Asikurtlar©

MHP’NİN DESTEK İLANI NE ANLAMA GELİYOR?

MHP’NİN DESTEK İLANI NE ANLAMA GELİYOR?
11 Mayıs 2016 - 9:50 'de eklendi ve 4256 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye terörizmle mücadele alanında tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor.

Çok boyutlu ve derinlikli terör tehdidi hiç olmadığı kadar büyük sonuçlar doğuruyor.

Farklı yapılanmalara ve akımlara sahip olan çok sayıda terör örgütü, aynı dönemde ülkemizin milli birlik ve bütünlüğüne yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Bir yandan bakıyorsunuz Selefi temeller üzerine oturtulan IŞİD, diğer yandan Marksist ve Leninist temeller üzerinden yapılanmasını şekillendiren PKK ve türevi olan diğer örgütler hepten Türkiye’yi hedef alıyorlar.
PKK’nın 8 terör örgütü ile beraber yaptığı anlaşmayla oluşturduğu yeni terör platformu Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) ise terörizmin Türkiye topraklarında eylemlerini arttırdığı dönemin adeta tuzu biberi oldu.
Bugün milletçe karşı karşıya olduğumuz problemin alanı sadece Doğu ve Güneydoğu’da bulunan illerimizde PKK’nın başlattığı “devrimci halk savaşı” modellemesine uygun olacak şekilde merkezlenen bölücü faaliyetler değil.
Cizre, Sur, Nusaybin, Şırnak, Yüksekova, İdil gibi yerleşim yerlerinde PKK’nın, Suriye’de edindiği tecrübeleri topraklarımızda da uygulama gayretinin farklı eylemsel metotlarla olsa bile, diğer bölgelerimize kaydırılmak istendiği açıktır.

Manisa’nın Soma ilçesinde PKK’nın tıpkı Doğu ve Güneydoğu’da olduğu gibi yola el yapımı patlayıcılar döşeyerek düzenlediği saldırıları, Giresun Çaldağ’daki Jandarma Karakolu’na HBDH adı altında yapılan silahlı eylemlerin takip etmesi bunun bir göstergesidir.
Diğer yandan Kilis’e neredeyse her gün Suriye topraklarından, IŞİD tarafından atılan Katyuşa füzelerinin düşmesi ve IŞİD’in kendi bünyesinde ilan ettiği hedef dâhilinde Gaziantep, Kilis, Karkamış ve Nizip’i eylemsel sahalarının öncelikli hedefleri olarak seçmesi bir başka vahim neticeyi doğuruyor.

* * *
Suriye’de yaşanan son saha gelişmelerine baktığınızda, IŞİD’in Türkiye sınırına doğru ilerleyişini ve yaklaşık bir hafta evvel, daha önce Türkiye tarafından desteklenen muhalif grupların kazandığı toprakları geri almış olmasını göz önünde bulundurursanız, Katyuşa saldırıları haricinde IŞİD’in daha basit ve kısa menzili bulunan silahlarla Türk topraklarına saldırı düzenleyebilme ihtimalinin arttığını görürsünüz.
Bu tabloya yakın zaman öncesine kadar İstanbul, Anakara, Bursa ve Gaziantep gibi illerimizde düzenlenen canlı bombalı eylemleri de eklediğinizde karşımızdaki vahim halin ne anlama geldiği gün yüzüne çıkmış oluyor.

Bu şartlar altında Türkiye’nin terörizme karşı verdiği mücadelesindeki kararlılığın sürdürülmesi son derece büyük ve hayati bir önem arz ediyor.

Güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonlara ilave olarak yakın zaman içerisinde diğer bazı tedbirlerin alınması veya alınması gerekliliği hasıl olabilir.
O nedenle Türkiye’nin siyasi ikliminin istikrarsız bir ortama sürüklenmesi tehlikesinin mevcut durumlar dikkate alındığında terör tehdidi ile paralel olacak tarzda artması, Türkiye’yi içerisinden çıkılamayacak bir felakete doğru sürükleyebileceğinin şimdiden anlaşılması gerekir.

Bölgesel gelişmelerin günden güne kırılma ve parçalanmaları doğurmaya mecbur bırakacak bir iklimi yaratmaya çalıştığına da Suriye ve Irak’a bakarak tanıklık ediyoruz.

Bu yüzden ülkemizin milli güvenliğini baştan aşağıya tehdit edecek “vekalet savaşı” girişimleri karşısında sürdürülen güvenlik önlemlerinin korunması, bu alanda zafiyet yaratabilmek için de Türk siyaseti üzerinde kurgulanan kaos senaryosunun önüne geçilmesi Türk Milleti için hayati bir önemi doğuruyor.
Mevcut şartlarda hakikaten Türkiye bir varoluş mücadelesi vermektedir.
* * *
Karşımızda iki seçenekten başka bir çıkış yolu bulunmuyor:
Ya Ortadoğu genelinde yaratılan etnik ve mezhepsel temelli parçalanmayı arzu eden anafor bizleri de içerisine çekecek, yada Türkiye milli birlik ve beraberliğinden ödün vermeyerek yoluna devam edecektir.
Dolayısıyla “Önce ülkem ve milletim” diyebilen anlayışın her alanda hâkim olması gereken bir dönem içerisindeyiz.
Meseleleri değerlendirirken dar bir kalıp ve sığ bir hal sarmalından kurtulmalı, genele ve özde olana, yapılmak istenilene dikkat kesilmeliyiz.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin hafta sonu MHP Siyaset ve Liderlik Okulu Mezuniyet Programı’nda yaptığı ve geride bıraktığımız gün de mecliste düzenlediği basın toplantısında tekrar ederek içerisini açtığı “Eğer ihtiyaç hasıl olursa, eğer gerek duyulursa, Türkiye’nin milli ve tarihi çıkarlarını savunmak için, düne kadar hükümete verdiğimiz fiili destek hukuki bir boyut alabilecek ve Milliyetçi Hareket Partisi yalnızca ülke ve milleti için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu kanıtlayacaktır.” sözlerinin bu çerçevede doğru değerlendirilmesi gerekmektedir.
MHP önce vatan demektedir.
MHP önce ülkem ve milletim anlayışının gereğini yerine getirmeye hazır olduğunu ilan etmektedir.
MHP’nin kaygısı Türkiye ve Türk Milleti’dir.
Beklentisi Türkiye’nin huzur ikliminin korunması, milli bütünlüğünün zarar görmemesidir.
* * *
MHP, Türkiye terör belasıyla bir “yok oluş kuşağının içerisine hapsedilmek” istenirken, siyasi arenada “dış destekli” oluşturulduğu ağırlık kazanan şartlarda, Türkiye’nin bir yönetim krizi içerisine girmesinin daha büyük sorunlar yaşatacağını görerek adımlarını atmakta, kimsenin gösteremediği sorumluluk örneğini sergilemektedir.
Terör belasının tümüyle ortadan kaldırılması için milletin MHP’den ne beklentisi varsa, tarih MHP’ye hangi sorumluluğu yüklüyorsa, MHP bunların gerekliliğini yerine getirmeye hazır olduğunu ilan etmiştir.
Bu ilanın arkasında olan tek hakikat Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğünün korunması, Türk Milleti’ne yönelen tüm tehditlerin ortadan kaldırılmasıdır.
Hali hazırda Türkiye’yi yönetme sorumluluğu AKP’dedir. Ancak 22 Mayıs’ta kongreye gidecek olan AKP, olağan üstü kurultay sonrasında farklı bir takım istikamete girerse, terörle mücadelenin zaafa uğrama riski ortaya çıkarsa, o vakit teröre karşı kahramanca mücadele veren asker ve polislerimiz başta olmak üzere herkesin içi rahat olsun.
MHP böylesi bir şart altında, TBMM’de şimdiki tutumuna ilave olacak her türlü desteği vermekten çekinmeyeceğini söylemektedir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli bu desteğin çapını “Milliyetçi Hareket Partisi’nin hukuki boyutta vereceği destek bir hükümet mantığı içerisinde ele alınmalıdır.” diyerek açıklamıştır.
O nedenle Sayın Devlet Bahçeli’nin bu çıkışıyla Türkiye’nin bölünmesi hayalini kuranların rüyaları bir kez daha kaçmış, kirli hesap yapan şer odakları yeniden saç baş yolmaya koyulmuştur.

İsmail ÖZDEMİR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER