Asikurtlar©

Müyesser Yıldız yazdı: “Can güvenliğiniz için tutuklanmanız sizin menfaatinize olacak”

Müyesser Yıldız yazdı: “Can güvenliğiniz için tutuklanmanız sizin menfaatinize olacak”
07 Eylül 2016 - 2:00 'de eklendi ve 6730 kez görüntülendi.

Darbe sonrası gerçekleşen tutuklama ve tasfiyelerde “kuru-yaş” meselesi, mağduriyetler, hukuksuzluk iddiaları giderek büyürken, bu da oldu ve bir hakimin bir general hakkında, “Can güvenliğiniz için tutuklanmanız sizin menfaatinize olacak” diye tutuklama kararı verdiği öne sürüldü.

İddiaya konu olan isim -tutuklamanın ardından TSK’dan ihraç edildi- Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç. Darbecilerin hazırladığı belirtilen “görevlendirme listesinde hem Lojistik Komutanlığı’nda kalmış, hem de TRT Genel Müdürlüğü’ne atanmış gözüküyor.

DARBEDEN SONRA “GÖRÜLDÜ” DAMGALI İLK MEKTUP

Güvenç’in tutuklanma safahatına geçmeden önce bir ilk niteliği taşıyan, darbeden sonra Sincan Cezaevi’nden bir kuvvet komutanına gönderilen ilk el yazılı ve “görüldü” damgalı mektubundan söz edelim.

15 Temmuz’da Genelkurmay 2. Başkanı, sonrasında Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Yaşar Güler’e gönderildiği anlaşılan 22 Ağustos tarihli mektupta Güvenç, tam 7 sayfa o gece Ankara’da kalan “en kıdemli komutan” olduğunu anladığı andan itibaren kimlerle temasa geçip, darbenin önlenmesi için kimlere hangi talimatlar verdiğini ve Güler başta olmak üzere Akıncılar Üssü’nde tutulan komutanları nasıl kurtardığını anlatıyor.

İşte saat saat “ceride” niteliğinde olan o mektuptan bazı bölümler:
“Sayın Komutanım, Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı, Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi olarak darbeye karşı tüm Ankara’daki harekatı yönetmiştir. İlerleyen saatlerde Zırhlı Birlikler Okul Eğitim Tümen Komutanlığını devralan darbeci Tuğgeneral Ahmed Bican Kırker ile telefonda konuştum. Yaptıkları için çok yanlış, hukuksuz ve beyhude olduğunu, çocuklarını ve eşini seviyor ise derhal teslim olmasını bir generale değil ere bile söylenmeyecek dozda bağıra çağıra ifade ettim. Bu kişi çok geçmeden ekibi ile birlikte teslim oldu. Kendisinin Savcılık ifadesinde de teslim olmasında benimle yaptığı konuşmanın etkisini söylemiş. Sayın Komutanım, Ankara’da yürüttüğümüz darbeye karşı bu harekatı Ankara Valisi Mehmet Bey, Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Bey ile de gece ve gündüz koordine ettik. Hatta Ankara Emniyetinden Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı Harekat Merkezine bir polis emniyet amirini irtibat personeli olarak göndermelerini talep ettim. Biz de Ankara Merkez Komutanlığı’ndan bir Albayı Ankara Emniyet Müdürlüğüne irtibat subayı olarak görevlendirdik… Sayın Komutanım, gece ilk saatlerden itibaren Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ile koordine ettik. Ben özellikle sizlerin nerede olabileceğini, helikopterlerin Genelkurmay’dan itibaren radar izini bularak, kendisinin arama kurtarma planı yapmasını ve bunu benimle koordine etmesini emrettim. Ancak Özel Kuvvetler Komutanlığı da çok iyi durumda değildi… Sayın Komutanım, tüm bu faaliyetler Lojistik Başkanlığı Harekat Merkezi’nden, bilgisayar ortamında tüm ordu komutanlığı karargâhlarına an be an çekildi. Yani Ordu komutanlıkları harekat merkezlerinde de kayıtlı. Size ve Sn. Genelkurmay Başkanımıza 20 Temmuz sabahı kapalı zarfta sunmuştum… Sizin çok iyi bildiğiniz, Akıncı’dan Sn. Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın sabahtan sonraki saatlerde kurtulması sonrasında malumları, helikopter ile Çankaya’ya geçmesi, orada Sn. Başbakanla birlikte kamuoyuna görünmesi sonrasında, 1. Ordu Komutanı Org. Ümit Dündar’la telefonda konuşmalarını müteakip, Akıncı’daki durumun çok kritik olduğunu, hatta ambülans götürülmesini ve benim oraya giderek harekatı yönetmemi emrediyorlar. Sayın Komutanım, Ümit Paşa ile gece ve gün boyu defalarca konuştuk. Hem Sn. Genelkurmay Başkanımızın emrini, hem de diğer konuları teyid edebilirsiniz… Akıncılar konusundaki emri Ümit Dündar’dan alır almaz, Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Bey’le de koordine ettik… Yine Zekai Aksakallı ile görüşerek Akıncı’da Özel Kuvvetlerden neler olduğunu ve başında bulunan Albay Murat Yiğit’in beni Akıncı nizamiyesinde karşılamasını emrettim… Sayın Komutanım, hiç bir kimse sizlerin nerelerde olduğunu bilmiyordu… Ben Albay Murat Yiğit’e kendisini müzakereci olarak seçtiğimi, darbecilere, ‘Tüm birimlerin temizlendiğini, Mehmet Partigöç’ün teslim olmak için yalvardığını, şimdi sıranın Akıncı’ya geldiğini’ tek tek anlatmasını emredip, çok özür diliyorum, ‘analarını belleyeceğimizi, binayı dümdüz edeceğimi, eğer çocuklarını ve eşlerini seviyorlarsa, azıcık akılları var ise tüm komutanları sağ salim teslim etmelerini” söylemesini istedim… Bildiğiniz gibi gelişen bu durum üzerine telefon etme imkanı bularak, malumları bana telefonla ulaştınız. Ben de süratle çevre yolunu kullanarak, sizin bulunduğunuz yere gelmiştim.”

Güvenç mektubunda, darbecilerin kendisini TRT Genel Müdürü olarak görevlendirmesi hakkında da şunları yazdı:

“O gece TRT Genel Müdürlüğü’nde eli silahlı darbeci bir yarbay kendisini TRT Genel Müdürü olarak bağıra bağıra ve etrafa ateş ederken ifade ediyordu. İlerleyen saatlerde yakalandı… Malum mesajın ekinde bulunan listede benim ismimin karşısında aynı göreve devamla, birlikte TRT Md. yazılıydı. Sayın Komutanım, kimin yazdığı belli olmayan, benimle hiçbir kimsenin hiçbir şekilde koordine etmediği, benim hiçbir şekilde kabul etmediğim ulusal ve uluslararası hukuk, ahlâki ve idari hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan liste nedeniyle bugün F tipi cezaevindeyim. Sayın Komutanım, hayatını ortaya koyarak darbenin başarılı olmaması için mücadele eden ben, eğer darbeciler muvaffak olsalardı hedeflerinden birisi sizce ben olmaz mıydım?”

2. ORDU KOMUTANI OLACAKTI… CEZAEVİNDE VE ATILDI

Güvenç’in son cümlesinden devam edelim. Onu tanıyanlar ve emekli bir asker olan Avukatı Aytekin Erol’un söylediğine göre, darbe teşebbüsü olması TSK’da yapılacak “FETÖ” temizlik operasyonundan sonra 100’den fazla general emekli edilecek, Yıldırım Güvenç de Orgeneralliğe terfisinin ardından 2. Ordu Komutanlığı’na atanacaktı.

Ama o şimdi cezaevinde, üstelik TSK’dan atılmış durumda. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in de kendilerini kurtaran ismin Güvenç olduğu yönünde ifade verdiğini hatırlatan Avukat Aytekin Erol, Güvenç’in tutuklanmasına yol açan sözkonusu görevlendirme listesinin “FETÖ tarzı bir zulümle, bu listenin bir kısım insanlara kasten zarar vermek veya bir kısmının geçerli olduğu son derece geniş bir listeleme ile kalabalık içerisinde bazı insanların kamufle edilmesini sağlamak amacıyla yapılmış olabileceğine” dikkat çekti.

BÖYLE TUTUKLANDI

Güvenç’in, darbe teşebbüsünden 6 gün sonra ifadeye çağrıldığı, Emniyet’te gördüğü “kötü muamele” üzerine bağırıp çağırdığı, ertesi gün ifadesini alan Savcıya büyük bir özgüvenle, “Ben olmasaydım, şimdi siz benim ifademi alamayacaktınız” dediği şeklindeki detayları geçelim.

Diğer Avukatı Metin Şenay’la hakimin karşısına çıktığında, o gece olanları yukarıdaki mektupta olduğu gibi anlatmış. Hakim büyük bir dikkatle dinledikten sonra onları salondan çıkarmış. 15 dakika sonra -Avukatlara göre, ya düşündü ya da birileriyle görüştü- salona çağırdığında, görevlendirme listesini kastederek, “Sizi tutukluyorum, delil var” demiş. Avukat Metin Şenay, “Siz buna delil mi diyorsunuz?” diye tepki gösterince de işte şu karşılığı vermiş:

“Sizin can güvenliğiniz için, tutuklanmanız sizin menfaatinize olacaktır…”

Tabii tutuklama kararında bu yazmıyor. Yazan şu:

“Şüpheli Yıldırım Güvenç hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik eylemlere katıldığı, darbeciler tarafından hazırlanan görevlendirme atama listesinde şüphelinin TRT Genel Müdürlüğüne atandığının yazılı olduğu, üzerine atılı bulunan anayasal düzeni kaldırmaya teşebbüs suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunduğu, şüphelinin kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı CMK’nun 100. Maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. Maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelinin CMK’nun 101 nci maddeleri uyarınca tutuklanmasına karar verilmiştir.”

Avukat Sedat Akçelik birkaç gün önce komuta kademesine, “İçerdeki masum arkadaşlarınıza neden sahip çıkmıyorsunuz?” diye seslenmişti.

Yıldırım Güvenç kurtardığı Yaşar Güler’e yazdığı mektupta, bir yığın komutanın yanısıra Ankara Valisi ve Emniyet Müdürünün ismini vermiş. Sahi niye birisi çıkıp da, “Bunlar doğru veya yalan” demiyor? Bu kadar mı korkuyorlar?

Güvenç’le ilgili henüz kendisinin de duymadığı bir acı gelişmeyi aktarayım. Babası, ABD’deki kızkardeşinin yanındaymış. Bayramda oğlunu görmek için gelmiş. Ama dün kalp krizinden vefat etmiş.

Allah rahmet eylesin… Hapiste acı haber almak zordur… Allah yardımcıları olsun…

Müyesser Yıldız

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER