SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

MİLLİ- ÜRET MİLLİLEŞ(TİR)!

Bu haber 26 Ağustos 2018 - 22:08 'de eklendi ve 3.069 kez görüntülendi.

Milli-leşmek: Önce Zeytinyağı yiyerek, sonra da Basma fistan giyerek mümkündür.

Bu başlangıç size tuhaf gelebilir ancak yazının devamında ne demek istediğimi anlayacaksınız.

ABD, etki alanına aldığı ülkeleri önce savaş ile bitkin düşürüp sonra da ekonomik kıskaca alarak kendine bağımlı hale getirdi.

2. Dünya Savaşı sonrası; Marshall Planı 1947 yılında önerilen ve 1948–1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı aldı. 60-70 yıllık süreçte geldiğimiz nokta belli. Ekonomik savaş ile mücadele veriyoruz.

Marshall, içinde bulunduğumuz 70 yıllık esaretin özetidir.
Gelelim o yıllarda Marshall Planı ile ülkemize giren “ Mısırözü Yağı in- Zeytinyağı out” meselesine;

Öncelikle şunu bilmeliyiz, İnsan sağlığına en uygun gıda kendi ekosisteminde yetişen ürünlerdir ve kendi topraklarında sevgiyle yeşeren filizlerden gelen yaşamdır.

Dünyanın en büyük mısır üretici ülkesi ABD’dir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin yolunu ihracatta buldu. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır. Birçok Avrupa ülkesine de çeşitli kalemlerde gıda ürünlerini bu yolla ihraç etmiştir. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır. Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Margarin reklamlarında Türk Kadını figürü yerine, sarışın Amerikan kadın figürü kullanılması da dikkat çekicidir. Türk insanı zeytinyağından soğutulur ve mısırözü yağı ile margarine alıştırılır. Sonrasında birçok yiyeceğin, içeceğin bağımlısı oluyoruz.

ABD’li Yahudi bankacı işadamı David Rockefeller’dan şok itirafları hatırlayalım:

Ne diyordu

– “Türkiye’ye Adnan Menderes zamanında ‘Marshall Yardımı’ ile el attık!.

-“Fakat o kadar plansız ve programsız harcama yapıyordu ki ödeme günleri geldiğinde bizden, borç ödemek için tekrar tekrar borç istemeye başladılar.”

– “Biz de kendisinden ülkesini yabancı sermayeye açmasını ve bizim şirketlerimize özel imtiyazlar tanımasını, diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan kapitülasyonlar benzeri şeyler talep ettik. Menderes bize bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi ve bizden uzaklaşamaya başladı.”

-“ Aynı ülkede gerçekleşen 1980 darbesi de bizim isteklerimiz doğrultusunda yapıldı. O zamanlar ülkede bir solcular, bir sağcılar iktidara geliyor ve bizim isteklerimiz doğrultusunda ülke ekonomisini yönlendiriyorlardı”

-“ Binlerce Türk genci uydurma ideolojiler uğruna can vermişti. Hükümetler birbiri arkasına iktidara geliyor fakat olayları önleyemiyorlardı. Sonra darbe geldi ve bütün olaylar bıçak gibi kesiliverdi. Zavallı ülke halkı bu sözde başarıyı darbenin bir neticesi olarak gördüler. Çünkü nihayet terörizm sona ermiş, ülkeye huzur gelmişti. Aslında provokatörlerin görevi bitmiş, sahneden çekilmişlerdi.”

-“ Askeri yönetim, bizim belirlediğimiz bir kişiye yönetimi devretti. Bu Turgut Özal’dı. Ülkenin kapılarını bize sonuna kadar açtı. Bizim şirketlerimiz bu bakir piyasaya kurtlar gibi saldırdılar. İlk önceleri fiyatları çok düşük tutarak yerli sanayinin rekabet gücünü düşürdüler. Ülke artık Amerikan ve Avrupa yapımı mallarla dolmuştu. Sanayi şirketlerimiz stoklarını eritirken finans şirketlerimiz de ülkeyi artan ithalatı karşılayabilmeleri için yüksek faizlerle borç yatağına sürüklüyorlardı. Böylece, gelişmekte olan ülkeler olarak adlandırdığımız bu ülkelerin hemen hemen hepsinde uygulanan ve 80’li yıllarda başlatılan bu proje ile, bütün ülkeler, hem bizlerden aldıkları mallarla sanayi şirketlerimizi zenginleştirmeye devam ediyorlar, hem de bu malların karşılığı olan ödemelerini yapabilmek için bizim finans şirketlerimizden aldıkları yüksek faizli kredilerle, her sene artan bir borç batağına sürükleniyorlar.”

-“ Bir kere Büyük İsrail Devleti topraklarının su kaynaklarının önemli bir kısmı şu anda Türkiye’ye aittir. İkincisi, Müslüman ve demokratik bir ülke olarak bu konuda öncü bir ülkedir. İslamiyet’i yıkmak istiyorsak önce Türkiye’den başlamalıyız.”

-“Türkler medeniyetin beşiğidir. Türkler, Milattan Önce 4.000’lerde Orta Asya’da yaşayan büyük bir felaketten sonra yaşadıkları yerleri terk edip, Mezopotamya’ya ve Rusya üzerinden Avrupa’ya gelen Aryanlar, yani dünyadaki en medeni olarak kabul ettiğimiz Ari Irk’tandırlar ve Avrupa’daki Finliler, Macarlar gibi bazı uluslar Türk kökenlidir. Ayrıca Anadolu’da büyük uygarlıklar kuran Hititler ve Asurlular’ın da Türk kökenli olma ihtimali yüksektir.”

İşte o yıllarda, Zeytinyağlı yiyemem / Basmada fistan giyemem dizeleriyle başlayan ünlü Bursa türküsü meşhur oldu. Herkesin dilinde…

Türk kadını basma yerine naylon giysi ile tanıştı ve Türk Halkı Zeytiyağı yerine GDO’lu mısıryağına teslim oldu.

Ege’nin meşhur zeytinyağlı yemekleri, mezeleri… O mis gibi zeytinyağına eşlik eden nar ekşisine, şöyle bir dalan bazlamanın lezzet yolculuğu değil mi bizim öykümüz!

Meşhur zeytinyağlı sabun değil mi mis gibi kokan tertemiz yapan! Banyoda, temizlikte, çamaşırda zeytinyağlı sabun yerine bugün kullandığımız deterjanlara bir bakın!

Kahvaltılıklarda yerini alan, siyahıyla yeşiliyle, sağlığa sağlık katan zeytinimiz ve zeytin ağacımıza sahip çıkmak için sanırım biraz geç kaldık, ama hiçbir şey için geç değildir diyerek yol alalım özümüze dönelim.

Zeytinyağı yiyen Anadolu halkı, basma etek giyen ninemiz, anamız, kadınımız; Neden bu türkü ile özleştirilsin ki? Anonim Türkülerimizde yaşanmışlık ve gerçeklik vardır. Oysa bu türkü, Bize çok uzak!

Beste olduğu halde repertuar kurulundan nasıl geçip Anonim türkü oluyor?

Üstüne üstlük ünlü türkülerimiz arasında yerini alıyor. Ha birde hikâyesi var. Onu da geçtim Google amcaya sorun söylesin, Yunan Türküsü olduğunu göreceksiniz. Sözler farklı müzik aynı…

“Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’dan Muzaffer Sarısözen derlemiş. THM Repertuvar Sıra No: 1133.’tür

“Zeytinyağlı yiyemem aman
Basma da fistan giyemem aman
Senin gibi cahile
Ben efendim diyemem aman”

Prof. Dr. Kenan Demirkol’un bu konuda ki çalışmalarını incelemenizi tavsiye ederim.

Zeytinin en çok yetiştiği yerde ünlenen türkü dalga daga Anadolu’ya yayılacak ve en ünlü türküler arasında yerini alacak. Çok enteresan değil mi?

“Niçin tereyağı, zeytinyağı yerine margarin kullanıyoruz”

Margarin yerine tereyağı veya zeytinyağı yiyebilmemiz için öncelikle büyük ve küçükbaş hayvan sayımızı arttırmalı, zeytin ağacı sayımızı arttırmalıyız. İthal yerine yerli ürün üretmeliyiz.

Son 60-70 yıldır gıdalarımızın yapısını değiştirmeseydik, GDO’lu ürünler yetiştirmeseydik beklide yaşam kalitemiz daha iyi olur, 20 yaşında ki gencik çocuklar kalp krizi geçirmez, ufacık bebekler kanserle savaşmaz, nüfusumuzun çoğu birçok hastalıkla mücadele etmezdi.

Bu konuda da Gıda terörüne teslim olmayan ülkeleri araştırmak verimli olacaktır.

Çocuğum mikropsuz su içsin diye mikroplu suya para harcamak, zararlı içmeyin! diyerek hava atıp parayla serinlemek için içtiğimiz içeceklerden vazgeçmediğimiz sürece,ninemizin su testisine, zeytinyağı, tereyağına dönmedikçe bağımlılıktan kurtulamayacağız.

İşin açıkçası; Millileşmek için, işe Zeytinyağı yiyerek, basma fistan giyerek başlamalıyız.

Bu kapsamda Gaziantep’ten Mahmood Cafe’nin 2015’te kullandığı reklam sloganı “Bir Millet öğreniyor” çok dikkatimi çekmiş,beğenimi kazanmıştı.

İşte o reklamda ki ifade;

“Yemen 1539 yılında Osmanlı eğemenliğine girdi. Hatta o zamanlar Kahve Yemenden gelirdi. Ama artık ülkemizden, Mahmood Cafe’den Yemen’e gidiyor.”%100 yerli malı.

Önemli olan yerli malı. Yerli üretim. Bu kapsamda Gaziantep’ten örnek vermek istedim. Milli yerli ekonomiye katkıda bulunan tüm sanayicilerimizi, iş adamlarımızı ayakta alkışlıyorum.

Dolar’a meydan okumanın yolu MİLLİ EKONOMİ

Milli ekonomiye Marshall’dan kurtularak başlamak en doğru en kararlı yol olacaktır.

MİLLİ- ÜRET MİLLİLEŞ(TİR)! ilkesinden yola çıkarak Marshall’dan kurtulup köylümüze dönelim. Teknoloji ve sanayide, genç yeteneklere,mucitlere destek olalım. Nice kıyıda köşe de kalmış dehalarımıza sahip çıkalım. Bilim ve ilim ilkemiz olsun. Milli savunmada, Milli Eğitimde her alanda MİLLİLEŞELİM.

Ekonomik bağımlılıktan kurtulalım…Biz Türk Milletiyiz. Bir olursak,diri olursak başaracağız.

“Tam bağımsız devlet, ekonomik bakımdan da bağımsız olan devlettir”

Mustafa Kemal ATATÜRK

MEZİNE SIRAKAYA
NARKOZHABER

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.