SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Millet iradesi AKP’yle mi sınırlı?

Bu haber 14 Aralık 2013 - 8:30 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Millet iradesi demokrasinin olmazsa olmazıdır. Buna hiçbir şüphe yok. Ancak, millet iradesi sadece iktidar demek değildir. Muhalefet partileri de millet iradesine dayalı olarak siyaset yapıyor. AKP’ye oy veren yüzde 50 kadar, vermeyen yüzde 50’de millet iradesini oluşturuyor.

AKP zihniyetinin temel sorunu tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Millet iradesini kendileriyle ve kendi menfaatleriyle sınırlıyorlar. Başta sayın başbakan olmak üzere AKP sözcülerini dinlerken zannedersiniz ki, millet iradesi ilk defa AKP iktidara gelince oluştu. Ondan önceki meclisleri, iktidarları, muhalefet partilerini ya uzaydan gelenler belirliyor veya topraktan fışkırıyordu. Bu anlayışa göre millet iradesi eğer AKP’yi iktidara getiriyorsa ve orada tutuyorsa önemli ve değerlidir. Aksi halde darbede, dipçik de, zulüm de, mahpus da mubahtır.

Duruma göre vaziyet

Bu garabet zihniyet sadece kağıt üzerinde kalmıyor, uygulamaya da aynen yansıyor. Fazla geriye gitmeden, son birkaç haftada yaşananlar bu tespitimizi doğrulamaya yeterlidir. Sayın Başbakan TBMM Genel Kurulu’nda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinde konuşuyor ve aynen şunları söylüyor: “Bu salonun dışında (Meclis), bu salondaki vekillerin dışında hiç kimse, hiçbir kurum, Allah’tan başka hiçbir güç, bu ülkeye ve bu millete istikamet veremez. Hiçbir vekil, hiçbir siyasi parti, milli iradeyi hedef alan; milli iradeyi, Meclis iradesini zayıflatmaya çalışan saldırılar karşısında kayıtsız kalamaz.” Ne güzel sözler. Demokrasiyi içine sindirmiş hiç kimsenin bu değerlendirmeye bir itirazı olamaz. Ancak, şu tesadüfe bakın ki, aynı saatlerde sayın başbakanın oğlu Bilal Erdoğan sosyal paylaşım sitesinde aynen şöyle yazıyordu: “Halktan yüz bulmaya çalışın halkan, meclis serserilik yeri değildir, ahlaksız rezil tavırların amacı nedir?”

Muhalefet milletvekilleri zembille indi!

Sayın başbakan meclis iradesini zayıflatmaya çalışan saldırılar karşısında kayıtsız kalınamayacağını söylerken, oğlu meclisi ahlaksız rezil tavırların sergilendiği serserilik yeri olarak ilan ediyor ve istikamet veriyordu. Bu zihniyete göre halk sadece AKP’yi seçmiş, muhalefet milletvekilleri halkın oyuyla oraya gelmemiş, gökten zembille inmişlerdir. Haliyle herkes AKP önünde esas duruşa geçmeli, en küçük bir itirazda bulunmamalı ve hatta Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığını kendilerine bahşedilmiş bir lütuf sayıp şükretmelidir.İtiraz etmek, yanlışı söylemek, ihaneti hatırlatmak, talana ve yalana karşı durmak serserilik ve ahlaksız rezil tavırdır. Başbakanın her fırsatta söylediği ve mecliste tekrarladığı sözlerinin eğer zerre kadar bir samimiyeti varsa, işe kendi oğlundan başlamalıdır.

Zeyit Aslan’ı nereye koyacağız?

Birileri, itirazın muhalefetin değerlendirmelerine değil, bazı milletvekillerinin sözlerine olduğunu söyleyebilir. Bu durumda duyulmamış ve görülmemiş küfürleriyle TBMM tarihinde silinmez bir iz bırakan Zeyit Aslan’ı nereye koyacağız? “Halktan yüz bulamayanlar” sözüyle muhalefet kast edildiğine göre, Zeyit Aslan’ın küfürleri ahlaksız rezil tavır tanımına girmiyor. Çünkü o AKP’lidir ve millet iradesine dahildir! Dolayısı ile ne yapsa, ne dese yeridir ve itiraz edilmemelidir.

Neredeyse nefes aldırmayacaklar

AKP’nin güdük zihniyetinin, duruma göre demokrasi anlayışının bir başka yansımasını şu gün, şu saat itibariyle Antalya’da yaşıyoruz. Artık bir seçim dönemindeyiz ve bütün siyasi partiler yavaş yavaş meydanlara dökülüyor. Liderler Türkiye’nin her tarafında toplantılar yapıyor, mitinglerde konuşuyor. Ama sıra sayın Başbakana gelince her şey değişiyor. Gittiği yerlerde devlet bütün imkanlarıyla seferber ediliyor. Valiler il başkanı gibi çalışırken, devlet kurumları tek parti dönemlerinde bile eşi emsali görülmemiş bir şekilde ilanlar verip, propaganda faaliyetlerine katılıyor. Bu kadarla da kalmıyor. Birilerinin sayın başbakana ülkenin perişan halini hatırlatma veya en küçük bir itirazda bulunma ihtimaline karşı da tedbirler alınıyor. Sıkıyönetim dönemlerinde dahi görülmemiş şekilde, neredeyse AKP’li olmayanları evlere hapsedip nefes bile almasına izin vermiyorlar. Onlar AKP’li değil ve milletten sayılmazlar. Haliyle iradelerinin de, sözlerinin de hiçbir önemi olmadığı gibi, susturulmalı ve en azından evlerine hapsedilmelidirler. Benzer durum bir hafta önce de ibret verecek şekilde Muğla’da yaşanmıştı. Anlaşılan, bundan sonra sayın başbakanın gittiği her yerde aynı şey olacak ve ileri demokrasinin yeni uygulamalarına şahitlik edeceğiz!

Milletle aralarına duvar ördüler

Bu noktada gelebilecek itirazların farkındayız. Bütün bunları güvenlik tedbirlerine bağlayacaklardır. Nitekim, valilerden bu tür açıklamalar geliyor. Ancak, bu da bir başka itiraftır. Ülkeyi 11 yılda ne hale getirdiklerinin itirafıdır. Bir başbakan düşünün ki, halkın içine çıkabilmek için etrafına 2 binden fazla polis alma gereğini hissediyor. Bu da yetmiyor, halkın bir kısmı güvenlik tedbiri olarak sokaklara çıkarılmıyor. AKP iktidar olmadan önce başbakanlık önünde bazı güvenlik tedbirlerinin alınmasına söylenen sözleri hatırlıyorum. Milletle arasına set çeken bir başbakan olduğu söyleniyordu. Şimdi bırakın set çekmeyi başbakanlık binasının olduğu semti millete yasakladılar. Duvar örmekle kalmadılar, tecrit edilmiş bir ortam olmadan sokağa çıkamıyorlar.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.