Asikurtlar©

Meydanlardan yansıyanlar

Meydanlardan yansıyanlar
15 Mayıs 2015 - 13:21 'de eklendi ve 4187 kez görüntülendi.

Türkiye uzun zaman sonra gerçek gündemiyle seçimlere gidiyor. AKP’nin bütün yanıltma, istismar etme, mağduru oynama gayretlerine rağmen, millet kendi yaşadıklarını her şeyin önüne geçiriyor. 7 Haziran’da da bu yaşadıklarını değerlendirerek oy verecek. Bu gerçek AKP’yi son derece rahatsız ediyor.

 
Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan milletin beklentilerini gündemden düşürebilmek için seçim meydanların da öyle şeyler söylüyor, öyle savunmalar yapıyorlar ki, şaşırıp kalıyoruz. Ancak, bu sözler, bu savunmalar çırpındıkça batmanın dışında bir sonuç doğurmadığı gibi muhalefet partilerine de gollük paslar oluyor. Özellikle MHP için söyledikleri, kendilerinin daha çok ifşa olmasından, yalan, talan ve ihanet düzeninin çok daha iyi anlaşılmasından başka bir işe yaramıyor.

 
AKP’nin yaptıkları
Sayın başbakanın meydanlardaki en iddialı lafı, “onlar konuşur biz yaparız” oluyor. 13 yıllık sicilini de buna örnek gösteriyor. Bu sicilin ne olduğunu, kimin ne konuştuğunu, AKP’nin ne yaptığını ise sayın Bahçeli şöyle anlatıyor: “Saray güdümlü Davutoğlu isabet buyurmuştur. Çünkü bizim konuşmaktan bile yüzümüzün kızardığı ne kadar ayıp ve edepsizlik varsa onlar heyecanla yapmaktadır. Biz rüşvetin kötülüğünü konuşuruz, onlar yaparlar. Biz hırsızlık dehşetinden konuşuruz, onlar yaparlar. Biz hıyanetin, işbirlikçiliğinin, yalancılığın ve ikiyüzlülüğün iğrençliğinden konuşuruz, onlar heves ve iştahla yaparlar. Dahası başkalarının konuştuklarını aynen de tatbik ederler. PKK konuşur, AKP yapar. İmralı canisi konuşur, AKP yapar. BOP konuşur, AKP yapar. Müslüman katilleri konuşur, AKP yapar. Türk düşmanları konuşur, AKP özene özene yapar.”

 
Ülkenin hali
Terör ve bölücülük bu ülkenin en ağır meselelerinden biridir. Çözüm diyerek ülkenin varlığını ve birliğini çözmüşlerdir. Bozulmayan, yıkılmayan, çökmeyen tek bir kurum kalmamıştır. Millet perişan, devlet zordadır. Ülkeyi yönetenler ise duruma göre vaziyet alarak günü kurtarmaya ve milletin zihnini bulandırmaya çabalıyorlar. Bu noktaya nasıl gelindiğini seçim meydanlarında yine sayın Bahçeli anlatıyor: “Esnaf siftahsız kepenk kapatmaktadır. Vergiler boyun bükmüştür. Borçları çoğalmış, can güvenliği kalmamış, asayişsizlik azmıştır. 2002’de sıfır düzeyinde teslim alınan terör AKP ile yeniden artmıştır. Bölücülük zemin ve taban bulmuştur. Çözülme süreci Türkiye’yi temellerinden sarsmıştır. PKK’yla yürütülen pazarlıklar bölünme heveslerini cesaretlendirmiştir. Erdoğan ihanet sürecine hayatını koyduğunu defalarca söyledi. PKK’nın siyasi şubesi HDP’yi saraylarda ağırladı. İmralı canisinin mesajlarını okuttu. Sıkıyı görünce dönüp, devlet terör örgütüyle masaya oturmaz, oturursa çöker dedi.”

 
Şeref ve ahlak
AKP’nin iktidarı kaybetme telaşıyla neleri göze aldığını ibretle izliyoruz. Feda edemeyecekleri hiçbir değerin bulunmadığını bütün millet görüyor. Anayasa ile beraber namus ve şeref üzerine edilen yeminlerde ayaklar altına alınmıştır. Bu tablo orta yerde dururken Başbakanın çıkıp şeref ve ahlak dersi vermeye kalkışması Sayın Devlet Bahçeli’ye yeni bir söz hakkı doğurdu:

 
“Öğrendim ki, Başbakan Davutoğlu bize şeref ve ahlak dersi verecekmiş. Hikmet öğretecekmiş. Vay zavallı vay, şeref kim siz kimsiniz. Ahlak kim siz kimsiniz. Hikmeti kim kaybetmiş de siz bulacaksınız. Davutoğlu şeref konusunda allame ise, önce sarayda özel ders vermeye başlamalıdır. Ahlaklı olmanın şuurundaysa, evvela etrafındaki rüşvet, ihanet ve yolsuzluk çetelerine söz geçirmeyi, onları doğru yola getirmeyi denemelidir. Hamd olsun, biz şeref üstüne ettiğimiz yeminleri çiğnemedik. Biz ahlak ve namus üzerine bina ettiğimiz ilkelerimizi bozmadık. Biz verdiğimiz sözlerden caymadık, dün söylediğimizi bugün yalanmadık. Neysek oyuz dedik, neye inanırsak onu söyledik. PKK’yla pazarlık yapıyorsunuz dediğimizde, şeref bahsine girenlere aldanmadık. Bize şerefsiz diyenlerin, kısa zaman içinde şerefsizlik çukuruna düşmelerini de ibretle izledik. Anayasa’ya göre şeref üstüne yemin edip, şerefsizliğin esiri olmadık.”

 
İtiraf ettiğinin farkında değil
Sayın Davutoğlu’nun Erdoğan’dan öğrendiği ve çaresiz biçimde çırpınırken bir kurtarıcı olarak sarıldığı başka bir argüman da, MHP’nin ülkenin her yerine gidemediğidir. Bir başbakanın bunu söyleyebilmesi, zaten başlıbaşına bir vahamettir.Sayın Davutoğlu bunu söylerken, ülkeyi bazı bölgelerine gidip gelinemeyecek bir hale getirdiklerini itiraf ettiğinin ya farkında değil, ya da dinleyenlerin bunu anlayamayacak kadar zeka özürlü olduklarını zannediyor. Elbette, sayın Bahçeli bu sözleri duymazdan gelmeyecek ve karşılıksız bırakmayacaktı ve Amasya meydanında şunları söyledi:

 
Her yere gideriz
“Davutoğlu, bir siyasetçinin şerefinin vatan toprağının her köşesine adım atmasıyla ölçüldüğünü söylemiştir. Bu yeni şeref tanımı literatüre girmeye şimdiden adaydır. Bizim böyle bir tanım içinde de kendimizi dışarıda görme durumumuz yoktur. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi vatanın her yerindedir.Tarlalardayız, fabrikalardayız, meydanlardayız, caddelerdeyiz, salonlardayız, üniversitelerdeyiz. Yüreklerde, gönüllerde, fikirlerde ve dualardayız. Anlaşılan, Başbakan sarayda aklını ve şuurunu iyice tüketmiştir. Amasya’da halkımız yok mu? Amasyalılarla buluştuğumuz bu meydan değere layık değil mi? Davutoğlu, bize ne söylemeye çalışıyorsun? Dilinin altında neler saklıyorsun? Tunceli’ye gidemezsiniz dedi, gittik mi? Tunç yürekli kardeşlerimizle buluştuk mu? Davutoğlu şahsıma meydan okumuştu, layığını buldu mu? Yüzü kapkara kesildi mi? İstediğimiz zaman, istediğimiz yerde oluruz, aziz vatandaşlarımızla her zeminde kucaklaşırız. Kimseden izin alacak halimiz yoktur.”

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER