SON DAKİKA

Ülkücüler

Gündem Yazıları

Bu telaş niye?

KÖŞE YAZILARI

MİLLETİMİZİN KALBİNDEYİZ

Bu haber 31 Ocak 2018 - 20:10 'de eklendi ve 2.789 kez görüntülendi.

Kendisiyle birebir temas kuran – tanışan birçok insan, onunla ilgili kısa süreli bir hayal kırıklığı yaşıyor desek abartı olmaz.

Çünkü; sert, otoriter, emreden bir başkan ile karşılaşacağını umanlar; aksine güler yüzlü, sıcak, samimi, hoşgörülü, mütevazi, her konuda çözüm üretmeye yönelik, barışçıl bir başkan profili görürler karşılarında.

Bu yüzden de o; göreve başladığı günden bu yana, kişiliği ile gerek partililerinin, gerekse ilçe kamuoyunun taktirini – sevgisini kazanmış bir isim.

Size bu ayki röportaj konuğumuz MHP Pendik İlçe Başkanı Yüksel Cebe’den bahsediyoruz.

Ve böyle bir girişi; röportaja Cebe’nin ‘nasıl biri?’ olduğunu özetleyerek başlamak istediğimizden dolayı tercih ettik.

Nitekim; ‘Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?’ şeklindeki sorumuza “1970 Kırşehir Çiçekdağ doğumluyum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Özel hayatımda aileme çocuklarıma düşkün evcimen biriyimdir. Uzun yıllardır inşaat sektöründe çalışıyorum. Kendimi nasıl bilirsem, karşımdakini de öyle görürüm. Sevgi ve saygı görmek için, sevgi ve saygı göstermenin şart olduğuna inanırım. Her insanın ‘iyi tarafları’ vardır ve ben insanların öncelikle o taraflarına doğru bakarım” sözleri ‘manzaradan parçalar’ içeriyor.

Henüz tanışma fırsatı bulamayanlar için, kendisiyle ilgili ‘yeterli ipuçlarını veren bir tablo’ çizdiğimizi umarak, sözü daha fazla uzatmadan Yüksel Cebe ile gündemi değerlendirmeye geçiyoruz.

 

MHP ile ilgili olarak medyada zaman zaman ‘baraj’ tartışmaları yer alıyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

Milliyetçi Hareket Partisi inandığı ve savunduğu temel değerlerle Türk milletinin gönlünde taht kurmuş, milleti ile hemhal olmuş bir partidir. İyi günde de, kötü günde de bu böyledir.

Her milli başarı sonrası araçlarıyla konvoy yapıp kutlama yapanlara bakın, ‘Bozkurt’ işareti görürsünüz. Yine 15 Temmuz’daki şanlı direnişte ‘Bozkurt’ işareti sembol olmuş, direnenlere güç vermiştir.

Bu millet yeri geldiğinde %100 MHP’lidir.

Böyle bir partinin baraj sorunundan bahsedenler, kirli hesaplar içinde olanlardır.

Biz her gün halkımızın içindeyiz ve onlarla temas halindeyiz.

Şahit olduğumuz şudur ki; partilimiz olsun olmasın, herkes MHP’ye sevgi ve saygı ile yaklaşmakta.

MHP %10 barajının yüksek olduğunu ifade ediyor. Bunun nedeni ne?

MHP’nin önerisi sadece baraj ile sınırlı değil. Cumhurbaşkanlığı seçim sistemine göre, içerikle ilgili birtakım düzenlemeler de öneriyoruz.

Ayrıca, %10 barajının ‘yüksek’ olarak ifade edilmesi bugünün işi değil.

ANAP, DYP, DSP zamanında da liderler bu konuyu dile getirmişlerdi.

Biz MHP olarak %7 gibi bir rakam telaffuz ettik. Fakat bu konu saptırılmaya – suiistimal edilmeye, farklı noktalara çekilmeye çalışılınca, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli “%12 olsun” diyerek bu tartışmaya son vermiştir.

İYİ Parti’nin iddialı bir konumda olduğu ve özellikle de MHP kanadından oy alacağı ifade edilmekte. Bu konuda ne diyorsunuz?

Boş tencere fazla gürültü çıkarır derler. Sözünü ettiğiniz oluşumun durumu da bu. MHP’den herhangi bir partiye katılım söz konusu olmamıştır. Pendik’i örnek verecek olursak, İYİ Parti’ye kuruluşu aşamasında ‘yanınızda olacağız’ diye imza veren çok az sayıdaki kişiler dahi bu gün yanlarında, aralarında değil.

Bizim Pendik’te 6.800 üyemiz ve 50 bine yakın oy veren seçmenimiz var.

Allah’a şükür hepsi yerli yerinde duruyor ve sayıları da her geçen gün artıyor.

Nereden, hangi çevreden destek aldığı malum olan İYİ Parti’nin foyası da, önümüzdeki seçimlerde ortaya çıkacaktır.

Bu milleti saf, kandırılabilir, kolayca yanlışa yönlendirilebilir zannedenler tarih boyunca hep hayal kırıklıları yaşamışlardır.

MHP Pendik’te ne durumda?

Pendik, MHP’nin İstanbul’da en güçlü olduğu ilçelerinden biri. Aldığımız oy itibari ile 39 ilçe arasında 3. sıradayız. Önümüzdeki seçimlerde çok daha iyi bir yerde olacağız. Teşkilat olarak yılın 365 günü dernekleri, esnaf odalarını, eğitim kurumlarımızı, iş adamı esnaf ve vatandaşlarımızı ziyaret ediyor, desteklerini alıyoruz.

Özellikle bu dönem çok uyumlu – güçlü çalışkan bir ekibimiz var. Ve bunun karşılığını alacağımızı umuyorum.

Politika sahnesinde siyasiler arasındaki karşılıklı söylemlerde üslup bozukluğu dikkat çekiyor. Üsluplardaki bozukluk, gerilim ve kutuplaşmayı da körüklemiyor mu? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Milleti temsil eden politikacılardan beklenen, her kim olursa olsun, ifade etmek istediğini düzeyli bir üslup ile kamuoyuna aktarmasıdır. Bunun aksi savunulamaz bile.

Geçmişte Sayın Alparslan Türkeş, Sayın Bülent Ecevit, Sayın Süleyman Demirel, Sayın Necmettin Erbakan ve Sayın Turgut Özal’ın kullandıkları üslup oldukça düzeyli, zaman zaman esprili idi. Ağır hakaret yoktu.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli de bu konuda oldukça ölçülü.

Fakat son dönemde özellikle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullandığı dil FETÖ’nün, ABD’nin dili ve sık sık ağır – gerçeği yansıtmayan hakaretler içeriyor. Gerginlik oluşturuyor.

Türkiye’de gerçek bir kutuplaşmanın olması mümkün değil. Vatandaş olarak; Türk, Kürt, Sünni, Alevi ; sağ  ya da sol görüşte olsun, bu memlekette hepimiz kardeşiz ve biriz.

Ülkemizde kutuplaşmayı oluşturmaya çalışan malum dış güçler var ve maksatları da belli.

Ama onlara da son olarak 15 Temmuz’da gereken cevabı, millet olarak vermiş bulunmaktayız.

CHP’nin muhalefet politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP Atatürk’ün kurduğu partinin ağırlığından, çizgisinden uzaklaşmış bulunuyor.

Üretken, yapıcı, gerçekçi yaklaşımların yerini; çok konuşan ama boş konuşan bireylerin asparagas söylemleri almış durumda.

Yakın geçmişte CHP’li bir milletvekilin ‘AK Parti ne yaparsa yapsın, iyi de olsa biz yine de ona kötü deriz’ şeklindeki yaklaşımı da, bu partinin muhalefet olmayı ne kadar yanlış yorumladığını göstermiştir.

İyiye iyi, doğruya doğru diyebilmek – destekleyebilmek gerekir. Siyasi etik de, milli menfaatlerimiz de bunu gerektirir.

Ayrıca her şeye ‘kötü’, ‘yanlış’ demek kolaycılık oluyor.

Asıl olan öneri getirebilmek ve yapıcı olabilmektir. Bu konuda da MHP örnek gösterilebilir.

MHP Başkanlık seçimlerinde  Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı. Neden? Seçmeniniz bunu nasıl karşılıyor?

Bu bir konsensüsün sonucudur. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli AK Parti yetkililerine bir çağrıda bulunmuş ve yeni sistemi değerlendirelim demişti. Nitekim bu çağrıya uyuldu ve AK Parti’nin hazırladığı 32 maddelik taslaktan, MHP ile değerlendirme sonucu 18 madde üzerinde karşılıklı mutabakata varıldı.

Daha sonra Cumhurbaşkanlığı sistemi anayasa değişikliği ile kabul edildi. Ardından referandumda ‘evet’ oyu aldı ve Türkiye için yeni bir kapı açılmış oldu. Bu sistemi geçmişte de siyasi parti ve liderlerimiz dile getirmişlerdi, bu döneme nasip oldu.

MHP Türkiye’nin geleceğini, birlik ve beraberliğini, devletin bekasını esas alan ‘söz konusu vatansa, gerisi teferruattır’ anlayışındaki bir siyasi kurumdur.

Dolayısı ile mevcut şartlarda karşılıklı fedakarlıklar, amaca yönelik ittifaklar doğaldır, gereklidir.

Partimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK Parti’ye de bu ittifak çerçevesinde desteğini sürdürecektir.

Mevcut şartlar değerlendirildiğinde, ülke olarak – yönetim biçimi olarak en güçlü pozisyonda olmamız gerekir.

MHP’ye gönül vermiş, partimizin temel felsefesini içine sindirmiş tüm partililerimiz de bu durumun bilincinde ve kararımızın arkasındadırlar.

Türkiye’de yürütülen FETÖ operasyonu çerçevesinde; terör örgütü mensuplarının yanı sıra, masum ölçekteki birçok insanın da mağdur edildiği şeklinde yaygın bir inanış mevcut. Bu konuyla ilgili görüşünüzü aktarır mısınız?

Öncelikle FETÖ konusunun asla hafife alınmaması, bu noktadaki kararlılıkla zafiyete düşülmemesi gerektiğine inanıyorum. Bu örgüt, devletimizin bekasına yönelik hesapları olan bir örgüttür ve halen tam anlamıyla temizlenememiştir. Diğer taraftan birtakım mağduriyetlerin yaşandığı da bir gerçektir. Partimize de ‘haksız yere suçlandığını, işinden olduğunu’ ifade ederek çözüm noktasında müracaat eden çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır. Hükümetin bu konuya da hassasiyetle yaklaşması ve terör örgütü ile işbirliği içinde olduğu kesinlikle tespit edilmemiş, sıradan vatandaşların zarar görmemesi sağlanmalıdır.

Nitekim şu ana kadarki uygulamalarda da suçsuz görülen çok sayıda vatandaşımız serbest bırakılmış, ya da görevlerine iade edilmiş durumda.

Ekonomik bir krizden, para kazanmanın, işletmeyi ayakta tutmanın her geçen gün daha da zorlaştığından söz edilmekte. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ekonominin her anlamda iyi gittiği söylenemez. Özellikle; emekli, memur, işçi kesimi dar gelirle ayakta durmaya çalışıyor. Vatandaşın satın alma gücü yeterli olmayınca bu  esnaflarımıza da olumsuz yansıyor.

Türkiye uzun yıllardır siyasi olduğu kadar, ekonomik anlamda da dış güçlerin baskısı altında. Son dönemlerde yaşanan Gezi Olayları, 15 Temmuz Darbe Girişimi, terör vs ekonomik olarak ülkemizi olumsuz etkilemiş bulunuyor. Bu bakımdan, ekonomik durumu değerlendirirken, tabloya bir bütün olarak bakmak, öyle yorumlamak lazım.

Her şeye rağmen Türkiye büyük bir ülke ve bu zorluklar aşılamayacak zorluklar değil. Parti olarak bizim de öncelikli hedeflerimizden biri, vatandaşlarımızın ekonomisini iyileştirerek yaşam kalitelerinin artmasını sağlamaktır.

MHP’nin bu konuda çok özel projeleri ve önerileri bulunmaktadır. Başka bir söyleşide, sadece ekonomiyi ele alırsak; sizleri en geniş şekliyle bilgilendirmek isterim.

Türkiye’nin Afrin Operasyonu’nu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yurt içinden bazı çatlak sesler de çıkıyor. Bu konudaki görüşümüz ne?

ABD destekli İsrail’in ‘Vaat Edilmiş Topraklar’ inancı doğrultusunda Türkiye’nin Güneydoğusunu türlü oyunlarla, aşama aşama ele geçirme planı işlemektedir.

Bu plan dahilinde; Suriye’nin Türkiye ile sınır bölgesinde sözde bir Kürt devleti oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Kürtler piyon olarak kullanılıp, Türkiye hedef alınmaktadır.

Biz bu planı – tezgahı Afrin’e girerek ve böyle bir oluşuma müsaade etmeyerek bozmuş durumdayız.

PKK ve YPG diye adlandırılan terör grupları, aslında Kürt halkını asla temsil etmemektedirler.

Bunlar çoğunlukla Yahudi ve Ermeni gruplardan, lejyonerlerden oluşmakta ve en büyük zararı da Kürt kardeşlerimize vermektedirler.

Türkiye’nin Kürtlerle hiçbir problemi yoktur. Kız almış kız vermiş,  kardeş – akraba olmuş, Çanakkale’de, Sakarya’da beraber bu ülke için savaşmış can vermişiz. 15 Temmuz’da da aynı birlikteliği ve dayanışmayı göstermişiz.

Afrin’de PKK ve YPG’ye, onların destekçilerine hak ettikleri dersi verip, devletimizin bekası için gereken ne ise yerine getireceğiz.

Mevcut çatlak sesleri, Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar olacaktır” uyarısı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Bu vesileyle Mehmetçiklerimize ‘Allah yar ve yardımcınız olsun. Allah muvaffak etsin’ duasında bulunmak istiyorum.

 

 

Görüş ve düşüncelerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyoruz.

Bana bu fırsatı verdiğiniz için ben de sizlere teşekkür ediyorum.

 

Metin Yazıcı  (Pendik Gazetesi Röportaj)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.