Asikurtlar©

“Milliyetsiz Atatürk” projesi

“Milliyetsiz Atatürk” projesi
11 Kasım 2015 - 12:33 'de eklendi ve 4052 kez görüntülendi.

Tescilli, kronik “Atatürk düşmanları”nın “Yeni Türkiye”de artık aleniyete de dökmekte sakınca görmedikleri küfür-hakaretlerine -hazin tabii ama- alıştık! Çukurlarından sıçrayan hiçbir lekenin Atatürk adına değme, orada tutunma ihtimali olmadığını bildiğimizden, kaynağını bu devletin kurucusu olan o kahraman insandan, askerden, “ata”dan alan “özgüven”imizden belki; bir kulağımızdan girip diğerinden çıkar oldu söyledikleri… Sinek vızıltısı bile değiller “millî vicdan” nazarında sonuçta…

Ve lakin…

İş Atatürk’ü herkesten çok sevdiklerini, herkesten çok anladıklarını iddia edenlerin bir türlü millet ile “Ulu Önder”ini buluşturan koordinatları tutturamamalarına gelince…

İş biraz değişiyor orada.

Onlar Atatürk’ü “şahsi duyarlılıkları”na hapsetmekte ısrar ettikçe “millî duyarlılık”ları Atatürk’le özdeşleştirerek savunma refleksini zayıflatıyorlar toplumun;

Atatürk’ün en iyi yaptığı işi, “içinden çıktığı milletle birlikte başarma” işini algıda hükümsüzleştiriyorlar.

Kimine göre “laiklik” demek Atatürk sadece, kimine göre “çağdaşlaşma” demek, kimine göre “devrimcilik”…

Dün, 10 Kasım vesilesiyle onu anan “hoca-yazar”lardan biri özetle şöyle diyordu mesela:

– Atatürk şoven milliyetçilikle anılmaktan kurtarılmalı; O’nun bugünkü karşılığı ancak akıl ve bilimdir; insan hakları ve demokrasidir!

Yapma Hoca’m; etme, eyleme…

Atatürk elbette “akılcı” bir liderdi. “Bilimsel düşünce”nin filizlenebilmesi için yarattığı “akademik ortam”a rağmen kim aksini inkâr edebilir?

Atatürk, “saltanattan cumhuriyete” doğru sürdüğüne göre atını; “demokrasi”den yanaydı muhakkak, kim aksinde diretebilir?

“Düşmanı”na dahi “adil” tavrına dair bin tane hatıra dolanırken dilden dile, “insan hakları” üzerinde tepinen bir “zorba” olduğunu öne sürebilecek kimse yoktur herhalde içimizde…

Ancak…

“Yine” ve lakin…

Atatürk, bugünkü kavramsallaştırılmasıyla özdeş bir “demokratik cumhuriyet” kurmak isteseydi, Tanzimat’ı maya yapardı mücadelesine değil mi? Islahat’ı yapardı…

O ne yaptı?

Tam tersine bu “darbe”lerle sendeleyen, yok bu çok iyimser oldu düpedüz yerlerde sürünen “ayakların altına alınan” Türklüğü şahlandırdı. “Uyurgezer” haldeki “Türklük” şuurunu uyandırdı.

“Milleti millet yapan düşünce gücünün temelini milliyetçiliğin teşkil ettiğini savunan” ve kurduğu yeni devleti bu temel üzerine inşa eden Atatürk’ü “milliyetçilik” duygusundan koparmak, Türk’ün manevi alanından söküp alarak “evrensel ama kuru bir rasyonelizm”e sıkıştırmak haksızlıktan da öte ihanet olur mücadelesine!

“İhanet söylemi” bambaşka bir “tahammülsüzlüğün” simgesi olarak anılmaya başlanalı beri tedirgin, dikkatli kullanmaya çalışıyorum bu sözcüğü ama bence şimdi tam yerine denk geldi;

Atatürk, “Milliyetçilik, millî benlik, millî birlik, millî ahlâk, millî ekonomi, uygarlık ahlâkı, millî duygu ve insanî duygunun birleşmesinden meydana gelmiştir” diyerek aslında -şimdi “ortak” olanı, “üst” olanı filan makbul ama- “millî akıl” kılavuzluğunda ilerlemişken, böyle olmamış gibi yapmak “ihanet” değil mi, “inkar” değil mi?

Kimse unutmasın;

Atatürk’ün savaşı “mozaik” değil “Türk millî sınırları içinde bir devlet” içindi!

Kimse unutmasın;

Bugün “Yeni Anayasa” polemiğinin tam merkezindeki “şoven bulduğunuz” vatandaşlık tanımının referansı Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde yaşayan, Türk dili ile konuşan Türk kültürü ile yetişen, Türk ülküsünü benimseyen her vatandaş, hangi din ve mezhepten olursa olsun Türk’tür, Türk Milliyetçisidir” yaklaşımıydı.

Atatürk’ü milliyetsizleştirerek meşrulaştırabileceğinizi zannediyorsanız Atatürk’ün kurduğu rejimi dinamitleyen sözde demokrasi açılımınızı;

Tarihe kaydedilmiş kapı gibi “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur” tavrı ortadayken, daha çooook beklersiniz!

Anayasa’yı değiştirmek, “Türk” adını Anayasa’dan çıkarmak peşindeki AKP yüzde 49 oy almış olabilir; başarıdır, ama AKP’den ziyade ona meydanı boş bırakanların başarısıdır. O yüzde 49’un omurgası, evinde, iş yerinde, gönlünde Atatürk posterleri asılı Türk vatandaşlarıdır hâlâ…

Aynı şekilde CHP…

İstediği kadar “yeni” vitriniyle milletvekili sayısını artırdığı gibi bir suni başarı hikâyesiyle aldatsın kendini;

Bugün MHP’yle aynı kaderi paylaşmıyorsa “Atatürkçü, Cumhuriyetçi, ulusalcı, Kemalist” ne derseniz deyin özünde milliyetperver, vatansever olan ve kendisine “tepki” olarak gidecek yer bulamayan “kemikleşmiş tabanı” sayesinde…

Hele bir denesinler Atatürk algısını dönüştürerek hazmettirmeyi “milletsiz devlet” girişimini; herkesten önce seçmenleri dikilir önlerine!

Evet…

Hâlâ inanıyorum Türk Milleti’ne…

İnanmayı bırakırsak dükkânı kapatıp gitmemiz gerekmez mi bizim de; fasulyenin neden pişmediğini anlatacak değiliz ya bu köşelerde.

Selcan TAŞÇI

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER