Asikurtlar©

MHP’ye Duyulan Garip İlgi

MHP’ye Duyulan Garip İlgi
03 Haziran 2016 - 9:05 'de eklendi ve 4953 kez görüntülendi.

 

 

Önce kitabın ortasından konuşalım: Fethullah Gülen’den Osman Kavala’ya, Gülse Birsel’den Cemil Bayık’a kadar tipi ve tarzı bir hayli değişik pek çok kesimin MHP’ye duyduğu ilgi, MHP’nin karakaşından kara gözünden değil, Recep Tayyip Erdoğan’ı devirebilme ihtimalinden kaynaklanmaktadır.
Ve Cemaatten PKK’ya kadar Erdoğan’ın son merkeziyetçi politikalarından ağzı yanmış herkesin konuya bir gezi parkı hadisesi gibi abanmasının sebebi budur.

ABD’nin, İsrail’in, Soros’un ve yerli işbirlikçilerinin de konuya yaklaşımı, bu minval üzerinedir.
Masonlardan, Komünistlere, Sabatayistlerden bölücülere kadar herkes konuyla ilgilidir. MHP Taksim işine girmeyince, Faiz lobisi, Taksim’i MHP’ye sokma çabası içine girmiştir.
Gerisi kendiliğinden gelmiştir.
Bizim konuya kaygıyla yaklaşmamızın sebebi, MHP’nin hayır amacıyla da olsa kendi iradesi dışında bir misyona doğru sürüklenmesidir.

Çünkü MHP’ye şimdi ihtiyaç duyan ve büyük bir ilgi duyan insanların ve mahfillerin ortak özelliği Milliyetçiliği en tehlikeli fikir olarak görmeleridir.
Ortalıkta bir “Ülkücü irade” sözü geçmektedir. Ama Ülkücü uyanıklığın yerinde yeller esmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi, kurulduğu tarihten bu yana iki önemli misyon üstlenmiştir.
Bunlardan birincisi, MHP’nin taşıdığı Türk Milliyetçiliği fikrinin doğal bir sonucu olarak “Turan Ülküsüne hizmet” yani Ülkücülüktür.

Bu büyük ideale ulaşmak için gerekli olan vasıfları taşımak, kadrolar yetiştirmek, maddi ve manevi yönden donanımlı hale gelmek ve uygun politikalar üretmek de tabii ki Ülkücülüğün bir parçasıdır.
Ne var ki en başından beri, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, rejiminin ve bütünlüğünün tehdit altına girmesi,

MHP’nin daha reaksiyoner olan vatanseverlik ve muhafazakârlık yönünü öne çıkarmıştır.
Dinle ve milliyetle aynı oranda kavgalı olan Komünizmin ülkeyi tehdit ettiği 70’li yıllarda, gençlerin eğitimi için “Türk-İslam Ülküsü”nün telif edilmesi, bu muhafaza görevinin ağırlığıyla ilgili bir mecburiyet olarak ortaya çıkmıştır.

MHP’liler, Ülkücü hareketin olgunlaşma çağında devlet gücünden yoksun olarak hiçbir Ülküye varılamayacağını fark ederek iktidar mücadelesine girişmişlerdir.
Böylece içeride, devlet ve rejim düşmanlarından liberallere, bölücü Türk düşmanlarından, İdeoloji partilerinin devlete kendi fikirlerini tatbik edecekleri endişesiyle MHP’den rahatsız olan Kemalist askerlere kadar enva-i çeşit düşman kazanmışlardır.
İyi yönetilen, parti içi disiplinini ve kurumsal ağırlığını koruyan Milliyetçi bir partinin ABD’den Çin’e, Almanya’dan Rusya’ya kadar birbirine düşman olan pek çok yabancı unsurun ortak düşmanlığını kazanması da sürpriz olmamıştır.
Şimdi ise AKP iktidarının Başkanlık sistemiyle birlikte halifeliğe doğru giden yeni bir Ümmetçi rejim olma eğilimi içine girmesi, ABD, İsrail, Sabatayist derinlik, Masonlar, Kemalistler ve Cemaat gibi birbirinden çok farklı unsurların

MHP’ye yakınlaşmaları sonucunu doğurmuştur.
Bu bakış MHP’yi iktidarda görme umuduyla alakalı bir bakış değildir.
Bu bakış, bir tür “balta bulmuş ormancı bakışı”dır.
Bu bakış “Yüzde 20’lik MHP” ile AKP’yi budama bakışıdır.
Bu bakış, “sol bundan ileri gidemeyeceğine göre” merhum Muhsin Yazıcıoğlu gibi seçmeni deşebilecek “Sağcı” bir liderle AKP’yi % 30’lara çekerek Erdoğan’ın başkanlık hayaline ve AKP iktidarına son verme bakışıdır.
Bu bakış, MHP’yi manivela yaparak AKP’den kurtulma bakışıdır.
Bu yüzden AKP’den PKK’ya kadar MHP dışındaki bütün siyasi dinamikler MHP kurultayıyla bu kadar ilgilenmektedir.

Bundan üç yıl öncesine kadar AKP’nin kozmik büroya girerek, devletin çelik çekirdeğini parçalama yönündeki hamlelerini destekleyen TESEV gibi STK’lar bile şimdi ikiye bölünmüştür.
Bir tarafta Türkiye’nin Erdoğan’a ihtiyacı olduğuna inanan Can Paker’ler ve Mehmet Barlas’lar, diğer tarafta ise Demirtaş’a “Vallahi seni başkan yaptırmayacağız” sloganını öğreten Osman Kavala’lar ve diğer “Gezici”ler vardır.

HDP ve CHP liberal solla ittifak halindeki Cemaat, Devlet Bahçeli MHP’sinden rahatsızdır ve bütün umutlarını lideri değişecek bir MHP’ye bağlamıştır.
Aynı beklenti, artık Erdoğan’dan ve Suriye’de yaptıklarından fena halde rahatsız olmaya başlamış olan Masonlarda, Sabatayistlerde, Amerikalılar’da ve İsrailliler’de de mevucttur.
MHP’nin iktidardan bu kadar süre uzak kalmasından dolayı yılgınlığa düşmüş kızgın MHP’lilerden, Atatürk Türkiyesi’nin eski havasını kaybetmesine hüzünlenen orta yaş ve üstündeki CHP’lilere kadar herkesi etkisi altına alan erken kurultay çağrısı, bu yüzden Anadolu’da hissedilir bir rüzgâr meydana getirmiştir.

Bazı arkadaşların “MHP iktidara yürüyor” dediği hareketlenme işte böyle bir şeydir.
Ülkücü irade ise her şeyden önce bir dahili bütünlük, bir iç dayanışma ve kardeşlik, tarihi bir şuur ve global bir uyanıklığı ifade etmektedir.
Herkes, önce etrafına Ülkücü gözüyle bakmalı, sonra da şapkasını önüne alıp, ne yaptığını derin derin düşünmelidir.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER