Asikurtlar©

Millet-i Abraham!..

Millet-i Abraham!..
06 Mayıs 2016 - 9:23 'de eklendi ve 4133 kez görüntülendi.

 

 

Dün havuz medyasındaki haber programlardan birinde konu yine MHP’deki erken kurultay çağrısıydı. Çağrıcılardan bir eski milletvekili, hararetli bir şekilde Milliyetçiliği kanguruların bile reddetmediğini savunuyordu.
Sunuculardan biri “ben milliyetçi değilim mesela!” diyerek, “yavrusunu yiyen erkek kedi” sınıfına doğru seyirtirken diğer sunucu “kanguru kadar da mı aklın yok” demesinler diye olacak: “Hayır, ben de Milliyetçiyim ama Millet-i İbrahim milliyetçisiyim” diye araya girdi.

Belli ki AKP cenahında da “Milliyetçilik” kolay kolay reddedilemiyordu. Dolayısıyla da AKP’nin kuş mu deve mi olduğu bir türlü anlaşılamayan ideolojik kıytırıklığına İsrailiyattan yeni referanslar bulunuyordu.

Milliyetçilik, siyaset sahasına Fransız İhtilalinden sonra girmiş modern bir kavramdır. Ama “Millet-i İbrahim” modern anlamda bir millet tanımlaması değildir.
Semavi dinlere inanan, putperestlikten çıkmış bütün Müslümanları ifade eder. Üç katmanlı ve bir sosyolojik kümedir.
“Millet-i İbrahim”
1- Hz. İsa’ya kadar Musevileri,
2- Hz. Muhammed’e kadar Musevileri ve Hıristiyanları,
3- Günümüzde ise Musevileri, Hıristiyanları ve Muhammedileri ifade eder.
Budist, Konfüçyanist veya Paganist olmayan bütün tek tanrıcılar Millet-i İbrahim sınıfına girer, ama böyle bir “millet” (nation) yoktur.
Bu kavram “Ümmet-i Muhammed”i bile karşılamaz, ondan daha geniştir.
Yani milli vatan ve ulus devlet çağında “Millet-i İbrahim”
a) Vatansız olmayı
b) Bayraksız olmayı
c) Milliyetsiz olmayı
d) Yahudi dostu olmayı
e) Dinler arası diyaloğu
f) İntelijensiyal gevşekliği ifade eder.

Millet-i İbrahim, akademik bir keşif değil, sıbyan mekteplerinde çocuklara verilen İslami bilinç ezberine işgüzarlık ederek karıştırılmış Osmanlıcı bir “galat”tır.
Hani hep “Osmanlı’da Milliyetçilik yasaktı” deriz ya!.. Milliyetçilik, bu “Millet-i İbrahim mugalatası” ile yasaklanmıştır.
“Milet-i İbrahim” Elin Sırp’ı, Hırvat’ı, Yunan’ı, Bulgar’ı, Ermeni’si, Arab’ı cayır cayır milli bilinçle donanıp da komşu Türk köylerine saldırırken, bizim “fedakâr” bürokrasinin “aman devlet bizden sebep parçalanmasın” diye Türklerin savunma refleksine vurduğu itikadi bir prangadır.
Biz, Türklerin % 90’ının köylerde tarım ve hayvancılıkla uğraştığı “72,5 milletli” Osmanlı’da, kimlik inşasını, medresenin “sıbyan mektebi” seviyesinde bırakmıştık:
Kimin kulusun? “Allah’ın…
Kimin ümmetisin? Hz. Muhammed’in…
Dinin ne? “Elhamdülillah Müslümanım…
Ne zamandan beri Müslümansın? Kal-u beladan beri…

Aferin!.. Milletini soran olursa da: “Millet-i İbrahim” dersin!
Bu terbiye, din pedagojisine uygun, siyasi açıdan da pragmatiktir; ancak bilimsel değildir. Çünkü her şeyden önce “Millet-i İbrahim” milli değil, putperest olmamayı anlatan “dini” bir kimliktir.
Cephelerde ümmetin şerefini pespaye eden nice yenilgiden sonra Sultan II. Mahmut Avrupa’ya öğrenci göndermeye başlayınca, 1820’lerden itibaren bu zayıf kimlik algısı yıkılmaya başlamıştır.
Çünkü birbirleriyle medeniyet yarışına girmiş Avrupalılar, kendilerini dine göre değil, milliyete göre tanımlamaktadır.
Herkesin bir milli marşı vardır. Fransızlar, şu sözleri, milli bir nakarat olarak tekrarlamaktadır:

“Yürüyelim, yürüyelim, saf olmayan düşman kanı tarlalarımızı sulayana kadar…”
Almanlar ise başlarına ne gelirse gelsin “Almanya’yı dünyadaki her şeyin üstünde” tutmaktadır.
Bizimkilerin “Liberal” ve ılımlı buldukları Amerikalılar ve “Sosyalist” diye milli hedeften yoksun zannettikleri Çinliler bile milli kimlik inşasında boş durmamışlardır.
Neden sonra biz de son yüzyıl içinde biz de bir milli kimlik inşa etmeye ve onu korumaya çalıştık. Dünyanın yüzüne:
“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar; benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var!” diye haykırdık!
Bu, geç kalmış bir “milli sınır” deklarasyonuydu!
Bugünlerde ise Türk Milleti, eksik kimlik inşasından kaynaklanan ciddi bir tehdit altındadır.

Millet-i İbrahim diye bir millet yoktur. Olmayan milletin de milliyetçiliği olmaz.
Bu fikirde sebat edenler ve kendilerini “Türk” yerine “Millet-i İbrahim” olarak tanımlayanlar, milli mücadele, milli savunma, milli siyaset açısından yaşayan ölülerdir.
İbrahim’in İbranicedeki telaffuz şekli “Abraham”dır. Yani Amerika Birleşik Devletlerinin ünlü Yahudi Başkanı Abraham Lincoln de Millet-i İbrahim’dendir.
Millet-i İbrahim, Milliyetçilikten ve milli sınırlar içindeki Türkiye Cumhuriyetine sadakatten kaçış oyununa peygamberler tarihinden bulunan bir kılıftır.

Eğer böyle millet olunuyorsa ve bu enternasyonal muğlak kimliğin milliyetçiliği yapılabiliyorsa
AKP’lilerin, ABD’nin gücünü, kendi milli gücünden muteber bularak ABD’nin kucağında siyaset yapanlara “Paralel devlet” diye bar bar bağırmalarının bir anlamı yoktur.
“Millet-i İbrahim” üzerinden siyasi bir kimlik inşası, ılımlı İslam ve dinler arası diyalog tuzağının “kültürleşme” eğilimi olan en tehlikeli sonucudur.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER