SON DAKİKA

Müzakere ve şeref

Bu haber 09 Ocak 2013 - 14:05 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

ORHAN KARATAŞ

AKP’nin PKK’ya nasıl teslim olduğunu, bütün millet ibretle izliyor. Bu teslimiyetin federasyondan başlayıp bölünmeye gidecek bir fatura çıkaracağı kesindir. Terör AKP sayesinde adım adım hedefine ulaşmak üzeredir. Örgütün bebek katili lideri AKP’nin tek ve değişmez muhatabıdır.

Üç aşamalı plan

İhanet sürecinin nasıl işleyeceği belli olmuştur. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli grup toplantısında bu sürecin üç aşamalı olarak hayata geçirileceğinin anlaşıldığını belirtmiş ve şunları söylemiştir: “Bu yıkım yolunun kısa vadeli birinci aşamasında, PKK dayatmalarının hayata geçirilmesinin psikolojik alt yapısı hazırlanacak, bu konuda köprü görevi görecek idari ve yasal düzenlemeler hayata geçirilecektir. Türk kavramının engellenmesine yönelik girişimler için idari adımlar ve İmralı canisinin hapishane koşullarının iyileştirilmesi bu ilk aşamada gündeme gelecektir. Orta vadeli ikinci aşamada, kanun değişikliği gerektiren konularda düzenlemeler yapılacak ve TBMM’i ihanete ortak edilmeye çalışılacaktır. Üçüncü ve son aşamada ise anayasa değişikliklerinin gündeme taşınacağı ve eğer mümkün olursa üniter yapısının bozularak bölünmesi temin edilmiş olacaktır.”

Herkes vicdan muhasebesi yapmalı

Bütün bu planlarda unutulan ve hesaba katılmayan şey, Türk milletinin direncidir. Sayın Bahçeli’nin önemle altını çizdiği gibi, bu noktaya adım adım nasıl gelindiği hakkında herkes dürüst bir vicdan ve akıl muhasebesi yapmak durumundadır. Türkiye’nin geleceğinin kurtarılmasının her şeyden önce buna bağlı olduğu unutulmamalıdır. İçine sürüklendiği bu ağır şartlar karşısında, milli bir seferberlik ruhuyla harekete geçmek her Türk vatandaşının kaçamayacağı tarihi bir görev ve sorumluluktur.

TOKİ ve MİT

Türkiye’nin AKP ile birlikte terör ve bölücülükte kat ettiği mesafenin hazmettirilmesinde bütün değerlerin nasıl feda edildiğini ibretle gördük. İmralı canisi ile yapılan pazarlıkların ortaya çıkmasıyla birlikte, “biz hükümet olarak görüşmüyoruz, devletin istihbarat örgütleri görüşüyor” denilerek, Türk siyasetine tarihe geçen yeni bir yorum getirilmiştir. Müzakereleri Türk milletine duyuranlar şerefsizlikle itham edilmiş ve ispata davet edilmiştir.

Bugün her şey kendi itiraflarıyla ortalığa döküldüğü halde, hala aynı savunmayı yapmaya çalışmaları insan aklıyla alay etmenin çok ötesinde, trajikomik bir durum ortaya çıkarmıştır. Unutmamak gerekiyor ki, hükümetler bütün icraatlarını bizzat kendileri yapmazlar. Devletin organları eliyle yapar ve yaptırırlar. TOKİ’nin konutlarını da hükümet bizzat yapmıyor.

Tıpkı İmralı canisi ile görüşen MİT Müsteşarı gibi, hükümetin atadığı devlet görevlileri marifetiyle yapıyor. Ama seçim meydanlarına çıkıp, “şu kadar konut yaptık” diye sahipleniyor ve bunun üzerinden siyasi sonuç elde ediyor. TOKİ konutları ne kadar hükümetin bir icraatıysa, İmralı görüşmeleri de o kadar bir icraattır. TOKİ’deki olumlu ve olumsuz bütün sonuçların hesabı nasıl hükümetten soruluyorsa, İmralı’nın hesabı da sorulur.

Artık netleşti

Şeref meselesi artık netleşmiştir. MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli bu konuyu grup konuşmasında bir defa daha gündeme getirmiş ve şunları söylemiştir: “Allah büyük ve adaletlidir. Doğrunun, hakkın ve haklının yanındadır. Yalancının mumu her zaman yatsıya kadar yanmış, gizli kapaklı işler kimseyi mutlu etmemiş, pinokyoluk kimseye fayda sağlamamıştır. Yıllardır soruyoruz, yıllardır sorguluyoruz; İmralı canisiyle görüşme ve müzakereler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıktığına göre şerefsiz kimdir?

Şerefsizlik kimin payına ve hanesine düşmüştür? Şeref dersinden sınıfta çakmışların, her defasında ikmale kalmışların Türk milletinin ve devletinin şerefini sahiplenmesi nasıl mümkün olacaktır? Böylesi bir paradoksun içinden nasıl çıkılacak, batan şeref teknesi bölücülük ummanından nasıl çıkarılacaktır? Sayın Başbakan gelin önce bonusuyla birlikte epey biriken şu şeref bahsinin üzerinde duralım ve açıkta kalan şerefsizlik hesabını artık açılmamak üzere kapatalım. Böylece hak yerini bulsun, bizim payımıza gecikmiş iade itibarı, sana da yüz kızarıklığı ve bir özür dileme borcu düşsün.”

İmralı canisi siyasetçi mi?

AKP’nin terör ve bölücü ihanet konusundaki diğer söyledikleri de çelişkinin, çaresizliğin ve teslim olmanın itiraflarından başka bir anlam ifade etmemektedir. Başta sayın başbakan olmak üzere AKP adına konuşan herkes, terörle mücadele, siyasetle müzakere ettiklerini söylüyor. Şimdi bu durumda hemen soruyoruz: İmralı canisi ile yaptığınız nedir?

Terör örgütünün kurucusu, 40 bin insanın katili, ihanetin bir numaralı faali ne zaman siyasetçi oldu? Bu saatten sonra size yakışan Sayın Bahçeli’nin, “Nereye çalıştığı, kimlerin acenteliğini yaptığı aşağı yukarı malumumuz olan Cengiz Çandar’ın moderatörlüğünde, İmralı adasında terörist başıyla birlikte uygun bulacağınız bir televizyon kanalına birlikte katılınız. Sorundan ne anladığınızı, terörü nasıl tarif ettiğinizi şeffaf ve direkt bir şekilde aziz milletimizle paylaşınız. Sorunun teşhisinde uzlaşırsanız, bu defa da çözümden ne beklediğinizi ve çözümle neyi kast ettiğinizi müştereken açıklayınız.” Teklifini yerine getirmektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.