SON DAKİKA

MHP’YE KOMPLOYU FARUK BAYINDIR FİNANSE ETTİ

Bu haber 18 Temmuz 2017 - 19:31 'de eklendi ve 3.794 kez görüntülendi.

Farklı Ülkücülük adlı paravan siteyi, AKP’den milletvekili aday adayı olan FETÖ’cü iş adamı İbrahim Faruk Bayındır’ın kredi kartı ile finanse ettiği anlaşıldı. MHP kaset operasyonuna uğradığında tepki verince saldıranlar sonradan meyus ve pişman oldular. 17-25 Aralık sürecini yaşayınca paralel yapıyı herkesten önce terör örgütü ilan ettiler. O kirli yapı, ileride Tayyip Erdoğan’ın da başını isteyecekti.

MHP’ye saldıran İnternet sitelerinden biri de Farklı Ülkücülük adı altında kurgulandı.

26 Nisan 2011’de MHP’lilere ait uygunsuz görüntüleriilk olarak yayımlayan bu şer sayfası, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi yeni kasetlerle tehdit etti.

Bazı MHP Başkanlık Divanı üyeleri hem dinlenmiş hem de uygunsuz görüntüleri kayda alınmıştı.

MHP Genel Başkanının yakın çevresine dinleme ve izleme komplolarının düzenlenmesi, MHP’nin kurumsal kimliğini baltalama amacına işaret ediyordu.

Bu, aynı zamanda MHP’yi çökertme ve ele geçirme hamlesiydi ama FETÖ’nün asıl hedefinde Devlet Bahçeli vardı.

MHP’ye sızmak ya da partiyi ele geçirmek için önlerinde Genel Başkan Bahçeli’yi engel olarak görüyorlardı.

AncakDevlet Bahçeli’nin ne açık edilecek bir ayıbı, ne ifşa edilecek gizli bir günahı vardı.

MHP Lideri çevresinde dürüstlük ve doğruluğu, beyefendiliği, mertliği, iyilikseverliği ve devlet adamlığı feraseti ile bilinen yüksek ahlaklı bir Ülkücüydü.

Ülkücü nesiller için numune-i imtisal bir dava adamıydı.

Yaptığı iyilik ve hayırları da ibadet ve taatını da herkesten gizler, karşılığını sadece Yaradan’dan beklerdi.

Onun şeref ve haysiyetinin zekâtı bile bütün FETÖ’cüleri satın alacak kırattaydı.

Bu yüzden, kirli tezgâhlar onun çalışma arkadaşlarına yöneldi.

Başta Zaman gazetesi olmak üzere FETÖ’nün medya organları da pervasızca bu rezaletin üzerine gitti.

FETÖ, hem siyasi partilere hem de devletin iliklerine kadar sızmış bir organize suç çetesiydi.

Kirli tezgâhın devlet ayağında, yargıda ve emniyette yuvalanmış FETÖ’cüler vardı.

FETÖ unsurlarının başlattığı operasyonu, paralel yapı medyası ve çok sayıda paravan İnternet sitesi eş zamanlı olarak destekledi.

Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne 12 Mayıs 2011 tarihinde şunları yazdı:

“Devlet Bahçeli’nin tarihî sorumluluğu, kendisini inancına, davasına adamış olanların önünü açmaktan ibaret. Bunun için istifa etmesi yeterli.”

Ertesi gün de Farklı Ülkücüler adındaki çete bir mektup yayınlayarak şöyle bir çağrıda bulundu:

“Devlet Bahçelinin ve ekibinin görevlerinden istifa edip hiç vakit kaybetmeden Ülkücü Hareketin ve MHP’nin yakasını bırakmaları gerekmektedir.”

Farklı Ülkücülük adlı İnternet sitesiyle FETÖ tetikçisi Mümtazer Türköne’nin talepleri ortaktı.

Bu, elbette bir tesadüf değildi ve ortada bir tertip vardı.

Sonradan sitenin ABD’den yönlendirildiği ortaya çıktı.

Kaset komplosuyla ilgili görüntüleri servis eden sitelerin 25’i yurt dışından, biri Türkiye’den yayın yapıyordu.

Farklı Ülkücülük adlı paravan siteyi, FETÖ’cü iş adamı İbrahim Faruk Bayındır’ın kredi kartı ile finanse ettiği anlaşıldı.

AKP’den milletvekili aday adayı olan Bayındır, kaset skandalının patlak vermesinin ardından partiden ihraç edildi.

İbrahim Faruk Bayındır, 17-25 Aralık operasyonlarından sonra yurtdışına kaçtı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, bu alçak ve rezil komplo karşısında şantaja boyun eğmeyerek kaya gibi dimdik durdu.

Devlet Bahçeli, “Bu andan itibaren kimin elinde ne kaset varsa, ne bilgi varsa internet aracılığıyla duyursunlar. Kimseyi istifaya davet etmeyeceğim, sorumluluğu üzerime alıyorum.”diyerek rest çekti.

Bahçeli, 18 Mayıs 2011’de Kastamonu Belediyesini ziyareti sırasında kaset iddialarıyla ilgili konuştu.

MHP Lideri Bahçeli,”Türk Milliyetçileri hedeftedir!” diyerek mal bulmuş mağribi gibi kaset komplosunu manşetlerine ve programlarına taşıyan medyayı eleştirdi.

Bahçeli, ”Anlaşılıyor ki Türk medyası tarafsız değil. Türk medyası birilerinin Türkiye üzerinden oynanan oyunlarına dolaylı da olsa araç olarak kullanılan bir kurum hâline dönüşmüştür.” diye konuştu.

Daha sonra konuşmasına şöyle devam etti:

”MHP her şeye katlanır, Kendi aleyhinde de olsa. Önce ülkem ve milletim sonra partim der ama bir şeyi kabul etmesi mümkün değil. O da Türk milletinin karakterinden kaynaklanan tehdit ve şantaja MHP boyun eğemez. Bundan sonra da eğmeyecektir. Hâl böyle olunca MHP’nin lideri olarak yoluma devam edeceğim. Kaset konusunda isimleri bu iğrenç internet sayfasıyla kamuoyuna aktarılan ve şu saate kadar da başta TRT olmak üzere diğer medya kanallarında yayınlanan isimlerin hiç birisini istifaya davet etmeyeceğim. Milletvekili adayları olarak sorumluluklarını taşıyacaklar. Başkanlık Divanı olarak görevlerini yerine getirecekler. Bütün sorumluluğu, vebali, MHP lideri olarak üzerime alıyorum.”

Konuşmasında, “Yargıda ses yok, MİT vurdumduymaz.” diyen Devlet Bahçeli, savcının gecikmeli çalıştığını söyledi.
Ardından da konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İstihbarat Daire Başkanlığı’nın ne yaptığı meçhul… Siyasi iktidarın ise bunu siyasi malzeme olarak kullandığı bir ortamda biz bütün bunları cenabı Allah’a havale ediyoruz. Ancak tek kala kala aziz milletim kaldı. Şimdi Allah’a sığınıyor, milletime güveniyor, 12 Haziran’da seçimlere bu arkadaşlarla katılacağım. Artık medyanın değil, Amerika’da uzantısı olan internet yayınlarından değil, iktidarın araştırmasından değil, savcılığın herhangi bir gayretinden değil, milletimizin tercihine göre hem kendimin hem MHP’nin geleceğini belirleyecek olan tek unsurun, büyük Türk milleti olduğu kanaatindeyim. Seçime de milletimle beraber gireceğim. Aldığım sonuçtan sonra MHP’nin kendisini tehdit ve şantaja muhatap kılan, bunlara yardakçılık yapan, bunlardan siyasi ikbal peşinde koşanlardan da kesin hesap soracağını bilmenizi istiyorum. Bundan sonra da medya daha dikkatli olsun, daha tarafsız olsun. Bu gibi konularda ‘çoğaltan’ etkisi yaratarak, kamuoyunu bir iktidar lehine kullanmaya çalışmasın. Bu patronlar kendileri için de bir gün yazık ederler diye düşünüyorum.”

O sırada iktidar cephesi de Kaset Komplosundan alabildiğine yararlandı.

Hicap duyulması gereken konular, “Özel mi, genel mi?” tartışmaları arasında seçim meydanlarına taşındı.

Bırakın İslam ahlakını, genel ahlakın bütün normları ayaklar altına alındı.

İslam’da bir Müslümanın ayıbını izhar etmenin günah olduğu gerçeğine rağmen anlı şanlı bir ilahiyat profesöründen fetva bile çıkarıldı.

Fetvada, büyük bir pişkinlikle şöyle deniliyordu:

“İslam ahlakına göre insanların gizledikleri davranışlarını bilmek ve görmek için teşebbüste bulunmak men edilmiştir.

-Ama gizlenen kusur ve günah kamuyu ilgilendiriyor ve bilinmemesi kamuya zarar veriyorsa devreye zaruret girer ve zaruri olarak tespit ve gerektiği kadar teşhir edilir.”

Bu fetvaya dayanan iktidar, kasetler üzerinden MHP’ye yüklendi.

ONUN TAVİZSİZ VE DİK DURUŞU, RÜZGÂRI TERSİNE ÇEVİRDİ

Buna karşılık MHP Lideri Devlet Bahçeli onurlu, kararlı ve sağlam bir duruş sergileyerek parti tabanını konsolide etti.

Onun tavizsiz ve dik duruşu, rüzgârı tersine çevirdi.

MHP seçmeni de bu duruşu onayladığını sandıkta gösterdi.12 Haziran 2011 Seçimlerinde baraj tehlikesi yaşamayan MHP, %13 oy aldı ve 53 milletvekili çıkardı.

MHP kaset operasyonuna uğradığında tepki verince saldıranlarsa sonradan meyus ve pişman oldular.

17-25 Aralık sürecini yaşayınca paralel yapıyı herkesten önce terör örgütü ilan ettiler.

MHP’yi seçim meydanlarında ayıplar ve günahlar üzerinden vurmaya çalışanlar, 17-25 Aralıkta başlarının derdine düştüler.

2011 Seçimlerine giden süreç, FETÖ’nün siyasallaşma süreciydi.

AKP içinde planladığı operasyonları hayata geçirmek için önemli sayıda milletvekilliğini ele geçirmek üzere 100’den fazla FETÖ’cü milletvekilliği için başvurdu.

AKP’de de gizliden gizliye paralel yapıyla ilgili rahatsızlık dillendirilmeye başlamıştı.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, AKP’nin bir genel başkan yardımcısına, “Fethullah Hoca o kirli yapının tam göbeğinde yer alıyor ve liderliğini yapıyor.” demişti.

Tayyip Erdoğan’ın müdahalesiyle 2011’in aday listesinde FETÖ’cü sayısı sınırlı kaldı.

O kirli yapı, ileride Tayyip Erdoğan’ın da başını isteyecekti.

2014’te FETÖ’nün kirli çamaşırları karıştırılırken MHP’ye kaset kumpası yargının “Kozmik Oda”sından çıktı.

Kaset komplosu, “hâkim kararıyla” gerçekleştirilen dinleme ve izleme sırasında yapılmıştı.

Emniyet İstihbarat Dairesinin talebi üzerine MHP kurmayları hakkında dinleme kararı çıkarılmıştı.

Birinci karar Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16 Aralık 2010’da; ikinci dinleme kararı ise 11. Ağır Ceza Mahkemesince 27 Aralık 2010 tarihlerinde verildi.

14 Mart 2011’de de dinlemeler yeterli görülmedi ve uzatma kararı alındı.

İki gün sonra 16 Mart’ta da yine 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından MHP lideri Bahçeli’nin danışmanları hakkında teknik takip kararı verildi.

Kumpas için malzeme elde edilinceye kadar dinleme ve kayıtlar sürdü.

İnternet’e “sızdırılan” görüntülerin, söz konusu kararla yapılan teknik takip sırasında kaydedildiğine şüphe yoktu.

Ahlaksız kayıtlar için devletin imkânları ve memurları kullanılmıştı.

Emniyet’in dinleme ve izleme talepleriningerekçesiyse 24 Kasım 2010 tarihinde yapılan TİT operasyonunda 14 kişinin gözaltına alınması ve 6’sının tutuklanması, ardından da 9 Aralık 2010’da gelen isimsiz, imzasız bir ihbar mektubuydu.

İsimsiz ihbar mektubu, FETÖ’nün alçakça yöntemlerinden biriydi.

Mektupta, Türkçü İntikam Tugayı (TİT), Türk İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT) ve Türk Akıncı Timi (TAT) adlı sözde örgütlerin Türk-Kürt çatışması çıkarmak amacıyla eylem planları yaptığı öne sürülüyordu.

MHP’nin o dönemdeki kurmaylarının 27 Aralık 2010-19 Mayıs 2011 tarihleri arasında ‘yasal izlemeye’ alındığına ilişkin mahkeme kararı 2014’te ortaya çıktı.

Sonradan; bu dinleme ve izleme kararlarının, Emniyet İstihbarat Dairesinde bulunmadığı, aynı zamanda TİB’deki dijital kayıtlardan da silindiği anlaşıldı.

Bunun üzerine savcılık, ilgili mahkemeye 12 Şubat 2014’te yazı yazarak kararın kopyasını istedi.

İKTİDAR VE PARALEL YAPI YAVAŞ YAVAŞ YOL AYRIMINA GİRİYORDU

Kararın verilmemesi üzerine, ‘imha edilebileceği’ endişesiyle adliyede mahkeme kararlarının saklandığı ‘kozmik oda’nın kilidi değiştirildi.

Başına 24 saat nöbetçi polis dikildi.

Arşivde yapılan araştırmada da hâkim kararlarına ulaşıldı.

2012’de Başbakanlık başka olmak üzere bazı devlet kurumlarında böcek yerleştirildiğinin ortaya çıkması, dikkatleri bir kez daha FETÖ’ye çevirdi.

Böcek olayı, paralel çetenin kendisine her türlü imkânı tanıyan AKP’yi de tarassut altına aldığının göstergesiydi.

Bu durum, çetenin devlet kurumlarındaki güç mücadelesini de su yüzüne çıkardı.

İktidar ve paralel yapı yavaş yavaş yol ayrımına giriyordu.

15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra yapılan soruşturmalarda, 31 Mayıs 2013’te Taksim’de başlayan Gezi Olayları’nın arkasında da FETÖ’nün olduğu ortaya çıktı.

Mürettip, müşevvik ve muharriki FETÖ olan Gezi kalkışmasının hedefi, hükûmetini güçlü sokak eylemleriyle sarsıp devirmekti.
Bir numaralı iş birlikçileriyse başta PKK olmak üzere sol örgütlerdi.

SEMİH YALÇIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.