SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Mhp Erdoğan’ın Kabusu Olmuş

Bu haber 09 Eylül 2013 - 10:47 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Rusya’da gerçekleştirilen G20 zirvesi Suriye meselesi üzerinde ülkelerin arasındaki görüş ayrılığının daha da derinleştiğini ve safların daha keskin bir hal almaya başladığını gözler önüne sermiştir.

Özellikle küresel aktörler arasında bu meselenin önde gelen iki tarafı olarak ifade edilen Rusya ve ABD ikilisinin toplantıda verdiği mesajlar, önümüzdeki dönemin bir çok soru işaretleriyle dolu olduğunu görmemizi sağlamıştır. SSCB’nin dağılması ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla beraber küresel ölçekte en büyük güç olarak yalnız başına kaldığı ifade edilen ABD’nin, bu konumunun geçerli olmadığı ve önümüzdeki yıllarda güç kaybının, artan diğer siyasi aktörler ve ülkelerin sayısının artması ve yeni küresel gelişmelerle beraber sürmesi muhtemel görünüyor.

Rusya, G20 zirvesinde açık açık Suriye konusunda Esad’dan yana taraf olduklarını, iktidarını hala meşru olarak kabul ettiklerini, herkesin konuştuğu kimyasal silah meselesi konusunda da asıl suçlunun muhalifler olduğunu birincil derecedeki isimler tarafından verilen mesajlarla tekrarlamış oldu.

ABD ise zirve öncesi durduğu yeri değiştirmeden, kimyasal silahın Esad tarafından kullanıldığını ifade ederek, kendi kongrelerine yaptığı başvuru sonucunda çıkacak müdahale kararıyla birlikte “sınırlı” olduğu ifade edilen bir operasyon düzenleyeceklerinin mesajını vermeye devam etti.

Dikkati çeken en temel mesele ABD’nin artık istediği gibi, keyfinin yettiği yere elini kolunu sallayarak müdahalede bulunamıyor olduğudur. Bu durum kendi iç dinamiklerine bağlı olduğu kadar, dünya ölçeğindeki gelişmelerin de geçmişe oranla ABD’yi daha fazla düşünmeye ve daha az hareket alanına sıkıştırmaya başlamıştır.

Mesela Rusya’nın bizzat devlet başkanı Putin’in ağzından Suriye’yi savunacağını, silah yardımları yapmayı sürdürdüğünü ve ekonomik olarak aralarında olan anlaşmaların uygulayıcısı olduğunu ifade etmesi, Suriye’ye askeri müdahalede bulunmayı isteyenlerin bu zamandan sonra göz önünde bulundurmaları gereken bir konu haline gelmiştir.

Gelelim ülkemizi temsil eden Başbakan Erdoğan’a… Rusya’da yaptığı açıklamasında Suriye’de yaşanacak bir müdahalenin neticesinde ülkemize yönelik bir saldırı beklediklerini “Esad’ın ilk vuracağı yer biziz, o yüzden yangını söndürmemiz lazım.” sözleriyle açıklamış. Bu açıklamayı yapan Başbakan Erdoğan, Türk Milleti’ni ne derece büyük bir ateşin içerisine attığını biliyorsa eğer, bunda ısrarcı olmasının sebebini de sorgulamak gerekir.

Madem ki Türkiye böylesi bir tehditle karşılaşacaktı, o halde bu zamana kadar gelinen süreçte Suriye’deki savaşın ve çatışmalarının daha da derinleşmesi için girişimde bulunmak, muhaliflere destek vermek yerine, orada sükunetin sağlanması için uğraş verseydiniz, Esad’dan için “ha bugün gidiyor, ha yarın gidecek” diyerek 2 yılı aşkın süredir piyasa piyasa dolaşmasaydınız… Böylelikle Türkiye’yi Suriye meselesinde insani görevlerini yerine getiren ama açıkça taraf olmayan bir seviyede tutabilseydiniz, bugün ülkemize yönelik gelen ve gelebilecek tehditleri en aza indirmiş olurdunuz. Ama nerede o erdem?

İktidarların görevlerinden bir tanesi de kendi vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Gel gelelim bu açıklama AKP’nin huzur ve güvenliği sağlayamayacağını gözler önüne sermektedir. Bir başka deyişle “ben bunu yapamayacağım” demektir.

Bir taraftan bunu açıklarken diğer taraftan ABD’ye, Suriye’ye askeri müdahalede bulunması için destek vereceğini açıklaması, Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarının içerisine düştüğü acziyeti ve aslında Türk Milleti’nin egemenliğini yok saydığını işaret ediyor.

“Suriye ilk bizi vuracaksa eğer ne gibi tedbirler alındı acaba” diye düşündüğümüzde karşımıza ABD’nin topraklarımızı korumak için İncirlik başta olmak üzere çeşitli şehirlerimize konuşlandırıldığı ifade edilen ve Suriye’den gelebilecek olası füze tehditlerini engelleyeceği belirtilen Patriot füze savunma sistemi çıkıyor.

Başbakan Erdoğan “ilk biz vurulacağız” diyor ama ne hikmetse Türkiye’yi kendisi tehlikelerden uzak tutup, tehditlere karşı da koruması gerekirken bunu bir başka ülkeden, ABD’den temenni ediyor!

Kendi ülkesini, vatandaşını, toprağını koruyamayan bir iktidar, böylelikle kendi milletinin egemenliğini de devretmiş olur. Türkiye’yi korumak kimsenin haddi olmamalıdır, olamazda! Türk Milleti’ni koruyacak gücü AKP kendinde bulamıyor, sorunlar karşısında çareyi hemen birilerinin eteğinin altına saklanmakta arıyorsa burada Türk Milleti’nden yana bir tercihin öncelikli olduğunu söylemek doğru olmaz.

Tüm bunlar ortadayken Başbakan Erdoğan’ın bir de kalkıp, ayını açıklamasında MHP’nin Suriye konusundaki duruşunu “eleştirdiğini zannetmesi” ise komediden öte başka bir anlam ifade etmemektedir.

İçerisinde bulunduğumuz dönemde; MHP, Türk Milleti hangi koşul ve şart altında olursa olsun huzur ve güven içinde yaşasın, Müslümanlar dünyanın hiçbir yerinde zulme ve katliama maruz kalmasınlar, ülkelerinin birlik ve bütünlüğü korunsun derken, AKP ise tüm İslam coğrafyasında Müslümanların zulme, katliama, tecavüze, aşağılanmalarına, ülkelerinin bölünmesine neden olan projelerde “eşbaşkanlık” yapıyorsa eğer, MHP konusunda kim olursa olsun, ne söylediğine dikkat etmelidir.

Sen kalk git Rusya’ya… Orada G20 ülkeleriyle görüş, birçok önemli meseleyi diğer ülkelerle konuş ama hala ağzından MHP’yi düşürme! Başbakan Erdoğan ve AKP için MHP ne derecede büyük bir kabus haline gelmiş, herhalde daha iyi anlamışsınızdır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.