SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

Montaj olmadığını kendileri de biliyor

Bu haber 01 Mart 2014 - 12:32 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasındaki paraları saklama kaydıyla ilgili AKP cenahından gelen açıklamalar, suçluların telaşı olmaktan ileri gidemiyor. Montaj ve dublaj açıklamaları sadece lafta kaldı ve ortaya en küçük bir belge konulamadı. Belge denilenler de anında yalanlandı ve altının boş olduğu anlaşıldı. Zaten kaydın hem montaj, hem dublaj olması imkansızdır. İki çok farklı şeylerdir. Her ikisini birden dillendirerek daha en başta kendilerini ele vermişlerdir.

Kişi kendini bilir

Başka hiçbir belge olmasa dahi, daha kayıtlar ortalığa saçılmadan önce Erdoğan Bayraktar ve istifa eden bakanların söyledikleri, sayın başbakanın telaşı bu kayıtları doğrulamak için yeterlidir. Kişi kendini bildiği için, sayın başbakan çıkabilecek kayıtları, daha servis edilmeden itibarsızlaştırmaya başlamış, “bana ulaşmaya çalışıyorlar” demiştir. Savcıların ve mahkemelerin görev yapamaz hale getirilip sürülmesi, polisin darmadağın edilmesi, yargının kayıtsız şartsız şekilde AKP’ye bağlanması, internet ve medya üzerinde darbe dönemlerinde dahi görülmemiş bir sansür uygulanması, cemaatin hedefe konulup, “paralel yapı” masallarıyla gündemin tamamen buraya kilitlenmesi çabaları hep bu kendini bilmenin sonucudur.

Varlıkları inkara bağlı

Başbakan ve oğlu arasındaki kaydı dinleyip de, bunun montaj olduğuna gerçekten inanan hiç kimsenin olacağına ihtimal vermiyorum. Kaydı dinleyen bütün bakanlar, AKP milletvekilleri, teşkilatları, yanaşma ve beslemeler, hatta seçmen eminim ki, bu kayıtların aynen yaşandığının farkındadırlar. Ancak, tersini söylemek, montaj masalları anlatmak zorundalar. Aksi halde başbakanı doğrudan istifaya kendilerinin davet etmesi gerekir ki, bu AKP ile birlikte kendilerinin de sonu olur. AKP menfaat düzenini devam etmesi, bakan, milletvekili kalmaları, iktidar nimetlerini sınırsız şekilde kullanabilmeleri, bu yağma düzeninden pay almaya devam etmeleri bu kayıtları inkara; montaj ve dublaj masalları anlatarak milleti ikna edebilmelerine bağlı. Onlar da bunu yapıyorlar.

Bakanın itirafı

Bilim ve Teknoloji Bakanı sıfatıyla, incelemeye gerek görmeyen, hisleriyle ses kaydının montaj olduğunu ilan ederek dünya tarihine geçen bir bakanımız var. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise aynen şunları söylüyor: “Bunlar, ‘biz başbakanı dinleyecek kudrette bir yapıyız’ intibaı uyandırmaya çalışıyorlar. Bu bir meydan okumadır. Başbakanı dinlemek bir ulusal güvenlik sorunudur ve suçtur. Sorumluları da mutlaka hesap vermelidir.”

Sayın bakının açıklamasına harfi harfine katılıyoruz. Verilmek istenen mesaj da doğrudur, ulusal güvenlik sorunu olduğu da doğrudur, hesap vermeleri gerektiği de doğrudur. Ancak, 11 yıldır bunlarla işbirliği içinde olup, her istediklerini veren siz değil miydiniz? Daha önceki dinlemeleri, kayıtları seçim meydanlarında kullanıp milli iradeyi bunun üzerinden şekillendirirken niye hiç rahatsız olmadınız? Bu sözlerinizin bir önemi ve değeri olabilmesi için, önce bu milletten özür dilemeniz ve bu ülkeyi kimlere teslim ettiğinizi, hangi tehlikelere açık hale getirdiğinizin hesabını vermeniz gerekmez mi? Çok daha önemlisi bu söyledikleriniz, ortada büyük bir rüşvet ve yolsuzluk olduğunu, ülkenin soyulup soğana çevrildiği gerçeğini değiştirir mi?

AKP’ye oy verenlerin durumu

Her zaman olduğu gibi birilerini suçlamaya çabalarken, kendi kurdukları düzeni anlatıyorlar. Tam bir merdi Kıpti durumu. Hani Merdi Kıpti şecaat arzederken sirkatin söylermiş ya. Ya farkında değiller veya bu milleti bunları anlamayacak kadar geri zekalı sayıyorlar. Elbette AKP’nin içinde olan, bu partiye oy veren vicdanlı, imanlı, vatansever, dürüst insanlar vardır. Şu anda en zor durumda kalan ve en çok üzenler bu kardeşlerimizdir. Bugüne kadar sözleriyle, fiilleriyle AKP’li olup, bu ortalığa saçılanlardan sonra, “ben artık bu yapının içinde olamam” diyerek, yollarını ayıracak olanlara bundan sonra sık rastlayacağımızı tahmin ediyorum. Nitekim, ilk işaretler gelmeye başlamıştır.

Arka bahçe meyve verdi

AKP’nin bir yalan, talan ve ihanet yapılanması olduğu bütün ayrıntılarıyla ve en küçük şüpheye yer kalmayacak şekilde belgelenmiştir. Talan ve ihanete bu millet bizzat şahittir. Bu talanı ve ihaneti gizleyebilmek için söylenen yalanlar artık dizi film olmakta ve trajikomik sonuçlar doğurmaktadır. Aynı konuşma içinde kendi kendilerini yalanlıyor, kendi söylediklerini kendileri çürütüyorlar. Bu kadarla da kalmıyor, bu düzeni sürdürebilmek için kurumları ve devleti yok ediyorlar. Türkiye bir devlet krizini geçmiş bir kaos ortamına doğru sürüklenmektedir. Yargı ve hukuk AKP’nin teşkilatlarına dönüştürülmüştür. Şu tesadüfe bakınız ki, HSYK düzenlemesinin resmi gazetede yayınlanmasından saatler sonra kurum darmadağın edilmiş ve arkasından da yolsuzluk ve rüşvet iddialarının kilit isimlerinin tahliyesi gelmiştir. Boşuna yargıyı arka bahçelerine çevirmediler. Bahçe kış ortasında ilk meyvelerini verdi.

Alo babacım !

Artık ne yaparlarsa yapsınlar boşunadır. Takke düşmüştür. İktidarda kalmaya devam etmeleri kendilerini bile tatmin etmeyecek, rahat uyku uyuyamayacaklardır. Gittikleri her yerde, kendi yandaşları bile yüzlerine şüpheyle bakacaktır. Yapılan mitinglerde alınan her türlü tedbire rağmen, “ayakkabı kutularını da anlat” diyen birilerinin çıkabileceği endişesini yaşayacaklardır. “Ayakkabı kutusu, Alo Fatih, Alo babacığım” sözleri yolsuzluk ve rüşvet markası haline gelmiştir. Maçlarda, sokaklarda, hatta mecliste “hırsız var” sloganlarından kurtulamayacaklardır. Bu kelimeleri lügattan çıkarmaya yeltenmeleri bizim için sürpriz olmayacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.