SON DAKİKA

Memleket Meselesi

Bu haber 21 Şubat 2015 - 12:00 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Milletin verdiği iktidar iradesi bebek katilinin insafına terk edildi. Ülkenin bir bölgesi PKK’nın kurtarılmış bölgesi oldu ve bu duruma müdahale edilmeyeceği konusunda AKP’den teminat aldı. Toplumsal çürümenin her gün, hatta her saat vahim sonuçları ortalığa saçılıyor. Cinayetler, tecavüzler, uyuşturucu, kavga, hırsızlık çığırından çıktı. Ekonomi imdat sinyalleri veriyor. Aç, yoksul insan sayısı her ay katlanıyor. Borç gırtlağa çıktı. Yargıya ve kurumlara güven kalmadı. Dışarıdaki itibarımız yerlerde sürünüyor. Yalnız kaldığımızı, hiçbir yerde dikkate alınmadığımızı ülkenin Cumhurbaşkanı itiraf edip, bu durumdan bir de övünme payı çıkarıyor. Komşularımızla kavgalıyız. Dört tarafımız ateş çemberiyle sarıldı. Sınırlarımız kevgir gibi, her tür tehdit ve tehlikeye açık durumdayız.

KARANLIK DÜZEN
Bütün bunların müsebbibi olan hükümet tedbir almak, bu kara tabloyu düzeltmek yerine, muhafaza etmek ve sürdürmek için, kavga ve tehdit dahil, her şeyi göze alarak, yeni kanun düzenlemeleri yapıyor. İç güvenlik yasası denilen tasarının AKP’nin kurduğu karanlık düzeni sürdürmek ve itiraz edenleri susturmak dışında ne izahı mümkündür, ne kabul edilmesi imkan dahilindedir. Bırakın sokakları, ülkenin meclisinde bile kan gövdeyi götürüyor. Böyle bir ülkenin iyi yönetildiğini, buradan huzur ve refah çıkacağını, itibar kazanacağımızı kim söyleyebilir? Bütün bunlar yetersizliğin, yanlışın, teslimiyetin belgeleridir. Yalan, talan ve ihaneti tek ve değişmez siyaset yöntemi olarak uygulayanların varacağı yer ancak burası olabilirdi.

TARİHİ FIRSAT
Önümüzde tarihi bir fırsat var. Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en önemli virajına girdi. Son 3 dönemdir yapılan seçimlerin hepsi çok önemli, çok belirleyiciydi. Nitekim, bu seçimlerde yapılan yanlışların ülkeyi getirdiği yer ortadadır. 7 Haziran seçimleri önemli olmanın ötesine geçmiş ve hayati bir noktaya gelmiştir. Milli devletin, üniter yapının ve ülke bütünlüğünün devam edip etmeyeceğine karar verilecek bir seçime hazırlanıyoruz. Bir defa daha aynı yanlışın yapılmaması için herkes iyi düşünmek, bir daha düşünmek zorundadır. Diz boyunu aşan rezilliklere; İmralı’daki bebek katilinin dümeninde bulunduğu ve ülkenin sonunu hazırlayan ihanetlere; milli ve manevi her değeri yerle bir eden yalana; kutsal değerlerimizle, mukaddeslerimizle alay edilmesine; bütün dünyayı şaşkına çeviren tarihin gördüğü en büyük hırsızlık düzenine, yetim hakkının talanına bir son vermek için yeni bir fırsat yakaladık. Yeniden silkinip ayağa kalkmak için geç kalmış sayılmayız.

BAYRAK İNMESİN
Bu bir memleket meselesidir, bir bayrak meselesidir, bir iman meselesidir. Hiç kimsenin şahsi beklentilerini, özel hesaplarını, saplantılarını öne çıkarmak gibi bir hakkı yoktur. “Ben Müslümanım” diyen, “bu bayrağın inmemesini, bu ülke bölünmemesini yürekten isteyen, namuslu, dürüst, imanlı kardeşlerimiz, bir büyük imtihan vermektedirler. Bir taraftan din, iman edebiyatı ile milleti aldatıp, diğer taraftan dinin haram kıldığı, yasakladığı istisnasız her şeyi yapmakta bir sakınca görmeyenlere, daha da acı olanı bunu dinle bağdaştırmaya çalışanlara, mukaddes kitabımızla alay edenlere daha ne kadar onay vereceksiniz? Evlerde istiflenen milyar dolarların, ayakkabı kutularına yerleştirilen milyon dolarların, milyonluk hediyelerin, gemi filolarının, para havuzlarının, karartma ve yıldırmaların, susturma ve zulümlerin, din adamlarımıza yapılan hakaretlerin, millete edilen küfürlerin hesabını sormak yerine onay vermek, bütün bunlara ortaklık etmek demektir.

NE SÖYLEDİLER NE YAPTILAR?
Bu kadar iktidar geldi geçti. İçlerinde din ve dindarlarla meselesi olanlar da vardı, hırsızlık yapanlara da rastlandı, ihanet edenler de duyuldu. Ancak hiçbirisi bu kadar zarar veremedi, bu kadar ileri gidemedi, bu kadar yıkıcı olamadı. Kim olduklarını, ne düşündüklerini, ne hedeflediklerini biliyorduk. Ona göre tedbir alıyor, zamanı gelince de alaşağı edip hesabını soruyorduk. Ama bunlar hem “din” diyorlar, hem din düşmanlığı yapıyorlar. Hem dürüstlükten dem vuruyorlar, hem yalanın her türlüsünü söylüyorlar. Hem “bayrak” diyorlar, hem bayrağın önünde ayağa kalkmıyor, gönderden indirilip ayaklar altına alınmasını seyrediyorlar. Hem “vatan” diyorlar, hem vatanı satıyorlar. Hem “devlet” diyorlar, hem devleti bölüyorlar. Helalden bahsediyor, hırsızlık yapıyorlar. İmandan dem vuruyor, BOP yolunda olmakta bir sakınca görmüyorlar. Ülke sınırlarını aştılar ve Suriye’de Irak’da, Mısır’da, Libya’da akan Müslüman kanında ağır vebal altına girdiler. Dolayısı ile bu düzene onay veren herkes aynı vebale ortak olur.

MİLLİ BİR HÜKÜMET OLSAYDI
“Çalıyorlar, ama çalışıyorlar” demek, bir zavallıktır. Yol yaptılar, köprü yaptılar, metro yaptılar, havaalanı yaptılar masallarıyla bu ağır ihanetin, bu büyük hırsızlıkların üzerini örtemezsiniz. Bunlar bu milletin imkanlarıyla yapılmıştır. Karşılığında ülke ağır ve büyük borç altına sokulmuş, milletin geleceği ipotek edilmiştir. Bu kadar borca, bu kadar satışa, bu kadar yalana rağmen bunlar yapılabilmiştir. Bütün bunlar hırsızlıktan, yalandan, ihanetten arta kalanlardır. Böyle bir dönemde, bu imkanları kullanarak, ülkeyi dürüst, namuslu, çalışkan, vatansever bir iktidar yönetseydi, Türkiye bugün dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olurdu. Ne işsizlik kalırdı, ne yoksulluk olurdu. Milletin verdiği 3 dönem tek başına iktidar imkanı heder edilmekle kalmamış, ülke soyulmuş, devlet yok edilmiş, millet ümitsizliğe düşürülmüştür.

BÖYLE DEVAM EDEMEZ
Bu yazdıklarımızın içinde tek bir harf bile yorum değildir. Tamamı bütün Türk milletinin, hatta bütün dünyanın görüp onayladığı gerçeklerdir. Bu ülkeyle, bu milletle, bu bayrakla, bu devletle, bu imanla meselesi bulunmayan, “ezan susmasın, bayrak inmesin” diyen hiç kimsenin, bu karanlık düzene onay vermek gibi bir hakkı olamaz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.