Asikurtlar©

MİLLİ İRADEYE RAĞMEN NE YAPACAKSINIZ?

MİLLİ İRADEYE RAĞMEN NE YAPACAKSINIZ?
10 Eylül 2015 - 19:25 'de eklendi ve 4083 kez görüntülendi.

Hakkari Dağlıca’da geride bıraktığımız Pazar günü 16 askerimizi şehit verdik.
Allah hepsinden razı olsun ve hepsine rahmet eylesin…
Haberin kamuoyuna yansıdığı ilk anlarda resmi bir açıklama gelmedi.
Sosyal medya üzerinden yayılan haber, herkesin tartıştığı öncelikli konu iken, ne hikmetse resmi ağızlar suskunluğa bürünmüştü.
O sıra milli takımın maçına odaklananlar, kameralara Ahmet Davutoğlu yansıdıkça “böyle bir olay olsa Davutoğlu bu derecede mutlu olmaz herhalde” diyordu.
Zira milli maç oynanırken, kamera objektifi ne zaman şeref tribününe dönse Ahmet Davutoğlu halinden son derece mutlu ve mesut bir halde etrafa gülücükler saçıyordu!
O an herkesin aklına iki soru takıldı.
Birincisi Davutoğlu’nun olan bitenden haberi olmadan maça gitmiş olabileceği, diğeri ise haberi olduğu halde programını bozmayarak maçı izlemeye koyulduğu ve son derece halinden memnun bir görüntü verdiğiydi.
Aslına bakarsanız ikisi de bir birinden vahimdir.
Ülkeyi yöneten ve geçici de olsa yönetimin başında bulunan isimin böylesi vahim bir olaydan haberi yoksa garabet, haberi varsa ve buna rağmen istifini bozmamaya devam ettiyse ayrı bir garabettir…
Bununla beraber aradan geçen dakikalar şüpheleri de artırmaya devam ediyordu.
Derken bu kez Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Recep Tayyip Erdoğan çıktı televizyona.
Özel bir kanala verdiği röportajında hadiseyi doğruladı!
* * *
Bununla da yetinmedi, 7 Haziran öncesi kullandığı “400 milletvekili” ifadesini yine kullandı ve yeni anayasa, yeni Türkiye ifadelerine hadiseyi getirerek “Eğer 400 milletvekilini alabilecek veya bir Anayasa’yı inşa edecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı, durum bugün çok daha farklı olurdu” cümlesini kullandı.
Bu konuşmayı izleyen, okuyan herkesin adeta nutku tutuldu.
Böylesi acı bir günde, henüz kaç vatan evladı şehit olmuş bu bilinmezken, çatışma bölgesindeki askerlere ulaşılamamışken ve millet bu durumun sızısını yüreğinde yaşıyorken, Erdoğan 400 milletvekili söylemini kullanarak, “olsaydı çok farklı olurdu” diyerek bir bakıma toplum nazarında hala şehit kanları üzerinden oy hesabı yaptığı izlenimini doğurdu!
Cumhurbaşkanlığının yanında Başkomutan da olan zatı muhterem, askerleri mi yoksa sürekli söylemekten, böylesi bir günde de ima etmekten imtina etmediği başkanlık sistemini mi daha çok düşünüyor sorusu herkeste cevabını bulmuştu!
Dikkatler bu söz üzerine odaklanmışken bu kez Hürriyet gazetesinin “basıldığı” haberi geldi.
Bunu yapan kimlerdir sorusu sorulmaya başlamışken, cehaletin her uyanından fışkırdığı her halinden belli olan bir müptezelin cep telefonuyla çekildiği anlaşılan görüntüsü bu kez sosyal medyadan yayılmaya başladı.
Meğer bu şahıs AKP’nin Gençlik Kolları Başkanı ve ayrıca İstanbul’dan milletvekili seçilmiş Abdurrahim Boynukalın imiş!
Dantelli perdeleri kefen diye üzerine alanların başındaki acaba ne söylüyor diye bakıldığında ise Türkiye’nin nasıl bir fikir fukaralarınca, demokrasi inancı olmayanlarca ve kör kuyuların dibine inmiş olanlarca nerelere sürüklenmeye çalışıldığı çok açık bir şekilde görüldü.
* * *
“1 Kasım’dan sonra sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın seni başkan yaptıracağız” sözünü kullanan bu milletvekili görünümlü meczup, aklınca “millet iradesini sallamayacaklarını” ilan ediyordu!
Üstelik eşkıyalık yaparcasına, Hürriyetin camını, çerçevesini indirdikten hemen sonra!
“Sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın” demek, açıkça millete karşı başkaldırının adıdır.
PKK’nın taşıdığı zihniyetten çok da bir farkı bulunmamaktadır!
Kaldı ki aynı şahsın daha önce sosyal medya hesabından terörist başını öven mesajlar paylaştığını dikkate aldığınızda meselenin tespitten öte bir anlam taşıdığını da görmüş oluyorsunuz.
Şehit olan askerlerimiz için kullandığı alçakça ifadelerse işin cabası ve bir diğer vahim boyutu…
Bir yandan PKK “fiili durum” sözlerini kullanırken, diğer yanda başka birilerinin “fiili başkanlık” sözü etrafına nasıl kümelendiğinin fotoğrafıydı aslında bu!
Ülkemiz günden güne AKP ve PKK ikilisinin demokrasi tanımaz, milli iradeyi umursamaz, anayasayı sallamaz tutumları nedeniyle son derece tehlikeli ve bir o kadar da karanlık döneme işte böyle sokulmaya çalışılıyor.
Böylesi bir dönemde milletin artık hesabını sorması gereken çok mesele ve şahıs var.
Ama önce bu duruma bizi kim getirdiyse ondan başlamalı ve birilerinin demokrasi tanımaz, milli iradeyi umursamaz tavırlarına karşı yine demokrasi ve milli iradenin gereği ile cevabını verip, hak ettikleri tokat sandıkta böylece basılmalıdır.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER