Asikurtlar©

MHP’nin Farkına Dair…

MHP’nin Farkına Dair…
30 Aralık 2015 - 10:30 'de eklendi ve 4479 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisini sıradan bir parti olmaktan çıkaran unsurların başında “Ülkücülük”le olan isabetli teması gelir.

Her MHP’li Ülkücü değildir. Her Ülkücüyü de MHP’li tutmak mümkün olmamıştır. Ancak bilenler bilir, olağanüstü şartlarda, çetin yollarda eğilmeden, bükülmeden yürüyecekolanlar, MHP’li Ülkücülerdir.

Onlara diş geçmez!

Yani MHP Ülkücüleri, şu cemaatin, bu tarikatın, derin mahfillerin veya ekonomik güç odaklarının ruhlarına nüfuz edemeyeceği, teşkilat disiplinini bozamayacağı, insanlardır.

Çünkü onlar ideallerini menfaatlerinden üstün tutarlar.

Bu vadinin insanları, geçmişte kişiliklerine ve müktesebatlarına göre birbirlerinden farklılık gösterebilmişlerdir.

Mesela MHP’den ve Ülkücülükten memnun olup, ölse de MHP’den ayrılmayacak Ülkücüler vardır. Bunlar genellikle Ocak kültürü almış, teşkilatta görev yapmış adamlardır. Dünya önlerine serilse MHP’den ve onun disiplininden vazgeçmezler.

Bir de onun kadar “serdengeçti” olsalar da biraz daha “bireysel” hareket edebilen Ülkücüler vardır. Mesela AP milletvekili iken MHP kurulduğunda “ne zaman MHP’ye geçeceksiniz” sorusuna “ben askerliğimi yaptım” diye anlamlı bir espriyle karşılık veren Osman Yüksel Serdengeçti, bu tarz Ülkücülere örnektir. Bilindiği gibi rahmetlinin kısa süreli bir MSP macerası da olmuştu.

Bu ele avuca sığmazlık, 1970’lerin başında belki hoş görülebilirdi.

Ancak MHP’nin, Ülkü Ocaklarının ve bütün yan kuruluşların yarı askeri bir disiplinle hareket etmeye başladığı 70’li yılların sonundan itibaren “Ülkücü” denilince akla gelen insan “MHP’nin teşkilat disiplininden taviz vermeyen” insandı.

Disiplinsizliği, siyasi gel-gitleri meşru ve mubah görmenin iki sakıncası vardı:

1- Partiye giriş çıkışların kolaylaşması, ideolojik misyonun ağırlığıyla çelişir, MHP’nin “farklı” bir dava partisi olduğu iddiasını zayıflatırdı.

2- Partide sadakatle sebat edenlere saygısızlık yapılmış, sadakat ve istikrar kavramlarının içi boşalmış olurdu.

MHP’nin 70’li yıllarda kendisine yönelen silahlı saldırılar karşısındaki tavizsiz duruşu, Ocaktan gelen Ülkücülerin de yetişmesiyle birlikte diğer partilerden tamamen farklılaştı.

90’lardaki kitlesel oy artışıyla iktidara kadar yürüyen MHP, bu kez de Propaganda bombardımanıyla, operasyon ve kumpaslarla mücadele ediyordu.

Disiplin dışı davranışlar,40 yıllık MHP’yi tek hamlede baraj altına itebilecek derecede istismara açıktı.Nitekim 1995 seçimleri öncesinde Nusret Demiral’ın “Türkçe ezan” disiplinsizliği, merhum Alparslan Türkeş’e göre “MHP’nin % 8,18’le baraj altında kalmasının” sebeplerinden biriydi.

Bir önceki seçimde barajıseçim ittifakıyla bypass edenfakat “disiplinsizlik” yüzünden mecliste grup kurmaktan yoksun kalan Başbuğ, densiz bir lakırdı yüzünden ömrünün son yıllarını meclis dışında geçirmek zorunda kalmıştı.

Diğer partiler için böyle bir durum söz konusu değildi. Ancak İki partili başkanlık sistemi dayatmasının öne çıktığı 2000’li yıllarda MHP’deki söz disiplininin önemi bir kat daha arttı. Hem AKP, hem de CHP, en az HDP kadar MHP’den kurtulmak istiyordu.

Bu şartlarda “Turan, Milliyetçi Türkiye” gibi büyük ülküler muhafaza edilmekle ve “iktidar” umudu korunmakla birlikte tabii ki ilk hedef, kazasız belasız barajı aşmak ve meclisteki grubu korumaktı.

Reel politikten kaynaklanan bu tespit karşısında afaki iktidar hesaplarının ve bu pencereden atılan “mahvolduk” çığlıklarının hiçbir ehemmiyeti olmadığı gibi, parti disiplininden yoksun bir atmacalığın da MHP’ye bir faydası olmamıştır.

MHP’nin diğer partilerden daha fazla “disiplin” ihtiyacı içine girmesi, Sayın Devlet Bahçeli’yi de tamamen görev sorumluluğuyla daha karizmatik ve mesafeli kılmış; içe dönük dikkatini artırmıştır.

Böyle olunca da partide disiplin ve sadakat, maceracı ataklara, gündem oluşturacak atak tavırlara tercih edilir hale gelmiştir. Bu durum, liderlik seviyesinde bir kusur, ihmal veya tembellik değildir.

MHP’de parti içi demokrasinin tavan yapabilmesinin ilk ve temel şartı, parti içi disiplinin en üst seviyeye çekilmesidir.

46 yılın hafızası, 81 ilin müracaat mercii olan Sayın Devlet Bahçeli, TV’lerde MHP adına konuşmak, teşkilat salonlarda konferans vermek isteyenlerin:

a)- Bireysel hesap, şahsi itibar, liderlik ve delege peşinde değil teşkilatının emrinde olduğundan;

b)-Kişinin müktesebatının istismara ve gaf yapmaya kapalı olduğundan emin olmalıdır.

Bu durumdaMHP’de parti içi demokrasinin en üstseviyeye çıkacağından hiç şüphem yoktur.

Benim senelerdir “disiplin” diye konuşmamın sebebi budur.

Sistem tarafından yok edilmemek için 3.600 şehit vermiş bir MHP’nin,bizden buncağız diz kırmayı, nefsini aşmayı, disiplini ve özeni beklemeye hakkı vardır.

ŞÜKRÜ ALNIAÇIK

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER