Asikurtlar©

MHP’NİN KURUMSAL SAYGINLIĞI VE ÜLKÜCÜ ÖLÇÜ

MHP’NİN KURUMSAL SAYGINLIĞI VE ÜLKÜCÜ ÖLÇÜ
04 Mayıs 2016 - 13:56 'de eklendi ve 4342 kez görüntülendi.

 

 

Hayatları boyunca değişe değişe, dönüşe dönüşe, başka siyasi partilerde buluna buluna en son MHP’ye gelmiş olanların “değişim türküsü” çağırmalarının tabiatlarıyla uygun olduğunu inkâr edebilecek olan yoktur.
Bu nedenle kendi adıma bu özellikleri taşıyanların “MHP Genel Başkan adayı” sıfatıyla sunuldukları haberlere rastladığımda tebessümle okuyorum.
Hatta komik buluyorum…

MHP’de siyaset yapmak üzere kendilerine fırsat tanınmış olanların, nerden geldiklerini unutarak, Ülkücü Hareket’in değerleri üzerindeki bir konuma kendilerini taşıma arayışlarını komediden başka bir tabirle izah etmek mümkün olmaz.
Böyle olunca da sosyal medyada yeni bir tutku haline gelen “Bozkurt Caps” isimli hesapta yayınlanan videoları izleyerek günün yorgunluğunu atıyorum.
Memleket terör belasıyla uğraşırken, ülke yangın yerine çevrilmeye çalışılırken, dış koşullar
Türk’ün son yurdunu her yönüyle tehdit altına almışken birilerinin “hurraaa” çıkışlarıyla “kongre, kurultay, tüzük” laflarını dillerine dolamalarını, hangi düşüncede olursanız olun, eminim sizler de yadırgıyorsunuzdur.
Tüm bunların sebebi nedir?
Kongre mi?

Hadi bu soruya “evet” yanıtını verenleri dikkate alarak devam edelim…
Ülke son derece sıkıntılı bir haldeyken, amaç gerçekten MHP’yi daha güçlü kılmak ise “il ve ilçeleri dikkate alarak geniş bir çerçevede hazırlık yapıp” 3-5 ay sonra başlayacak kongreler için çalışmak yerine, MHP’yi sürekli iç sorunlarıyla uğraşan bir parti imajına sokmaya kalkmak kimin işine yarıyor?
Bugün bırakın 7 Haziran’da “HDP’ye oy verdim” diyen cemaat artıklarını, PKK dahi “MHP değişmeli” bahsinde açıklamalar yapıyorsa bir an durup, düşünme ve mevcut ahvali gözden geçirme vebali hepimizin boynundadır.

* * *

Amaç MHP’nin başarısıysa, duygu ve niyetler samimiyse, nerden geldiği belli olmayan kaynaklarla (!) illeri dolaşanlar, keşke aynı tavırlarını 1 Kasım seçimlerinden önce sergileseydi de MHP, 5 milyon 692 binin üzerinde olan bir oy sayısına ulaşsaydı.
1 Kasım seçimleri öncesinde listede isimlerini bulamadığı için yerlerinden kalkmayanların, dedikodu locaları kurarak, hatta kimi zaman “HDP’nin barajı geçmesini temenni ederek” verdikleri medya röportajlarıyla zaman geçirirken, o vakit MHP’nin derdine düşmemişken, şimdi mal bulmuş mağribi edasına bürünmeleri esasen kendileri adına vahim bir durum.

Biz her dava arkadaşımızın hukukunu ve saygınlığını bu zamana kadar korumayı esas bildik.
Zira onların hukukunu korumanın kendi hukukumuzu korumak olduğuna inandık, davayı tüm değerlerimizden üstün gördük.
Gel gelelim birde şimdi yaşananlara bakın…
Ülkede bunca olay varken “dokunulmazlıkların kaldırılması, terörle mücadele, milli güvenlik, çocuk istismarcılığı, dış politika” konularında gündem belirleyen bir MHP gerçeği bulunuyorken, kimilerinin MHP’yi mahkeme kapılarına taşıyıp, Ülkücülerin birlikteliğini sorunluymuş gibi göstermeleri, hangi tavırda olursanız olun, kabul edin sizleri de üzüyor.

Tatmin edeceğimiz kendi nefsi duygularımız mı olmalıdır yoksa “davaya zarar gelmesin” ölçüsüyle hareket edip, MHP’nin zarar görmemesini sağlamak mı?
Gel gelelim ismi malum olan kimi şahısların dava hukuku ve ahlakını bir yana bırakarak, Hareketin Lideri hakkında eleştiri sınırlarını ve maksadını aşan ifadeler kullanmaya başlaması, zaten çoktan dava ölçüsünün dışına çıkıldığını gösteriyor.

* * *

Yazının en başında vurguladığımız gibi MHP ve Ülkücü Hareket’in kültüründen gelmemiş olanların böylesi bir eğilim içerisinde oldukları görülüyorsa, o vakit davanın ölçüsünün dışına çıkarak, şahsi doğrularını, davanın doğrularının üzerine taşıma gayreti olanlara “yanlış yapıyorsunuz” demek “Ülkücüyüm” diyen herkesin sorumluluğundadır.
Türkiye’nin MHP’ye ihtiyacının olduğu bir atmosferde, MHP’yi “biz olmazsak olmaz” çizgisinde tartıştırmanın, dar bir kalıba hapsetmeye çalışmanın Ülkücü Hareket ve samimiyetle MHP’nin başarısını arzu edenlerin dışındakilere sevinç yaşattığı ortadadır.

Buna kimin, ne hakkı olabilir?
Ülkücülerin kenetlenmesi yerine, son dönemin tabiri olarak kasten kullanılmaya başlanan ve kimi isimlerin sonuna “-ci, -cı” ekleri getirilerek sanal aidiyet yaratma cüretlerinin izahı ve kabulü mümkün değildir.
Ülkücü sadece ülkücüdür!

Davasının neferi ve partisinin mensubudur.
Ne davasının halel getirme teşebbüsü içerisinde bulunanlara ‘olur’ verir, ne de partisi olan MHP’nin saygınlığına zarar getirme girişimlerine müsaade eder.
Başka tanımlamalarla kendisine yer ve alan açmaya çalışarak, yeni sıfatlar geliştirme ve bunu yaygınlaştırma amacı taşıyanların niyetleri temiz değildir.

Bu doğrultuda tavır ve tutumlarıyla davaya zarar verenlerin durumlarına elbet ki Ülkücülerin kendisi, davanın vicdani ölçüleriyle beraber kanaat getirecektir ve getirmektedir de.
Diğer yandan söylem ve eylemleriyle MHP’ye, Liderine, MHP’nin kurumsal kimliğine alenen zarar verenlere karşıysa, icap eden disiplin hükümleri neyse o uygulanmalıdır.
Neticede MHP’nin başarısını isteyerek samimi temenniler içerisinde olanların yanında, bu duygu ve düşünceleri istismar ederek MHP’ye zarar verenlerin ayıklanması da bir sorumluluktur.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER