SON DAKİKA

MGK NİYE TOPLANIR?

Bu haber 05 Temmuz 2009 - 18:29 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

MGK NİYE TOPLANIR?

Süleyman ÇELİK

İçeride ne konuşuluyor, bilemem tabi. Dışarıya yansıyanlardan, bir de her toplantı sonrası “..ceğiz,..cağız” takıları ile biten açıklamalardan hareketle bende oluşan kanaat, “Yanlış işlerin konuşulduğu, yanlış çözümler üretilip yanlış kişilere havale edildiği” yönündedir.
Koca koca adamlar toplanıyor. Suratlardan düşen bin parça. Ben diyeyim mermer, siz deyin mozaik. Öyle soğuk yani.
Sanki ülke meselelerinin masaya yatırıldığı bir toplantı değil de, Uzay 1999 dizindeki gibi farklı dünyalardan farklı temsilcilerin farklı amaçlarla farklı konuların konuşulduğu, sonunda da hiç kimsenin hiçbir şey anlamadığı, hiçbir konuda mutabakat sağlanmadığı bir toplantı.
Dizide, farklı dünyalardan acayip yaratıkların katıldığı o toplantılardan aklımda nedense anten kafalı, kafadan bacaklı acayip yaratıklar değil de, sadece Mr. Spark’ın uzun kulakları kalırdı. “Yav bu Spark hakketen dünyalı mı?” diye hep düşünmüşümdür.
Neyse, 1999 geçeli 10 yıl oldu, biz bırakın uzaya gitmeyi, İstanbul’un iki yakasını 10 saatte zor geçebilmekteyiz. Ben “1 km’lik köprüyü 10 saatte ancak geçebilmeyi de, dünyanın en güvenli yolculuk aracı olan tren kazasında yüz kişiden fazla vatandaşımızın ölmesini de, boşanmaların, cinayetlerin, hırsızlıkların son 7 yılda 10 kat artmasını da, vatandaşın %95’inin boynu eğik olmasının da… sebebinin hep bu “Büyüklerin toplantısında boş işlerin konuşulması” olduğunu düşünüyorum.
Çocuğunuzu okula göndermek için, batıda iseniz haraç alındığı, doğuda iseniz üste para verildiği bir ülkedeyiz ve buna kimse kafa yormuyor nedense?
Gariplikler bu kadar değil tabi. Bizim ülkemiz öyle garip ki, Siyonizme hizmet edenlerin İslamcı, Terörizme hizmet edenlerin milletvekili, şehide kelle diyenlerin başbakan olabildiği bir ülkedeyiz.
Aslında bu yazıyı sırf laf olsun diye yazıyorum. Çünkü “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesinden rahatsız olanlar 7 saat değil, 70 saat toplantı yapsalar, milletimiz ve ülkemiz lehine bir sonuç çıkacağını beklemek zaten hayal. Dediğim gibi, köşemdeki yazının daha fazla bayatlamasını engellemek için yazılmış bir yazıdır bu.
“Kardeş hep başkasına çuvaldız batırıyorsun, şu iğneyi de kendine batır” diyenleri de memnun edelim hadi.
Gerçekte bir arada bulunması bile abesle iştigalin daniskası olan kişiler, Çin’de karşılıklı göbek atıp gerdan kıvırıyorlar. Çhe şapkası giyip bozkurt işareti yapanlara henüz alışamamışken, işin doğrusu “Çin’de Uygur müziği eşliğinde itin biri ile göbek atan Milliyetçi vekil” haberi bende acayip bir travma oluşturdu, bunu itiraf etmeliyim. Ne diyeyim şimdi ben? Sadece şu kadarını söyleyeyim, bu adamı “dansözler yarışıyor” programına göndersinler, “SMS’le desteklemezsem namerdim.”
Neyse daha fazla dağıtmadan konumuza dönelim.
MGK’da sadece yanlış işler konuşulmuyor. Yanlış raporlar hazırlanıyor, yanlış kişilere veriliyor.
Mesela; Deniz Baykal’ın anladığı anlamda bir “İrtica” tehlikesi yok ama hadi var diyelim. Böyle bir tehlike varsa, bu “tehlikenin odağı kim?” AKP tabi. Bu odak meselesi, karardan çok önce “Herkesin hoşnut olacağı bir karar alacağız” diye açıklama yapan birinin başkanlığını yaptığı “Evet, AKP odak, lakin kapatmak hoş olmaz” gibi “hukuka oldukça uygun bir karar” alan Anayasa Mahkemesinin tespitidir, benim değil.
Pekiii… Her MGK’da hazırlanan “İrtica ile Mücadele raporu”, gerekli tedbirler alınsın, tehlike bertaraf edilsin diye kime havale ediliyor? AKP’ye tabi.
Haydaaa.. Benim kafam iyice karıştı. “İrtica odağı AKP, irtica ile mücadele edecek.”
“PKK ile mücadele raporunun” gereği için Bebek katiline havale edilmesi gibi bir şey değil mi bu?
“Komedi” desem, koskoca MGK’yı hafife aldığım sanılır, hâşâ öyle bir şey haddime değil de, yırtılan hep Hacı Bekir’in yakası olunca, insan ister istemez böyle bir zanna kapılıyor tabi.
Neyse, bunları boş verin, ben size Cennet ve Cehennem’den iki manzara anlatayım da, cennet ülkemizin nasıl cehenneme dönüştürüldüğünü anlayın.
Efendim ortada uzuuuun bir masa, masanın üstünde binbir çeşit yiyecek. Masanın etrafında insanlar oturuyor. Herkesin karşısındaki ile arasında 1 metre mesafe, ellerinde de 1 metre kaşık.
Bu masadan cennete de cehenneme de birer tane kurulmuş.
Birinci masadakiler uzun kaşıkları kendi önlerindeki tabaklara daldırmaya, oradan da kendi ağızlarına götürmeye çalışıyorlar. Tabi ki, hiç kimse tek gram yiyemiyor. Açlıktan kırılıyorlar.
İkinci masadakiler uzun kaşıkları karşısındakinin tabağına daldırıp yiyecekleri karşısındakinin ağzına götürüyor. Herkesin karnı doyuyor, herkes mutlu.
Şimdi tahmin edin bakalım bu iki masadan hangisi cennette, hangisi cehennemde?
Demokrasi yara almasın diye memleket ortadan ikiye yarılıyor, arkadaşlar hala “asker-sivil” tartışmasında. Yahu ikinizin de görevi bu ülkeyi de, demokrasiyi de, korumak, kollamak, geliştirmek değil mi?
Masa etrafındakilere söyle bir baktım, “Haklarında fezleke hazırlanıp dokunulmazlık zırhına saklanan kaç kişi var acaba bu Milli Güvenlik Kurulunda” diye.
Epeyce saydım tabi. Milleti temsil eden TBMM’sinin başkan vekili ve idare amirlerinden kaç tane PKK’lı varsa, işte o kadar.
Dediğim gibi siz bu yazıyı dikkate almayın. Sadece köşe boş kalmasın diye yazılmış bir yazı. Yıllardır yazıyoruz “dağdaki PKK’lıya halen Milletvekili maaşı veriliyor” diye kimsenin iplediği yok.
Bu yazıyı da iplemeyin arkadaşlar. Koskoca MGK 30 senendir bu ülkenin güvenliğini sağlayamıyor da, ben mi yazdıklarımla birilerine bir şeyler anlatabileceğim?

Mümkün değil tabi.

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.