Asikurtlar©

Muhaliflere bir defa daha hatırlatalım

Muhaliflere bir defa daha hatırlatalım
12 Mayıs 2016 - 8:49 'de eklendi ve 4233 kez görüntülendi.

 

 

Önce meselenin hukuki boyutunu değerlendirelim: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi bir açıklama yapma gereği hissetti. Açıklamada, “Davacı tarafın dosyanın öne alınması talebi incelenmiştir. Dosya mayıs ayı içerisinde müzakere edilerek, gerekli karar verilecektir. Bunun dışında yazılı ve görsel veya sosyal medyada çıkan haberler doğru bilgiyi yansıtmamaktadır. Karar çıktığında kamuoyuna ayrıca bilgi verilecektir.” Deniliyor. Ankara 25. İcra Dairesi de, Ankara Valiliği’ne bir yazı göndererek, Yargıtay kararı çıkmadan, kurultaya izin verilmemesini istedi.

BU ACELE NİYE?
Her şey gayet açık. Bir oldu-bitti oluşturma gayretleri hukuktan dönmüştür. Burada cevap arayan soru, olağan kurultay tarihi belirlenmiş ve süreç başlatılmış olmasına rağmen, MHP’ye baş olma iddiasındaki isimlerin neyin peşinde olduklarıdır ve niye kadar acele ettikleridir. Bu muhteremler eğer söyledikleri gibi MHP’yi iktidara taşıma iddiasında olsalardı, önce kendi camialarına, liderlerine, arkadaşlarına saygılı olur ve onları kazanırlardı. Aday olup olamayacakları dahi tartışmalıyken herkesi kırıp dökerek, ötekileştirerek partiye nasıl sahip çıkacaksınız? Böldüğümüz, kırdığınız, ayrıştırdığınız bir yapıdan iktidar çıkarma iddiasında bulunmak, insan aklıyla alay etmek değilse nedir? Saldırarak, karalayarak, hakaret ederek, bütün köprüleri yıkarak nereye varabilirsiniz? Sadece bu kadarı bile ne yapılmak istendiğini anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yetmez mi?

CEVAP VEREMİYORLAR
Yıldıray Çiçek kardeşim, adaylarla, gelişmelerle, bağlantılarla ilgili çok açık, çek net şeyler yazdı ve sorular sordu. Bugüne kadar bunların hiçbirine makul ve mantıklı bir cevap verilemedi. Paralel cemaat başta olmak üzere, MHP ile ilgili ve irtibatı hiçbir zaman olmamış, düşmanlıktan başka bir düşüncesi ve tavrı bulunmamış kesimlerin, olağanüstü kurultay girişimlerine bu kadar taraf olmasını nasıl izah edeceğiz? Düşünün ki Kan dilli sürüngenler dahi MHP’ye genel başkan tayin etmeye kalkışıyor. Bu nasıl bir iştir, bu nasıl bir kumpastır, bu nasıl bir cürettir? Bizi asıl hayrete düşüren, ülkücülüğünden, milliyetçiliğinden, iyi niyetinden asla şüphe duymadığımız kardeşlerimizin hala bu oyunu görememeleridir.

HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALACAK
Bütün bu gürültüler boşunadır. Bir sonuç çıkarmaları imkansızdır. Bu vesile ile sayın Genel Başkanın kurultay simsarlarıyla ilgili tespitlerini ve partiye sahip çıkmadaki kararlılığını ortaya koyan bazı değerlendirmelerini tekrar hatırlatalım: “Milliyetçi Hareket Partisi gazete köşelerinden, televizyon ekranlarından, sosyal ve internet medyasından üretilmiş edepsiz dedikodularla yönetilemez, yönlendirilemez. Bunlara en ufak itibar göstermez, göstermeyecektir. Küçücük akıllarınca MHP’ye çelme takmak istiyorlar, ama kendi kazdıkları kuyuya kendilerinin düştüğünü göremiyorlar. Zekâ fukarası kafalarına göre MHP’nin yutulmasını projelendiriyorlar. Bilmiyorlar ki, hevesleri kursaklarında kalacak, şirret hesapları ayaklarına dolanacaktır. Ve de bu çok yakındır.

MANŞETLERE GÖRE TAVIR ALMAYIZ
Bu hareketin mensuplarının tamamı, vatan sevgisinin sınavını ölüm karşısında vermiş, bu kutlu devleti önce kurtarmış ve sonra kurmuş muhteşem bir misyonun yaşayan temsilcileridir. Bizim ona buna pabuç bırakmamız, manşetlere göre tavır almamız, baraj bilirkişisi çapsızlara göre siyasi manevra yapmamız her şeyden önce kendimizi ve şerefli geçmişimizi inkardır. Maksadı ne olursa olsun, küresel sömürünün önündeki en önemli engel milli devlet yapısı ve bu yapının temel taşı olan milliyetçiliktir. Bizimle uğraşılmasının temel gayesi burada aranmalıdır.

TÜRKİYE’NİN VARLIĞI ESASTIR
Bizim siyaset felsefemiz önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışına dayanmaktadır. Bizim için siyaset kısa metrajlı bir film değildir.
Bizim için siyaset kısa menzilli bir koşu değildir. Bizim için siyaset egolarımızı tatmin aracı, dünyalıklarımızı yığma vesilesi değildir. Bizim için siyaset çıkarların galası, yalanların borsası, onursuzluğun düeti, haram ve hıyanetin resmigeçidi de değildir. Asla böyle de olmayacaktır. Milliyetçi siyasetimizde aşk vardır, sevda vardır, vatan vardır, millet vardır, Türklük vardır, Türkiye’nin varlığı tümüyle esastır, vazgeçilmezdir.

DAVA ARAKADAŞLIĞI HUKUKU
MHP’yi yapay tartışmaların içine çekerek kaleyi içten çökertme arzusu taşıyan; tarafları siyasetten ekonomiye, iş aleminden okyanus ötesine kadar uzanan geniş bir koalisyon faaliyettedir. Amaç, Türk milletinin medeniyet yürüyüşünü kösteklemektedir. Amaç, bir türlü başarılamayan, bir türlü ulaşılamayan kanlı kardeş kavgasını tutuşturmaktadır. Bu yüzden Türk milletinin özgüveniyle, öz değerleriyle oynanmakta; Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e devamlı surette karamsarlık aşılanmaktadır. Dava arkadaşlığı hukukunu aşındırmak isteyenler su katılmamış mesnetsiz iddialara bel bağlamaktadır. Türkiye’nin gelecek umudu, son siperi, son burcu Milliyetçi Hareket Partisi’ni geriletme, içe kapatma, 47 yıllık milli çizgisinden kopartma sinsilikleri esasen yabancısı olmadığımız bir saldırıdır.

SAFLARIMIZ SIMSIKI
Bu saldırı dün vardı, bugün de tedavüldedir. Her ne olursa olsun tahrikler karşısında soğukkanlılıktan taviz verilmeyecek, parti içinde gerginlik bekleyenlerin ekmeğine yağ sürülmeyecektir. Döndürülen yalan çarkına, kurulan zalim tuzaklara, sulanan fitne koruluğuna davamızın ruh ve asaletiyle cevap verilecek, saflarımız sımsıkı tutulacaktır. Huzur ve birliğimizi tehdit eden, ülkülerimizi ve ülkemizin geleceğini karartmak için uğraşan bizden görünüp bizimle alakası olmayan müfterilere, suyu ekmeği nifak olan içimize sızmış görevli provokatörlere aradıkları zemin kesinlikle verilmeyecektir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER