SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Menfaat Her Şeyin Önüne Geçerse

Bu haber 22 Nisan 2014 - 10:04 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

İktidar mensupları Cumhurbaşkanlığı seçimi ve ardından partinin malum akıbetini her şeyin önüne geçirip, içi boş övünmelerle oyalanırken, Türkiye dış politikada, siyasette, ekonomi de, sosyal hayatta büyük ve derin bir çöküş yaşıyor. Kelimenin tam anlamıyla dibe vurmuş durumdayız. Tek ve değişmeyen kural menfaattir. Her olaya, ülkenin geleceğine, aklın, ahlakın, imanın gereklerine sadece menfaat gözüyle bakılıyor. Bunun sonucu olarak bütün değerler yerle bir olmuş durumdadır. Ne milli, ne manevi ölçüler, ne ahlak ve vicdan hiçbir önem ve anlam taşımıyor. Bir toplumsal cinnet geçiriyoruz. Aklın, mantığın, imanın, insanlığın hiçbir şekilde kabul edemeyeceği olaylar artık sıradanlaştı. Gazeteler, televizyon haberleri ve etrafımız insanın kanını donduran, olaylarla, saldırılarla, cinayetler, vahşetlerle dolu. Sevgi, saygı, kural, ahlak tamamen rafa kalktı. Bu değerlere itibar edenler alay konusu oluyor. Aklı eren, gözü gören herkes birbirine, “neler oluyor, bu gidişin sonu nerede kalacak?” diye, sorma ihtiyacı duyuyor.

SUÇ PATLAMASI

Devletin resmi rakamları da bu durumu belgeliyor. Son 10 yılda bir suç patlaması yaşandığı görülüyor. 2002 esas alındığında, suç ve suçlu sayısı tam üçe katlanmış. Mahkemeler yetersiz kalıyor.. Cezaevlerinde yer olmadığı için, farklı tedbirler düşünülüyor. Adalet bakanlığı neredeyse her gün cezaevlerini boşaltacak yeni bir formül geliştiriyor. Buna rağmen, alınan hiçbir tedbir fayda etmiyor ve değişen bir şey olmuyor. Bu formüller ceza sistemini bozduğu ve devlete güveni sarstığı için suçu teşvik etmekten başka bir işe yaramadığı gibi, yükü de azaltmıyor.

CİNNET HALİ

Asıl sorun, bu duruma nasıl geldiğimizdir. AKP sözcülerinin dediği doğruysa, yani refah artıyorsa insanlar niye bu cinnet halini yaşıyor? Refahı artmış toplum daha rahat, daha huzurlu, daha güvenli olmaz mı? Belli ki bir yerde terslik var. Yine kandırılıyor, yine yanıltılıyoruz. Bu tahammülsüzlüğün, bu kızgınlığın, bu saldırganlığın altında ne var? Bu sorulara makul cevaplar bulmak ve buna göre tedbirler alınmasını önermek bütün toplum bilimcilerin esas görevidir. Ancak korku ve suya-sabuna dokunmama yöntemi her alanda olduğu gibi, burada da gerçeği görmeyi ve söylemeyi neredeyse imkansız kılıyor. Çünkü zerre kadar aklı ve vicdanı olan herkes çok iyi biliyor ki, bu tehlikeli gidişin, bu cinnet halinin altında iktidarın akıl almaz yanlışları ve uygulamaları var. Ülke bilerek ve isteyerek bu duruma getirilmiştir. Değerleri yok edip, menfaati öne çıkararak kendi tabanlarını angaje tutmayı başarmışlardır. Menfaatin devamı uğrunda feda edilemeyecek hiçbir şeyin olmadığını, içimiz sızlayarak görüyoruz. Bütün sosyologlar bunun farkında olsalar da, iktidarı kızdırma korkusuyla söylemeyi, tedbir alınmasını istemeyi göze alamıyorlar. Sadece bu kadarı bile ne olduğunu anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. Bu sistemin, bu zihniyetin, bu uygulamanın sonucu başka türlü olamazdı ve bunun ağır bedelini hep birlikte ödüyoruz.

ÇALIŞMADAN KAZANMAK

Biz kendi tespitlerimizi paylaşalım. Her şeyden önce toplumun fren sistemini bozdular. Maddi ve manevi olarak, insanları durduracak, caydıracak bütün değerler yok edildi. Yargıya, hukuka, devlete güveni dinamitlediler. Adaleti yok ettiler. Sağduyu bitti. Yandaşlığı ve kayırmayı tek ve değişmez ölçü haline getirdiler. Bunun sonucunda kimsenin kimseye güveni, saygısı, inancı kalmadı. Herkes kendi kuralını kendi koymaya ve uygulamaya başladı. Çalışmadan kazanmak, hak etmeden öne geçmek bu kadar kolay ve yaygın olunca, yeteneği, eğitimi, çapı, zekası buna uygun olmayanlar için kuralsızlık, saygısızlık, kabalık, zorbalık tek ve değişmez yöntem haline geldi.

Diğer taraftan iktidarın tahammülsüzlüğü, ülkeyi yönetenlerin çatıştıran, geren ve kavgayı teşvik eden üslubu ayrı bir örnek teşkil ediyor. İktidar sözcüleri kendi bildiklerinin, kendi söylediklerinin, kendi yaptıklarının doğru ve haklı olduğunu dayatıp, bunun dışında hiç kimseye ve hiçbir şeye inanmıyor ve itibar etmiyorlar. Bu da yetmiyor, bir de hakaretler yağdırarak kendileri dışındaki herkesi yok sayıyorlar. Menfaat için neler yapıldığını, nelerin feda edildiğini, devletin, hukukun, yargının ne hallere getirildiğini bizzat yaşayarak görenler, bu durumu kendi hayatına da uyguluyor ve ortaya bugünkü yapı çıkıyor.

TAHAMMÜL

Türkiye’nin hali ortada. Siz siyasi rakiplerinize karşı bu kadar saldırgan olur, onlara karşı üstünlük kurabilmek için akla gelebilecek her şeyi kullanmayı, küfre ve hakarete varan her sözü söylemeyi bir siyaset biçimi haline getirirseniz, insanların birbirlerine karşı saygılı olmasını, tahammül etmesini, başarısını onaylamasını ve alkışlamasını nasıl beklersiniz? Sonra da çıkıp herkese akıl vermek, saygı ve centilmenliğe davet etmek, huzur ve sükunet çağrıları yapmak ne kadar inandırıcı, ne kadar gerçekçi olabilir? Olmuyor zaten. Onun için rakip görüleni yıldırmak ve öne geçmek için yer yol mubah sayılıyor. Onun için başkalarının başarısını hazmetmek imkansızlaşıyor. Onun için kendi düzeninin devamı uğruna yakıp yıkmak, kırıp dökmek, saldırmak ve hatta öldürmek bir hak haline geliyor.

ÖZEL HESAPLAR

Keşke bu kadarla kalsa. Bu zihniyet, bu siyaset, bu uygulama devam ettikçe, korkarım ki, bugünlerimizi de arayacağız. Cumhurbaşkanlığı seçiminin başka hesaplara, özel hedeflere alet edilmek istendiğini ibretle görüyoruz. Bunun anlamı yeni gerginlikler, yeni çatışmalar, hatta çok büyük ihtimalle iktidarın kendi içinde ayrışmasıdır. Bu tespitlerin yanlışlığını söyleyebilen varsa beri gelsin. Hangi meseleyi ele alırsanız alın, neresinden bakarsanız bakın, vardığınız yer aynı oluyor. AKP ile geçen 12 yıl ülkeye istisnasız her alanda büyük ve telafisi çok zor kayıplar yaşatmıştır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.