Asikurtlar©

“MHP’yi aşan bir durum” karesinde durmayın

“MHP’yi aşan bir durum” karesinde durmayın
23 Mayıs 2016 - 9:30 'de eklendi ve 5713 kez görüntülendi.

Sağlık Bakanlığı İstanbul’da “Değişimin Yüzü, Hemşirenin Gücü” Temalı bir sempozyum düzenlemişti. Herhalde onlardan etkilenmiş reklamcısının “Değişimin ana gücü” sloganını layık gördüğü Meral Akşener, son katıldığı bir CNN Türk programında içinde bulundukları hali “Bu durum MHP’yi aşan bir durum” şeklinde değerlendirmişti.

İlişkilere ve gelişmelere baktığımızda gerçekten “MHP’yi aşan bir durum” olduğu çok net görülmektedir. Bazı konularda duygu ve düşüncelerini çok iyi anladığım Ülkücü delegeleri ayrı ve anlamlı yerinde tutarak, “MHP’yi aşan bir durumu” oluşturan unsurlara değinmek istiyorum.

PKK’nın eli kanlı önderlerinden Cemil Bayık’ın bile “MHP de değişmek zorundadır. MHP de artık on yıllar öncesinin diliyle, yaklaşımıyla Türkiye siyasetinde yerini alamaz. Eski dilini, üslubunu ve tarzını bırakmazsa Türkiye’ye en büyük kötülük yapan, Türkiye’ye en büyük düşmanlık yapan bir parti haline gelir. Türkiye gerçeklerini dikkate alarak kendi zihniyetini, politikalarını ve tutumunu değiştirmesi gerekmektedir.” dediği MHP’de, değişim talebini de sağlıklı değerlendirmek gerekmektedir. PKK’lının, HDP’linin MHP’de kongre ve değişim istediği ve son seçimlerde HDP’ye oy vermiş birçok yazar-çizer takımının MHP üzerinde değişim propagandası için seferber olup ve özellikle Meral Akşener üzerinde yoğunlaşmasını da bu aşamada görmek gerekiyor. Bir çırpıda 10-15 yazar-çizer ismi sayarım bu konuda… Daha öncede bunların isimlerini defalarca yazdım.

Ömrü MHP ve Ülkücü düşmanlığıyla geçmiş olanların, MHP’de bir değişim ve kongre talebinde bulunması “MHP’yi aşan bir durum” manzarasıdır. Meral Akşener bu konuda gerçekten çok haklıdır.

“MHP’yi aşan bir durum” manzarasında, Aydın Doğan’ın gazete ve televizyonlarının da yerini aldığı çok net gözükmektedir. Aydın Doğan 1 Kasım seçimleri sonrası gazete ve televizyonlarını adeta Meral Akşener’in emrine vermiştir. Aydın Doğan sanırım Ahmet Hakan’ı da Meral Akşener’in Basın ve Propaganda müdürü yapmıştır. Ahmet Hakan’ın 1 Kasım sonrası yazdığı tüm yazılara bakın, Meral Akşener’in yanındakilerin dahi yapmadığı-yapamadığı Meral Akşener lehine bir cilalama, savunma ve manipülasyon yapmaktadır. Mehmet Y.Yılmaz, Taha Akyol, Akik Beki, Gülse Birsel başta olmak üzere bu yazarlar Ahmet Hakan’ın izinden giderek MHP’de değişimi arzulayan yazılar yazmaktadır. Ahmet Hakan, Akif Beki, Hakan Çelik, Şirin Payzın’da Aydın Doğan’ın sahibi olduğu CNN Türk’teki programlarına Meral Akşener’i arka arkaya çıkararak MHP’deki değişimi hedefleyen PİAR çalışması yapmıştır. Tüm bunların Aydın Doğan’dan habersiz olması ve gerçekleşmesi mümkün değildir.

Aydın Doğan’ı adım adım izleyen iktidar medyası “Aydın Doğan ile Meral Akşener’in buluşup görüştüğüne dair” çeşitli haberler yaptı. Bunun üzerine Aydın Doğan, Doğan Grubu adına İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu aracılığıyla “Dün akşam bir televizyon kanalında Sayın Aydın Doğan’ın, Sayın Meral Akşener ile bir araya geldiği ve bu görüşmede bir yol haritası çizildiği şeklinde yapılan beyan tamamen yalan ve gerçek dışıdır. Sayın Doğan, Sayın Akşener ile hiçbir görüşme yapmamıştır. Aydın Doğan siyasetçi değildir, siyaset yapmaz ve hiçbir zaman hiçbir partinin içişlerine karışmaz, müdahil olmaz. Bunun aksini yazıp çizenler ve söyleyenler yalan söylemektedirler. ” açıklamasını yapmak zorunda kalmıştır.

Aydın Doğan, MHP’de değişim taleplerini körüklemek için Meral Akşener’e televizyon ve gazetelerinde bu kadar PİAR çalışması yaptırıp, onunla hala görüşmediyse kendisinde gerçekten bir eksiklik hissetmelidir.

Aydın Doğan Meral Akşener’le görüştü yahut görüşmedi, buluştu yahut buluşmadı. Ama ortada olan bir gerçek var ki, Aydın Doğan’ın elinde bulunan iletişim araçları Meral Akşener’in emrine verilmiş durumdadır. MHP’nin normal olağan kongresini bile adam akıllı göstermeyen Aydın Doğan’ın CNN Türk televizyonu Meral Akşener’in 15 Mayıs’ta tarlada sergilediği rezaleti bile sabahın köründen itibaren canlı yayınla sunmuştur. Bu durum bile başlı başına Aydın Doğan ve Meral Akşener ilişkisine somut örnektir.

Aydın Doğan adına asıl ilginç olan, Tansu Çiller’in yanında iken ve İçişleri Bakanı iken kanlı bıçaklı olduğu Meral Akşener ile bu samimiyete nasıl geldiğidir.

Herhalde bu samimiyete aracı olan kişi İnan Kıraç’tır. Uzun süre Koç Holding’de üst düzey yöneticiliklerde bulunan İnan Kıraç biliyorsunuz oğlunun düğününde nikâh şahidi olacak kadar Meral Akşener’e yakın bir isimdir.

İnan Kıraç Aydın Doğan’ın ağzından şu şekilde yakınlığı tarif edilmiş birisidir.

Geçmişte yayınlanan bir röportajda Aydın Doğan’a “Gazete patronu olmanızda Vehbi Koç’un maddi bir katkısı oldu mu?” şeklinde soru sormuşlar, o da bu soruya “Vehbi Koç’un damadı İnan Kıraç’la dostluğum sebebiyle yıllarca Milliyet için Vehbi Koç’un dediler. İnan Kıraç’ın Milliyet Gazetesi’ni almamda çok büyük manevi katkıları oldu. Hürriyet’i aldığım dönemde de bankalarından kredi aldım.” şeklinde cevap vermişti.

Aydın Doğan’ın medyası ile Meral Akşener arasında geçmişte neler yaşanmıştı neler!

Aydın Doğan geçmişte Meral Akşener’in herşeyine haciz koydurmuş, neyi var, neyi yok hepsini elinden aldırmıştı. Hürriyet Gazetesi yöneticilerinin telefon görüşmelerinin bant kayıtlarını basın toplantısı yaparak kamuoyuna açıkladığı için ağır tazminat cezalarına mahkûm olan Meral Akşener, bu durumu yıllar sonra ”Hürriyet Gazetesi yöneticilerinin telefon görüşmelerinin bulunduğu kasetleri bana Tansu Çiller verdi ve kamuoyuna açıklamamı istedi” şeklinde itiraf etmişti.

Bir zamanlar Tansu Çiller’in tetikçiliğini yapan Meral Akşener, Aydın Doğan’ı ve onun medya kuruluşlarını “Çiller fanatiği gençlerimizi tutmakta zorluk yaşayacağımız kanaatindeyiz. DYP’ye gönül veren militanların infialine sebep olduğunu unutmayınız” şeklinde tehdit etmişti.

O dönem Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Hürriyet ve Milliyet gibi gazetelerin tüm yazarları Meral Akşener’e adeta savaş açmıştı. Belki hiçbir politikacıyı Meral Akşener kadar aşağılamamışlardı. “Genelev Patroniçesinden rüşvet aldı” diye haber dahi yapmışlardı.

Anlaşılan köprünün altından çok sular akmış olacak ki, dün savaş açtıkları ve aşağıladıkları Meral Akşener’i bugün parlatma görevini Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Hürriyet gazetesi ve CNN Türk televizyonu yapmaktadır. Aydın Doğan’ın tekne gezilerinde adeta garsonluk yapan Ahmet Hakan’ın bugün Meral Akşener’i medya danışmanı gibi köşesini kullanması başlı başına yeterli bir örnektir.

Aydın Doğan, ülkeye hizmet eden, insanlarımıza istihdam alanı açan bir işadamı olarak anılmak yerine niçin sürekli siyaseti dizayn işlerine adını karıştırmaktadır?

Sayın Aydın Doğan’ın kendini sorgulaması gereken bu noktadır. Aydın Doğan ne demek istediğimizi zaten yazımız içindeki cümlelerden gayet net anlamıştır. Ama en çok yoğunlaşması gerekende 7 Haziran seçimleri öncesi HDP’yi cilalayan, 1 Kasım sonrası da Meral Akşener cilalamasıyla kendini gösteren Ahmet Hakan üzerinden Hürriyet ve CNN Türk üzerinden ne yapılmak istendiğini anlaması ve kavramasıdır. Bu konu kendisini o kadar belirgin bir hale getirmiştir ki, Aydın Doğan’ın bunu görmemesi mümkün değildir.

Aydın Doğan’ın “Aydın Doğan siyasetçi değildir, siyaset yapmaz ve hiçbir zaman hiçbir partinin içişlerine karışmaz, müdahil olmaz.” Sözleri işte bu yüzden hükümsüz kalmaktadır. Çünkü eylemlerle bu söylem birbirini yalanlamaktadır.

Aydın Doğan’a tavsiyemiz eylem ve söylemlerini uyumlu haline getirmesi ve “MHP’yi aşan bir durum” karesinden kendisini çıkarması yönündedir.

YILDIRAY ÇİÇEK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER