Asikurtlar©

Mutabakat bunun neresinde?

Mutabakat bunun neresinde?
05 Şubat 2016 - 18:52 'de eklendi ve 4313 kez görüntülendi.

 

Yeni bir anayasa yapmak için oluşturulan partiler arası kurul, “Anayasa Mutabakat Komisyonu” adıyla çalışmalarına başladı. Yeni, ülke ve dünya gerçeklerine dayalı, milli devleti, üniter yapıyı, laik sistemi esas alan, ilk 4 maddeye dokunmayan bir Anayasa’nın bu komisyonda şekillenebileceğine ve bu meclisten geçebileceğine inanıyoruz. Nereden gelip, nereye gittiği herkesin malumu olan HDP’yi dışarıda tutarsak, yeni böyle bir Anayasa yapılmasının önündeki tek engel, AKP’nin başkanlık dayatması ve özel hesaplarıdır.

                                      

Başkanlık dayatması

Önceki dönemde komisyon çok ciddi ve yoğun bir çalışma yapmış, 60 madde üzerinde mutabakat sağlamıştır. Anayasanın ilk 4 maddesi ve parlamenter sistemi esas alan bir düzenlemede çok kolaylıkla mutabakat sağlanabilir ve madde sayısı kısa süre içinde 90’ı, hatta 100’ü bulabilir. Ancak, AKP’nin, daha doğrusu sayın Cumhurbaşkanının yeni Anayasadan anladığı tek şey, yetkisi ve sınırları henüz belli olmayan, ancak dünyada eşi benzerinin bulunduğunu artık bildiğimiz, “Türk tipi Anayasa”dır. Bu Anayasada yürütme, yasama ve yargı yetkisinin de başkanda toplanacağını ve yeni ve kişiye özel bir vesayet sistemi hedeflendiğini de artık biliyoruz. İşte bu yüzden, bu komisyondan bir sonuç çıkması, sayın Cumhurbaşkanın tavrına ve etkisine bağlıdır. Nitekim, komisyon daha çalışmalara başlamadan sayın Cumhurbaşkanı tarafından yok sayılmış, toplantının ilk gününde de Meclis başkanı tarafından sabote edilmiştir.

 

Meclis başkanı baskı yapıyor

Üyelerin dahi henüz tespit edildiği ve hiçbir toplantının yapılmadığı, her hangi bir kararın alınmadığı bir süreçte, başkanlık için harekete geçmek, meydanlara inmek, miting planlamaları yapmak, süre belirlemek, sınır çizmek, komisyonu yok saymak değil de nedir? Nitekim, Meclis Başkanının da aynı yoldan gittiğini ve ilk toplantıda, “yeni kurulan komisyonumuz birikimden faydalanacak ve çalışmalar en kısa sürede tamamlanacaktır” diyerek, üyeleri baskı altına almaya çalıştığını hayretle izledik. En kısa süre ile kast edilen nedir? Bu kadar acelenin altında ne yatmaktadır? Apar topar hazırlanmış, yeteri kadar tartışılmamış ve çok yönlü düşünülmemiş bir Anayasa nasıl kalıcı olacak ve ihtiyaca cevap verecek?

 

Neden kısa süre?

Bu acelenin ülke meseleleriyle, yönetimde çıkan sorunlarla, vatandaşın dertleriyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bütün dünya biliyor ki, asıl sebep AKP’nin kendi iç çekişmeleri ve bir takım özel hesaplardır. Nitekim, sayın başbakanın açıklamalarında bunun izlerini görebiliyoruz. Sayın başbakan, “Yeni anayasa ertelenemez bir ihtiyaç. Muhalefet de yeni anayasa konusunda hemfikir. İnşallah 82 Anayasasını tarihe gönderip, bu Meclis’in yazdığı anayasa ile milletin huzuruna gidip destek isteyeceğiz. Diğer partilerin de ciddi katkılar vereceğine inanıyorum. Öyle bir anayasa yazalım ki 100 sene sonra da torunlarımız çalışabilsinler.” Diyor. Yeni Anayasa konusunda hiçbir partinin itirazı yok. Madem muhalefetin hemfikir olduğuna, ciddi katkılar vereceğine ve bu meclisten yeni bir anayasa yazabileceğine inanıyorsunuz, o halde Meclis başkanının “kısa süre” sınırlamasının sebebi nedir, sayın başbakan?

 

Cumhurbaşkanı ve başbakan arasındaki fark

Muhalefet partilerinin neye itiraz ettikleri kesin olduğuna göre, sayın başbakanın sözlerinden başkanlık sisteminin şart olmadığı sonucu da çıkıyor. Zaten sözlerinin devamında bunu daha da net ortaya koyuyor. “Biz, başkanlık sistemini istiyoruz. Niçin karşı çıkıyorlarsa anlatsınlar. En doğru Anayasa’yı yapalım. Ama kimse bu sistemi ‘çok iyi’ diye bize satmasın.” Diyor. Başkanlık sistemi istemek başka şeydir, bu sistemi olmazsa olmaz bir dayatmaya dönüştürmek başka şeydir. Sayın Cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki fark tam da buradadır. Cumhurbaşkanı için başkanlık sistemi şarttır. Oysa Başbakanın sözlerinden benim anladığım, muhalefet partileri niçin karşı olduklarını anlatırlarsa, başkanlık sisteminde ısrar edilmeyecektir. Bugünkü sistemin çok iyi olduğunu hiçbir parti hiçbir kimse söylemiyor. Bu sistem düzeltilmeli, yetki kargaşası ortadan kaldırılmalı ve Cumhurbaşkanını yetkileri sınırlandırılarak, parlamenter sistem güçlendirilmelidir. Zannediyorum, sayın başbakanın buna bir itirazı olmayacaktır.

                                      

İtirazlarını Cumhurbaşkanına yapmalı           

Sayın başbakanın bir başka itiraz noktası da, Cumhurbaşkanının Anayasa ve başkanlık tartışmaları sırasında hedef alınmasıdır. Muhalefet partilerine, “Şahsi hesaplar içinde olmamalıyız. Cumhurbaşkanımızı hedef almak, tartışmayı şahsileştirmek, bu sürece ihanettir” diyor. Bu sözlerden, “sayın Cumhurbaşkanını bu tartışmaların dışında bırakalım, siyasi partiler olarak biz şekillendirelim” sonucu çıkarabiliriz. Hatta başbakanın asıl mesajının bu olduğunu söylemek de haksızlık olmayacaktır. Ancak yeni Anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarını başlatan da, yürüten de, itiraz edenleri hedefe koyup en ağır şekilde eleştiren de, sayın Cumhurbaşkanı’dır. Dolayısı ile her tartışmanın içinde olması siyasetin tabiatı gereğidir. Sayın başbakan mevcut durumdan rahatsız oluyorsa, uyarılarını muhalefet partilerine değil, bir siyasi lider, hatta bir siyasi parti gibi hareket eden sayın Cumhurbaşkanına yapmalıdır.

 

Hayal ve gerçek

Yine aynı yere geldik. Yeni Anayasaya kimsenin itirazı yok. Bütün mesele kimin ne anladığı ve ne beklediğidir. Bu noktada işler karışıyor. Eğer gerçekten de, ülke ve milletin ihtiyacı olan, demokrasiyi ve hukuk esas alan, bölünmez bütünlüğü, milli devleti, üniter yapıyı koruyan bir Anayasa isteniyorsa, bu komisyon ve bu meclis bunu başarabilir.Ancak, başkanlık rüyaları ve özel hesaplar için bir Anayasa planlanıyorsa, bu bir hayaldir. Türk milleti de böyle bir hayale geçit vermeyeceğini, 7 Haziran seçimleri sırasında kesin olarak göstermiştir.

 

Orhan Karataş           

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER