Asikurtlar©

Milliyetçilik Yeniden Yükselirken…

Milliyetçilik Yeniden Yükselirken…
22 Şubat 2016 - 11:52 'de eklendi ve 4016 kez görüntülendi.

Montesküyö’nün Fransız İhtilalinde sahneye konan “ulusal haklar” prensibine karşı kralların gösterdiği umumi direnç, 1815 Viyana Kongresi olmuştu.
Napolyon Savaşlarını bitiren bu kongrenin amacı ihtilali fikirlerinin ve Milliyetçiliğin yayılmasını önlemekti.
Avrupa’da “General Peace” (umumi barış) denilen bu süreç tam 99 yıl devam etti.
Almanya’nın başlattığı kutuplaşma ve Balkanlardaki “Slav-Germen” zıtlaşması, yani Milli çıkar çatışması, 1914’te, bu “soylu dayanışması”na dayalı, 99 yıllık umumi barış dönemine son verdi.
Monarşilerin birbirini kayırdığı bu dönemde toprak bütünlüğüne saygı duyulmayan, milli isyan hareketlerine ses çıkarılmayan, tam tersine destek verilen tek devlet, Osmanlı Devleti’ydi.
İngiltere, Fransa, Avusturya, Rusya gibi “Viyana’cıların” çifte standardı yüzünden Osmanlı Devleti, bu 100 yıl içinde Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Romanya, Bosna Hersek ve Bulgaristan’ı kaybetmekle kalmamış, müttefik saldırılara uğrayarak Balkan Savaşlarında bir milyon sivil evladını soykırıma kurban vermiştir.
Osmanlı Devleti’nden sonra 1919’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dağılmıştır.
Ruslar, Baltık ülkelerini, Ukrayna’yı, Kafkasya’yı ve Türki cumhuriyetleri, Komünizm sayesinde 70 yıl daha idare edebilmiştir.
Neticede Milliyetçilik engellenememiş ve bugünkü “milli” sınırlar ortaya çıkmıştır.
Avrupa’da ve Osmanlı coğrafyasında yaşanan kanlı savaşlardan bize kalan en önemli miras, “Türk Milliyetçiliği”dir.
Her devletin kendi milli çıkarları için ordular beslediği, silahlar ürettiği bir dünyada yaşıyoruz.
Yüreği, milliyetçi, vatansever fikirlerle doyurulmuş pek çok güvenlik personeli ve istihbaratçı, kimsenin duymadığı bilmediği görevlerde sessizce ölüp gidebiliyor.
Bu şartlarda milli hukuk mevzuatının, akademinin veya medyanın, enternasyonal, hümanist ve etnik hoyratlığına izin vermemesi gerekiyor.
Yaşanan tarih “milli devlet”te karar kılmıştır. Bu bizim keşfimiz değildir. El birliğiyle yapılan ve toplumları ayakta tutan, geleceğe taşıyan bu ekmeğin hamuru vatan, mayası ise Milliyetçiliktir!
Bütün devletlerde bir Milliyetçi ruh hâkim olduğu halde bazı Türk aydınlarındaki ötelenmenin, gayri milli savrulmanın sebepleri ise şunlardır:
1- Fiziki şartları ve Tarihi gelişimi göz ardı eden muhayyel bir “Ümmet Birliği” özlemiyle hareket eden İslamcıların, Milliyetçiliğin reel politikteki önemini reddetmeleri.
AKP, uzun süre bu fikirden beslenmiştir. Suriye ve Mısır’da girişilen maceralarda bu yanlış okumanın rolü büyüktür.
2- “Millet”in yerine “sınıf”ı koyan Marksist ideolojinin, kişinin milli kimliğini edineceği gençlik yıllarında beyninde hasar yaratmış ve milli hafızayı formatlamış olması.
Kürtçü kimlik tesis çalışmasının Marksist solüsyonu olan PKK hareketine, Solun gösterdiği anlayışın sebebi, soğuk savaş döneminden kalan Sosyalist devrim özlemidir.
Önceleri 12 Eylül, sonra Özal liberalizmi ve son 13 yıldır da İslamcı-Sağın uzayan şaibeli iktidarı, Sosyalistlerin, devlete, millete ve milliyete geri dönüşünü ertelemiştir.
3- Aile içinde yapılan “biz aslında Yahudi”yiz” veya “Ermeni’ymişiz” yahut “Rum’muşuz” gibi nakillerle oluşan farklı milli bilincin kişiye safını bozdurması ve karşı cepheye geçirmesi.
Bu ötelenmeye son yıllarda Kürtçülüğü ve ona nazire yaparak gelişen diğer yerel kimliklerin, Milli kimliğe tercih edilmesiyle ortaya çıkan “etnikçiliği” de ekleyebiliriz.
4- Açık toplumcu fonlarla satın alınabilen Liberaller… Bunlar diğer üç maddeden herhangi birinin etkisiyle veya doğrudan doğruya paraya tamah ederek Milliyetçilikten uzaklaşan sonradan görmelerdir.
Şimdi… Sebebi, Türk Milliyetçilerini baraj altına iterek iki partili başkanlık sistemini kurmak gibi çok daha ucuz bir hedefe varmak olsa bile, AKP Hükümetinin terörle yeniden etkin mücadeleye başlamasının, en önemli tarafı, AKP seçmenindeki vatanseverliğin serbest kalması, eksik de olsa bir Milliyetçi tepkinin açığa çıkmış olmasıdır.
Uzun süre % 1’lik liberal, % 3’lük İslamcı, % 5’lik Kürtçü ideolojik ve siyasi baskınların tesiri altında kalan bu % 40’lık AKP seçmeni, son altı ayda bayrakla, vatanla, askerle yeniden hemhal olmuş, hatta havanla, obüs topuyla tanışmış; Türk kimliğine rücu etmiştir.
Bugün de yükselen değer, yine “Milliyetçilik”tir.
Bu dönüşümdeki en büyük etken, MHP’nin 7 Haziran sonrasındaki “% 60’lık blok” tuzağını reddeden siyaseti ve o çok eleştirilen “Hayır”larıdır.
AKP seçmeninin, mayası henüz kabarmamış da olsa; Milliyetçiliğe geri dönmesi, şu talihsiz buhran yıllarında, MHP’nin gelecekteki iktidar umudunu artıran en önemli siyasi gelişmedir.
Kim ne derse desin bugün, düne göre daha umutluyuz.
Bize düşen görev, afaki tahminlerle iç çatışmalar yaşamak yerine, yapısal eksikliklerimizi gidererek; şartları doğru analiz etmek ve bu vatanseverleri MHP saflarına çekmektir.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER