, MHP’ye koalisyon teklif etmedi, CHP’ye hükümet kurma görevi veren zaten olmadı. Nasıl olacaktı bu? Saçmalamak için niye kendini bu kadar zorluyorsun?

MHP’nin divanında görev yaparken, MHP’de milletvekili olurken, MHP’den milletvekili adayı olurken MHP’deki o gizli iradeyi hiç mi göremedin de şimdi mi görüyorsun Nazif Okumuş?

MHP’den en son olarak 2007’de İstanbul’dan 4. Sıra milletvekili adayı değil miydin?

Demek ki 2007 yılına kadar MHP Lideri Devlet Bahçeli hakkında bir sıkıntın, şikâyetin yokmuş…

Senin asıl sıkıntın Abant Palace Otelde 30 Nisan 2011’de başlayan Abant Platformu’nun “Yeni Dönem Yeni Anayasa” konulu toplantısından sonra ortaya çıktı. Bunu çok net biliyoruz.

Bu toplantıyı AKP-cemaat ittifakı gerçekleştirmişti. Şimdi o toplantıya katılanlar üç parçaya ayrıldı. Kimi AKP’de, kimi cemaatte, kimi HDP’de…

Bu toplantının açılış konuşmasını ayetlerle dalga geçen, rüşvete adı karışmış dönemin Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış yapmıştı.

Prof. Levent Köker, “Egemenliğin formülasyonu dahi yeniden düşünülmeli.” önerisinde bulunuyor, dönemin Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar konuşmasını Kürtçe açılışla yapıyor ve bölücü mesajlar veriyordu.

Mehmet Emin Aktar’ın Kürtçe konuşmasının arasına giren Abant Platformu üyesi ve Diyarbakır Bağımsız Milletvekili adayı PKK’lı Altan Tan, “Ali Rıza Septioğlu’nun dediği gibi diyeyim, kötü bir şey demedi.” esprisini yapıyordu. Talepler, istekler, konuşmalar hep Türk Milleti’nin bölünmesi ve PKK’nın taleplerinin yerine getirilmesi noktasındaydı.

Abant toplantısının sonuç bildirgesinine yansıyan bazı maddeler de şunlardı:

-Türkiye’nin şu anda önündeki en önemli üç anayasal sorun; kimlikler, temel hak ve özgürlükler, seçilmiş otoriteler-asker ilişkileri ve diğer vesayet kurumlarının demokrasinin temel ilkelerine uygun olarak yeniden yapılandırılmasıdır.

-Temel hak ve özgürlükler, yeni anayasa sürecinin ana odağı olmalıdır. Hükümet sistemi tartışmaları (başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter rejim) yeni anayasanın çözmesi gereken temel sorunların gölgede kalmasına ve ertelenmesine sebep olmamalıdır.

-Anayasa Çalışma Gurubu, Yeni Anayasa Platformu, TÜSİAD ve TESEV gibi yeni anayasa çalışmaları yapan ve müzakere yürüten sivil insiyatifler, takdir ve saygıyla karşılanmıştır.”

***

Nazif Okumuş’un zihniyet tecavüzüne uğradığı ve kendi arkasına aldığı iradenin yeri de burasıydı.

O toplantıda Nazif Okumuş vardı ve o toplantı da teröristbaşı Öcalan’ın “Vatandaşlık tanımı “Türkiyelilik” ekseninde yapılmalıdır” dediği, Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye’de Türkiyelilik bilincini yakalamalıyız’ diyerek sahiplendiği “Türkiyelilik” kavramına destek veren şu konuşmayı yapıyordu:

“Bu coğrafyanın dışındaki insanların, çevrelerinin, ülkelerin olduğunu düşünüyor. Onların kafasında bu var. Türkiye’ye neler dayatılmak isteniyor diye bakıyor. Bugün dünden beri, dünden bu yana anayasal vatandaşlık, Türkiyelilik gibi kavramların belirli siyasi çevreler tarafından kullanılmasına şahit olmakla beraber, burada da yoğunlaştığını görüyorum. İzleyenlerimiz de buna şahit oluyor. Ben de rahatsız değilim. Düşünce hürriyetine inanan bir insan olarak, rahatsız değilim. Halkımızın da rahatsız olduğunu düşünmüyorum. Ama bunun ucu nereye gidecek diye düşünüyorum. Ben ülkenin aydınlarının buradaki hassasiyetlerini ve demokratik tartışmalarını çok önemsiyorum. İnanılmaz şekilde kıvanç duyuyorum.”

***
Recep Tayyip Erdoğan ve teröristbaşı Öcalan ile aynı düşünen Nazif Okumuş, Türkiye’de milli direnç gösteren MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye de gözlerini yuvadan fırlatacak derece de pozisyon alarak ve kıpkırmızı surat haline dönüşerek saldırıyor.

İşte MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldıran Nazif Okumuş’ın profil özeti bu…

MHP içinde samimi özeleştirisini yapanlar, bunlar gibi tiplere dikkat kesilmelidir. MHP’de “milletvekili olamadım” diye gözünü karartmış ve menfaatleri için her değerini, ideolojisini satacak olanlara da özellikle bu günlerde dikkat edilmelidir.

Milletvekili olursa “dünyanın en idealist, dava adamı Devlet Bahçeli”, olamayınca “MHP’yi gizli bir irade yönetiyor” nutukları… Şu ortada adı dolaşanlara bakın, milletvekili oldukları gün ne haldeydiler, milletvekili olmaya çalıştıkları gün ne haldeydiler, şimdi ne haldeler… Allah koltuk için kılıktan kılığa girenlerin haline düşürmesin…

Samimi ülkücüler eleştirisini elbette yapmalıdır. Ama bu tiplerin de samimi ülkücülerin sırtına basarak siyasi hesap yapmasına müsaade etmemelidir.

MHP, 1 Kasım seçimlerine “tarihi misyonunu, milliyetçi duruşunu” koruyarak girmiş ve AKP-CHP-HDP’nin karşısında milletin hakkını, hukukunu korumaya çalışmıştır. Bedel buysa, %4 oy kaybederek bunun bedelini ödemiştir. Yapılacak samimi eleştiriler bu noktayı kabul etmeden yapılırsa düşmana hizmet eder.

Kimse maske takıp gezmesin, herkes herkesi tanıyor ve biliyor.

YILDIRAY ÇİÇEK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER