Asikurtlar©

MÜKEMMELLİK GİRDABINDA BOĞULURKEN

MÜKEMMELLİK GİRDABINDA BOĞULURKEN
10 Ekim 2015 - 13:24 'de eklendi ve 4026 kez görüntülendi.

İnsanın yaratılışı gereği daima mükemmeli aradığına inanılır. Sanki en mükemmeline talip olmak, en mükemmelini yapmak, en mükemmeline yürümek ve en mükemmeline sahip olmak yaşamın amacıymış gibi ortaya konulur.
Aslında bu düşünce ve davranış biçiminin sadece yaratılıştan gelen bir eğilim olmadığı, bunun birazda dünyaya gelişimizden itibaren, gözümüzü açtığımızda ilk onların yüzlerini gördüğümüz ailemizin ve daha sonraları da okul, iş ve sosyal çevremizin bizden böyle bir beklenti içerisinde olmaları, yani bizi bu yönde zorlamaları da, bu eğilimin ortaya çıkmasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkar.

 

Yönlendirildiğimiz ve de olma peşinde koştuğumuz mükemmelliğin, hiç bir zaman bir üst sınırının olamayacağını hesaba katmamamızdan dolayı da, bir süre sonra bu düşünce ve davranış biçimine sahip olan ve kusursuzluk peşinde koşan insan zorlanmaya başlar.

 

Burada sadece çevrenin beklentilerinin ağırlık kazandığı bir yaşam tarzında, kişi kendi var oluşuna ters düşen bu düşünce kalıpları ve davranış örüntüleri içerisinde yaşamakta zorlanır.

 
Bu durum bir süre sonra O kişiyi iyiden iyiye sıkmaya başlar. Yani zoraki giydirilen elbise onu son derece rahatsız eder. Buna bağlı olarak ta insan kendi iç dünyası ile kendisine zoraki dayatılan yaşam biçimi arasında savaşmaya başlar. Bu savaş bizim ekranlardan seyretmeye alışık olduğumuz ve üzerinde sonu gelmeyen tartışmalar yaparak, mangalda küller bırakmadığımız, bildiğimiz savaşlara hiç benzemez.

 

 

Bu savaş her birimizin zihinlerinin derinliklerinde her gün, her saat ve her an yaşadığımız, ancak bir o kadarda bir birimizden, hatta kendimizden dahi sakladığımız, bir savaştır. Bu durum belli dönemlerde bizlere o kadar çok gelgitler yaşatır ki! sonunda, kendi iç dünyamızın mı yoksa da dış dünyamızın mı daha çok dikkate alınması konusunda, bir türlü dengeyi bulamayız.

 

 

İşte bu dengeyi bulamama durumu, günlük yaşamımızdaki anksiyeteli olma veya halk dilinde sinirli olma şeklinde tabir edilen ruh halinin, en önemli sebeplerinden birisi olarak karşımıza çıkar.
Mükemmellik peşinde olma bir süre sonra, insanın mekanik yanının daha ön plana çıkmasına da neden olur. İnsan sanki hatasızlığa programlanmış bir bilgisayar gibi yaşamaya başlar. Yapılan en küçük bir hataya tahammül edememeye ve bundan dolayı da aşırı duygusal tepkiler vermeye başlar. En küçük bir hata onun kendisine olan öz saygısını ciddi şekilde yaralar. Sanki bir anda her şeyin bittiğini düşünür.

 

Yani ciddi bir düşünce çarpıtması problemi ortaya çıkar. Mükemmelliğe programlanmış kişi, O güne kadar başarmış olduğu bir çok güzel şeyin, o küçücük hata ile birlikte kayıp olduğunu düşünür. Bu düşünce ile birlikte harekete geçen değersizlik ve yetersizlik duygusu da kaygı ve depresyona giden yolun önünü açar.

 
Peki doğru olanı ne? Yani mükemmel olmayalım mı? veya mükemmele doğru yönelmeyelim mi? diye sorarsanız, kesinlikle böyle bir şey savunmak mümkün değildir. Benim bu noktadaki önerilerim: İnsanlar yaratılışlarına uygun alanlarda gelişmeye yönlendirilmelidirler.

 

Yine mükemmelliğin sınırsız bir kavram olduğu gerçeği de hiç bir zaman unutulmamalıdır. Zira bu gerçekten uzaklaşılırsa, yaşamın çok ince ayrıntılarına saplanarak bütünün gözden kaçırılması tuzağına düşülmüş olur.

 

Ayrıntıcı ve ince düşüncelerimizden dolayı da sosyal çevremiz bizi sıkıcı bulmaya ve bizden uzaklaşmaya başlar. Bu nedenle de dostluk, içtenlik ve sevgi gibi pozitif duygulardan da mahrum kalırız. Hayatın coşkun akan ırmağında yıkanan değil Onu uzaktan seyreden, onu yoğun duyguları ile yaşayan değil, kılı kırk yararak eleştiren birisi oluruz.

 

 

Tüm bu söylenenlerin ışığında diyorum ki; yetiştirdiğimiz çocuklarımıza, öğrencilerimize veya yönlendirdiğimiz insanlara, en mükemmel ,en iyi ,en güzel olmaları gerektiği şeklinde ki mesajlar yerine, yüzleri iyiye ve güzele dönük, iç dünyaları ile barışık, daha doğrusu iç ve dış dünya gerçekleri arasındaki dengeyi sağlamış, duygu, düşünce ve ümitleri ile doğallığın sınırları içerisinde yaşayan insanlar olmaları gerektiği şeklinde ki mesajları vermeliyiz.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ : İYİ GEÇİNMEK İNSANLARIN KUSURSUZ OLMALARI İLE DEĞİL,
BİRİBİRİLERİNİN KUSURLARINI HOŞ GÖRMELERİYLE MÜMKÜN OLUR.
A. TOGUEVİLLE
Yalçın Güzelhan

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER