Asikurtlar©

MHP’DEKİ ARINMA MÜESSESESİNİN ÖNEMİ

MHP’DEKİ ARINMA MÜESSESESİNİN ÖNEMİ
09 Mayıs 2016 - 9:04 'de eklendi ve 5636 kez görüntülendi.

 

 

MHP’de başlatılan kongre tartışmalarında Ülkücü olmayan, bu zamana kadar hayatlarında MHP’ye destek vermeyi bırakın, daima MHP düşmanlığı yapmış kişilerin birden bire MHP sevdalısıymış gibi tavır takınmaları sadece Ülkücüler açısından değil, aklı başında olan herkes nazarında sorgulanması gereken bir durumdur.
Örneğin PKK’lı Cemil Bayık “MHP değişmek zorunda” demektedir. PKK’lılara göre sözde çözüm sürecine yeniden dönülmeli, bu yapılırken de ihanete geçit vermeyen MHP’de, zihniyetle beraber kadro değişikliğine gidilmelidir!

Diğer yandan malum cemaatin neredeyse tüm sözcüleri sıraya girmiş, mahkemeler üzerindeki kirli bağlantılarıyla MHP’nin olağan üstü kongreye gitmesi bahsinde tüm gayretlerini seferber etmiş haldedir.
Bu gurubun kimler olduğuna baktığınızda “HDP’ye oy verdim, HDP barajı geçmelidir” türünden 7 Haziran’dan bu yana görüş beyan edenler olduğunu açıkça görüyoruz.
Emre Uslu, Nazlı Ilıcak, Önder Aytaç, Tuncay Opçin, Bülent Keneş, İhsan Yılmaz, Sedat Laçiner gibi tiplemelerin son aylardaki mesajlarına, yazılarına ve beyanlarına baktığınızda MHP’deki kongre tartışmalarıyla yatıp kalktığına hep beraber şahitlik ediyoruz.

Bu isimlerin, 47 yıllık siyasi hayatı boyunca MHP ve Ülkücü Hareket’e bir gün olsun destek vermeyi bırakın, hakkında olumlu görüş dahi beyan ettiğini duymamışsak, şimdiki şartlarda MHP’nin iyiliğini istedikleri için malum tavır içerisinde olduklarını söylemek tek kelimeyle ahmaklık olur.
MHP’de samimi duygu ve beklentiler içerisinde olanlar haricinde kimler kongre istiyor, kimler bu samimiyeti besleyenleri geri plana atarak aleni bir şekilde kışkırtıcılık yapıyor sorusunun cevabını aradığınızda karşınıza ilginç tipler çıkıyor.

“MHP’de Paradigmayı Değiştireceğiz” Sözlerinin Gerçek Amacı Nedir?
Bir bakıyorsunuz “Türkiye bölünsün” diyenler orada, “Kürdistan kurulsun” diyenler orada, “özerkliği destekleyenler” orada, “âdemi merkeziyetçilik” diyerek Türk Milleti’ni bir ve bütün olmaktan uzaklaştırıp, liğme liğme olmasını savunan ne kadar tip var hepsi aynı kümede, koro haline “MHP’de kongre yapılsın” diyerek Devlet Bahçeli düşmanlığı yapıyorlar.

Durumu daha ilginç kılan meseleyse, aynı tiplerin “MHP’de paradigmayı değiştireceğiz” diyen hanımefendiye açıktan destek vermeleridir.
Bu ilişki ağına ve konuya bahis olan tiplere baktığınızda şunu açıkça söylemek mümkündür: “MHP’nin paradigmasını değiştirmek” demek Türkiye’nin bölünmesi tezgâhına MHP’yi de sokmak demektir.
Sözde çözüm süreci boyunca hakikatleri savunarak bu ihanetin karşısında dimdik durarak Türkiye’nin bölünmesinin önüne geçen toplumsal refleksi oluşturan MHP’yi, yeni koşullar açısından “sorun çıkarmayacak” bir formata dönüştürmek demektir.

Geride bıraktığımız Cuma günü malum cemaatin temsilcileri tarafından ortaya atılan bir yalan çerçevesinde şekillenen asimetrik operasyonlarla MHP ve Ülkücü Hareket’in nasıl karıştırılmak istendiğine bir kez daha şahit olduk.
Henüz Yargıtay, MHP’deki kongre tartışmalarıyla alakalı bir karar vermemişken, bazı MHP üst kurul delegelerinin yaptıkları müracaat gereğince 12. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karara tedbir konulmuşken, birden bire sosyal medya üzerinden yayılan haberlerle, Yargıtay’ın MHP’de kongre olması yönünde karar verdiği yalanı servis edilmiştir.
Çok geçmeden bu haberin doğru olmadığı anlaşılsa ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk tarafından bu iddia yalanlanmış olsa da, şahitlik edilen bu hadise MHP’ye kimlerin müdahalede bulunmaya çalıştığını deşifre etmiştir.

MHP MYK’sının İsabetli Kararı
Oyun büyük, tezgâh derindir.
Lakin artık ilişkiler neredeyse deşifre olmuş, amaçlar belirginleşmiştir.

MHP üzerindeki 5. Kol faaliyetlerinin tüm failleri gün yüzünde durmakta, MHP’ye yapılan operasyonun “içerdeki sacayakları” birer birer su yüzüne çıkmaktadır.
Bu şartlar altında MHP MYK’sının Ocak ayında almış olduğu kararla, kongre takvimini Ekim ayından itibaren başlatılacağını ilan etmesinin ne derecede isabetli ve hayırlı bir adım olduğu da anlaşılmaktadır.
Zira bu vesileyle gerçekten samimi düşünenlerin kimler olduğuyla beraber, MHP’yi dışarıdan ve “bizden olmayan” desteklerle asli rotasından saptırmak isteyenler hangi çevrelerdir, hangi suretlerdir, hangi karanlık odaklardır açıkça görülmüştür.

Geride bıraktığımız hafta bu köşeden “MHP’nin Kurumsal Saygınlığı ve Ülkücü Ölçü” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
Özellikle sosyal medya mesajlarından tarafıma ulaşan mesajlara baktığımda “MHP’nin ve Ülkücü Hareket’in Saygınlığı” konusunda neredeyse herkesin hemfikir olduğunu gördüm.
Zaten bu hassasiyet çerçevesinde yaptığım değerlendirmede esas olanın davanın kendisi olduğunu belirterek “…Tavır ve tutumlarıyla davaya zarar verenlerin durumlarına elbet ki Ülkücülerin kendisi, davanın vicdani ölçüleriyle beraber kanaat getirecektir ve getirmektedir de. Diğer yandan söylem ve eylemleriyle MHP’ye, Liderine, MHP’nin kurumsal kimliğine alenen zarar verenlere karşıysa, icap eden disiplin hükümleri neyse o uygulanmalıdır. Neticede MHP’nin başarısını isteyerek samimi temenniler içerisinde olanların yanında, bu duygu ve düşünceleri istismar ederek MHP’ye zarar verenlerin ayıklanması da bir sorumluluktur.” ifadelerini kullanmıştım.

MHP Daha da Güçlenecek
MHP ve Ülkücü Hareket’in Lideri Sayın Devlet Bahçeli, hafta sonu MHP Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 12. Dönem Mezuniyet Töreni sonrasında yaptığı açıklamada “Olağanüstü kurultay talebinin öncülüğünü yapan üç beş arkadaşımız bulunmaktadır, bunların Türkiye gezileri sürmektedir. Bu geziler sırasında değişik görüşlerini ortaya koymaktadırlar. Yalnız bu konuşmaların içinde bazı ifadeler var ki̇ bu davaya gönül vermiş insanlarımızı rahatsız etmekte ve genel merkezimizin bu konu üzerinde durması arzulanmaktadır. Biz de konuşmaları, birbirlerini tamamlayan, bütünlük içerisinde değerlendirmek
için İnceleme Kurulu oluşturduk.
Bu kurulun verebileceği bir rapor bana ulaştığı vakit, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Merkez Disiplin Kurulunun kapsamı içinde hangi maddeye uyuyorsa onu uygulamaya koymak genel başkanın görevidir. Ondan sonraki durum Merkez Disiplin Kurulu heyetine bağlıdır, oraya da genel başkanın müdahale etme hakkı yoktur. Dolayısıyla Disiplin Kuruluna sevk edilecek cümlelere veya konuşmalara rast geldiğimiz takdirde, Merkez Disiplin Kuruluna göndereceğimden herkesin emin olması lazımdır.

Ama takdir Merkez Disiplin Kurulu üyelerine aittir.” diyerek, MHP’nin yetkili organlarının, beklentiler doğrultusunda MHP’nin kurumsal kimliğine zarar verenlere yönelik resmi çalışmalarını başlatacaklarını duyurmuştur.
Hiç kimsenin endişesi olmasın, MHP bu dönemden arınarak ve güçlenerek çıkacaktır. Türk Milleti’nin beklentilerini karşılayacak, iktidar aşkını daha da alevlendirerek, daha fazla mücadele ederek yoluna kararlılıkla devam edecektir.
Ülkücüler birbirleriyle kenetlenip, kucaklaşırken, niyeti bozuk olan ve ruhen hareket haricinde başka merkezlere bağlı olanlarsa hüsrana boğulacak, hevesleri kursaklarında kalacaktır.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER