Asikurtlar©

Merkez Çevre İlişkisi ve MHP

Merkez Çevre İlişkisi ve MHP
14 Mart 2016 - 10:32 'de eklendi ve 4064 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye’de merkez-çevre ilişkisinin tarihi önemi üzerinde ilk çalışan sosyolog, Prof. Şerif Mardin olmuştur.

Şerif Mardin, özetle: “Osmanlı merkez-çevre ilişkisinin derin bir inkılaba uğramadan Cumhuriyete taşındığını ve yeni siyasi elitlerin eski saraylılar gibi kendilerini çeşitli vasıtalarla emniyete aldığını” anlatıyordu. Ya da ben böyle anlamıştım.

İddia yoktu, sorgu vardı; ama bir yerlerde bir problem olduğu doğruydu.
Bu ilişkinin, tarihi şablonların dışına çıkarak; demokrasiyle birlikte ortaya çıkan siyasi partiler ekseninde bir güncellemesi yapılmamıştır.

Cumhuriyet şemasında tarikatların yerini siyasi partiler almış olsa da en azından bu ilişkinin somut deneyimlerle örneklenmesi yapılmamıştır.
Özellikle de siyasi partilerdeki “genel merkez – taşra teşkilatı ” ilişkisinin sosyolojisi, incelenmemiş bir konudur.

Hele hele MHP’de, içinde başka partilerde olmayan, “Ülkücü faktörü” bulunan merkez-çevre ilişkisi hiç değerlendirilmemiş, üzerinde serbest olarak çalışılmamıştır.
İletişim çağında, elektronik vasıtalar sayesinde birbirine çok yaklaşan bu iki yapının ilişkileri, modası geçmiş teori kitaplarının ötesine geçilerek, güncel bir zeminde sorgulanmamıştır.
Çalışıldıysa da akademinin raflarında kalmış, konuyla ilgisi olan MHP’lilerin ve Ülkücülerin eline ulaşmamıştır.

Parti tüzüğü, yönetmelikler ve görevlendirme yazıları gibi klasik iletişim vasıtalarının soğuk üslubundan bu ilişkinin sosyolojisi ve psikolojisi hakkında bir fikir edinmek mümkün değildir.
Eğer bugüne kadar yapılan çalışmalarla merkez-çevre ilişkisi düzgün tanzim edilebilmiş olsaydı; bugün Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli, sosyal medyayı da kapsayan ahlak ve disiplin çağrıları yapmak zorunda kalmazdı.

Merkez-çevre ilişkileri konusunda hukuktan çok gelenek, düsturdan çok ahlak, prensiplerden çok kişisel inisiyatifler etkili olduğu için MHP’de siyasi krizler, hızla ağır buhrana dönüşebilmektedir.

Ülkücü terbiyeden gelen sabır ve fedakarlık sayesinde başka partilerden çok daha güçlü ve uzun ömürlü olan bu ilişkide Ülkücü karakterin savaşçı yapısının aynı zamanda bir handikap teşkil ettiğini peşinen belirtmeliyiz.

Kitle partilerinde, özellikle de gençlik kolları, MHP’nin Ülkücüleri gibi soğuk savaş, vatan savunması filan görmemiş partilerde genel merkez o kadar da önemli bir kurum değildir.
İşletme ve sekretarya yönü ağır basan, adeta birer “Head Office”tir.
Oysa MHP Genel Merkezi, Ülkücülerin bir zamanlar onları siyasi ve sosyolojik olarak var eden Başbuğlarını gördükleri yerdir.

Herkes gidip görmese de orası, başlangıç itibariyle “Başbuğun Makamı”dır. Bir tür “orun”dur, Turan payitahtıdır. Diğer partilerde böyle duygulara yer yoktur.
MHP Genel Merkezi, aynı zamanda Ülkücüleri global rüzgarlardan koruyan bir ideolojik limandır. Orada ideoloji muhafaza edilir.

Orası aynı zamanda Ülkücülerin dâhili ve harici siyasi eğilimlere karşı direndikleri, Ülkülerini yaşattıkları yerdir. Genel siyaset, bu temel çizgiye bağlı olarak üretilir.
MHP’nin tarihten gelen ideolojik bir misyonu olduğu için yerel siyasetin umumi tasarrufları bile merkez disiplininin süzgecinden geçmek durumundadır.

MHP liderliği, tarihi bir misyonun “hiç teklemeyen dinamosu”dur. Ülkü Ocakları konusu buraya sığmaz, o başlı başına derin analizinin “kapalı devre” yapılması gereken bir konudur.
MHP teşkilatları, disiplinli duruşuyla aynı zamanda bir “milli caydırıcılık unsuru”dur.
MHP Genel Başkanı, MHP İl Başkanlarının ahlaki referansı, Başkanlar da Genel Başkanın temsilcisidir. İlçe ve Belde Başkanları da aynı hiyerarşik ilişkinin halkalarıdır.
İktidardan uzak geçen yıllar boyunca teşkilatın alabildiği en büyük sosyo-ekonomik değer, Devlet Bahçeli liderliğinin teşkilat mensuplarına kazandırdığı onurdur.

Bu liderlikteki karizmatik mesafe, Başbuğun mirasına saygılı olmayı ifade etmektedir. Liderliğin diğer özellikleri, ideolojik tavizsizlik, ahlaki dürüstlük, görev hassasiyeti, akademik bilinç, nezaket ve sağlam öngörü şeklinde özetlenebilir.
MHP teşkilatlarının, sahada liderin şahsında temsil ettiği bu Ülkücü vasıflarından taviz vermeden siyaset yaparken zorlandıkları doğrudur.
MHP genel merkezinin takdir ve temsil ettiği siyaset çizgisinin taşrada teşkilatları zorlaması normaldir.

İlkeli siyaset, uzayan muhalefet ve yaşanan son seçim maratonu teşkilatları yormuştur.
Bu yorgunluğun üzerine yaşanan ve anlamlı bir Genel Başkan Yardımcısı transferini de kapsayan “1Kasım Saldırısı” bazı teşkilatları yaralamış, merkez-çevre disiplininin dışına çıkarmıştır.
Yaşanan durum, merkez-çevre ilişkisinin iyi incelenmemesinden kaynaklanan geçici bir çalkalanmadır.
Kızıl orduya ve pentagona aynı anda kafa tutma kabiliyetine sahip Ülkücü Hareket, bu süreci de tarihten gelen disiplin şuuruyla aşacaktır.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER