Asikurtlar©

Mehdiiiiiiiiiii! Buradaaaaaaaaa!

Mehdiiiiiiiiiii! Buradaaaaaaaaa!
06 Aralık 2016 - 11:00 'de eklendi ve 4810 kez görüntülendi.

Kılıçdaroğlu hepimizin zekasıyla oynamaya devam ediyor.

Sahi ne oldu şu Murat Hazinedar işi, hani disipline verilmişti?

Kimleri koruyor kolluyorlar, bu sessizlik bu gizlilik ne?

Daha geçen gün Beyaz TV Dinamit programında İçişleri bakanlığı eski çalışanı bir Fetö’cünün kurduğu yüzlerce paravan şirketi belgeleriyle gösterdi, CHP’nin Ege Bölgesi’ndeki belediyeleri bu paravan şirketleri satın almış, Fetöcü denilen CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na şah damarından daha yakınmış.

Vay anam vay, neler oluyor, tık yok, konuşan yok.

Kılıçdaroğlu hepimizin zekasıyla oynamaya devam ediyor.

KILIÇDAROĞLU, HER SABAH KAHVALTIDA CANLI BİR KURBAĞA YESİN

Adana meydanında CHP’li kitlelere Nazlı Ilıcak ‘burada’ (içimizde yaşıyor) Mehmet Altan (içimizde yaşıyor) ‘burada’ diye alkışlattı.

Acaba Mustafa Kemal de orada mıydı?

İsmet Paşa’yı dahi savunamayan Kılıçdaroğlu, maşallah Nazlı Ilıcak’ı özgürlük kahramanı yapıverdi.

Acaba insanlık izan haysiyet sorumluluk erdem onur haysiyet akıl da orada mıydı?

Kılıçdaroğlu’na ünlü filozof Schapenhaur’un tavsiyesini öneriyorum. Schapenhaur, her sabah kahvaltıda canlı bir kurbağa yiyin, gün boyu bir daha benzer iğrenç-çirkin işler yapmayın der.

Kılıçdaroğlu, her sabah kahvaltıda canlı bir kurbağa yesin gün boyu bir daha beynimizi canlı canlı yemesin.

Fransız sanatçı Marcel Duchamp bundan yüzyirmi yıl kadar önce sanatı protesto ve sanatın işlevinin bittiğini göstermek için sanat müzesine bir closet hela koyar.

Ve uluslar arası sanat eleştirmenleri bu closet helayı yüzyılın en etkileyici sanat eseri olarak seçer, neye niyet neye kısmet.

Aynı closet helayı Kılıçdaroğlu CHP’nin kuruluş değerleri ve milli ve sol varlığını inkar etmek için Adana mitinginde meydana koydu.

Kılıçdaroğlu’nun Adana meydanına koyduğu closet helayı da şüpheniz olmasın uluslar arası Avrupalı ABD’li siyasetçiler yüzyılın siyaseti diye takdirle övecektir.

Kılıçdaroğlu’nun Nazlı Ilıcak’ı özgürlük kahramanı ilan etmesi yüzyıllık CHP tarihini closet helaya atmasıdır.

Kardeşlerim, artık böyle düşünüyorum, Fetöcü yazarları kurtarmak ve Fetöcülere desteği kitleselleştirmek için, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarını dahi hiç sebep yokken içeri tıkanlar, bu closet helayı Adana meydanında sergileyenlerdir.

CHP’LİLER BASTİL’İ YIKMAK İÇİN ADANA MEYDANI’NDAN HÜCUMA GEÇTİ

Sevgili CHP’liler, işte kaderiniz, Kılıçdaroğlu, İsmet Paşa’ya dahi sahip çıkamadı ama Fetöcü ‘şeytanlara’ sahip çıkabiliyor.

Kardeşlerim, dersimize iyi çalışalım, bir soyut özgürlük lafıdır gidiyor, yetmez ama evet anayasasında da bu soyut özgürlük galeyanını nasıl devreye sokmuşlardı, hatırlayın.

Hegel’in meşhur lafıdır: ‘felsefede hakikat, dünyevi gerçeklikle uyumlu olmasıdır’.

Bir tarafta özgürlük kavramı diğer yanda Nazlı Ilıcak, yani hakikatle kavram uyumlu mu?

Yine Hegel’in sözüdür: ‘dünyadaki asıl trajedi doğruyla yanlış arasındaki çelişki değildir, iki doğru arasındaki çelişkidir.’

Yani, bir özgürlük var, bu doğru, bir de Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan’a özgürlük diyoruz, ikisi aynı şey mi yoksa çelişiyor mu?

Nazlı Ilıcak’ı ‘özgürlük kahramanı’ yaptığımıza göre, Silivri Cezaevi de CHP’ye göre ‘Bastil’ hapishanesi.

Ve devrimci (!) CHP’liler Bastil’i yıkmak için Adana Meydanı’ndan hücuma geçti.

Aslında bütün sorun evrimci iddiaya göre soyundan geldiğimiz maymunun ayağa kalkıp omurgasını dikleştirmesi.

Ayağa kalktığımızda manzaramız değişti, çünkü ayağa kalkınca hayalarımız palas pandıras ortaya çıktı.Dört ayaklı hayvanların ön ayakları yere temas ettiği için böyle bir sıkıntıları yok.

Kılıçdaroğlu keşke dik durmasaydı!

GÖBEKTEN BAĞLI VATAN HAİNLERİNİN ‘İTAATİ’ ÖYLE GÖRÜNÜYOR

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyada büyük bir karşılık bulan ‘varoluşçuluk’ akımının yazarı Sartre’ın ünlü lafıdır: ‘Özgürlük sorumluluk getirir’.

Kılıçdaroğlu Adana Meydanı’ın özgürlüğüne sahip çıkarak ‘özgürlük’e karşı sorumluluğunu yerine getirmiş oldu(!)

Köle ahlakı erdemi onuru yok sayar, itaat öğretir, sayın Kılıçdaroğlu Mehdiye bağlılığınız su götürmez bir gerçek, Mehdi, müridlerinin İbrahim peygamber hikayesindeki gibi kendisine kurban olmalarını istiyor, sorun burada, bizler ‘kurban’ olmayı hem ahlaksızlık hem suç olarak görüyoruz.

Adana Meydanı’nda Mehdi’ye kurban verdiğiniz o başınıza bu millet kurban olsun.

Mehmet Altanları Nazlı Ilıcakları rahat bırakın, onlar, ‘gönüllü kurban’ olmuşlar ve bu derin mistik bağlılığın büyük ve derin bir din-ibadet olduğunu düşünüyorlar.

Yeni CHP’nizin Mehdi’ye ‘adanmış’ bir parti olduğunu da bu vesileyle herkes gördü.

Adanmış köle ahlakıyla Fetö’ye ve Amerika’ya ajanvari göbekten bağlı vatan hainlerinin ‘itaati’ öyle görünüyor ki Kılıçdaroğlu’nun ağzının sularını akıtıyor, Fetö’ye bağlılık Amerika’ya itaat, Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye uygun gördüğü bu siyaseti, tebrik ediyorum.

Kılıçdaroğlu’na ünlü Romalı filozof Seneca’nın lafını hatırlatırım: İyi ölmeyi bilmeyen insanlar kötü yaşar.’

Sayın Kılıçdaroğlu! ‘Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.’

Sorgulanmamış vatan hainleri, sorgulanmamış yolsuzluk dosyaları, sorgulanmamış yeni CHP’niz, sorgulanmadığı-denetlenmediği bu süreçte, CHP’ye yaşattığınız utanç dolu rezillikler size ve partinize çok kötü bir son hazırlıyor. Yoksa sizinde mi torununuz Londra’ya belediye başkanı olmak istiyor.

Herkes hayatında kendince filozoftur, çünkü herkes, beynindeki kelimelerle-hayallerle-hesapları bir satranç masasına yerleştirir.

Hatta eksik bilgi yani eksik takımla sahaya çıkması onu filozofluğundan alı koymaz.

Birkaç cümle tartışalım.

Bu yazarları sizin gözünüzde özgürlük kahramanı yaptıran nedir?

Etik konuşmaları mı? Estetik konuşmaları mı? Bağımsızlığa düşkünlükleri mi? Vicdanlı oluşları mı? Dengeli kişilikleri mi?

Hayır, vatan hainlerini kurtarma hevesiniz vatan hainlerinin Fetöcü-Amerikancı oluşları, yani vatan hainlerinin arkalarının sağlam oluşu.

CHP NASIL OLDU DA VATAN HAİNLERİNİ SAVUNUR HALE GELDİ

Sayın Kılıçdaroğlu! Arkanıza sağlam bir yer arıyorsanız yanlış bir partidesiniz.

Bir daha soralım vatan hainlerini sizin kucağınıza atan kimdir, hangi süreçler hangi politikalar hangi gizli anlaşmalar!

CHP nasıl oldu da vatan hainlerini savunur hale geldi?

Kılıçdaroğlu gibi, erdemli duruşu, onuru, hiç sorgulamamış, hiç yaşamamış bir insana bunu anlatmak zordur.

Kılıçdaroğlu’nun kafasını etrafındaki sağ-sol liberaller şöyle çalıştırıyor:

Aristo’nun mantık kitabı ‘organun’ akıl yürütmenin ilkelerini anlatır, lisede mantık dersinde hepiniz öğrenmişsinizdir: Bir önerme, ikinci önerme ve kıyas.

Her insan evladı hayatında ‘kıyaslar’ yapar.

Kılıçdaroğlu’nun kıyası ((tümdengelimi) şu:

A önermesi: özgürlük her insan içindir.

B önermesi: Vatan hainleri de insandır.

C (sonuç): Vatan hainlerine de özgürlük.

Kılıçdaroğlu ve şürekası sağ-sol liberaller işte bu biçimsel mantıkla kitleleri enayi yerine koyuyor.

Kılıçdaroğlu’na başka nasıl anlatalım, ‘gerçekle’ hiç uyumlu olmayan soyut özgürlüklerden gidelim, Kant’ın mutluluk kavramına gelelim.

Kant, mutluluk kendiniz için değil ‘mutluluk herkes içindir’ der. Amaç ‘herkes için…’.

Kılıçdaroğlu’nun ve etrafındaki sağ-sol liberallerin zekasına dönelim, vatan hainleri de ‘herkes’ olduğuna göre, onların da mutlu olması için çalışmalıyız.

Burada mizahi bir şeyler söylemiyorum.

Uzun yıllardır CHP’yi işgal etmiş-gasp etmiş bir ‘düz mantık’ın kitleleri nasıl kandırdığını anlatmaya çalışıyorum.

Sevgili CHP’liler, üzgünüm, hala onlar da insan-mağdur diyenler var içinizde.

Dünyanın ne olduğunu-nasıl olduğunu bilmeden dünyayı değiştiremezsiniz.

Tarih boyu bu idealist-soyut felsefeler bu biçimsel mantık ‘gerçek’ karşısında çaresiz kalmış ve yenilmiştir.

Mesela Makyavel’in düşünceleri soyut değil ‘realist’ti.

Realizmi şuydu: fikirlerini somut bir ‘güce’ yazdı, krala.

Kral ve otoritesi, gerçektir.

Hem Tayyip Erdoğan hem Nazlı Ilıcak-Mehmet Altanlar ‘realist’(GERÇEKÇİ) bir siyaset yapmışlardır. Hepsi ‘güce’ dayanmıştır. Nazlı Ilıcak arkasına Amerika’yı almış Fetö gücüne, Tayyip Erdoğan sandık oy gücü ve yandaş medyasına.

Peki Kılıçdaroğlu ve yeni CHP kime dayanıyor?

Avrupa’nın ağzına mı Amerika’nın ağzına mı Fetöcüler’in ağzına mı, cevap: hepsine.

Hayır, en çok ‘realist-gerçekçi’ olması gereken CHP’dir, çünkü CHP sosyal demokrat bir partidir.

Sosyal demokrat partileri tarih sahnesine ‘sosyal gerçeklik’ çıkartmıştır.

Nedir sosyal gerçeklik, işsizler, sendikalar, sivil haklar, altta kalanlar, acı çekenler. Ezilenlerin avukatı olmak, sömürülenlere karşı kurumlar inşa etmek, örgütlerini kurmak.

Bir sosyal demokrat parti sırtını Fetö’ye değil.

Bir sosyal demokrat otuz-kırk yıldır dünyayı kana bulayan sağ-sol liberallerin soyut özgürlük laflarına değil…

Bir sosyal demokrat üfürerek sallayarak değil…

Bir sosyal demokrat parti, aksine, sosyal gerçeklik üzerine bu sosyal taban üzerine siyaset yapabilmeli.

Aklı başında bütün CHP’lilere soralım: sırtınızı vatan hainlerine dayayan ‘gerçeklik’ nasıl bir gerçeklik?

NEYDİ YENİ CHP’NİN SEÇİM SLOGANI

Kardeşlerim, bir daha söyleyelim, Fetöcüler ‘insan’ değil vatan haini ve ajandır.

Bir sosyal demokrat parti gücünü ajanlardan değil, aç, işsiz, altta kalmış, çaresiz, avukatsız, perişan olmuş, yoksul insanlardan alır.

Bir sosyal demokrat parti, dünyayı bu acımasız gerçekliğin sosyal planlarını projelerini ve hayallerini kurar.

Bir daha soralım, Mehdi’ye ve Fetö’ye sırtını dayamak Mehdi’yi ve Fetö’yü özgürlük kahramanı ilan etmek hangi siyasetlerin sonucudur?

Halkı göz göre sömürmüşler.

Göz göre halkın paralarını çalmışlar.

Göz göre göre dünya çapında deneyimi birikimi olan amiral ve yüksek komutanlara ‘hayvan pornosu’ iftirası atmışlar.

Emniyet hukuk ordu ve muhalif yazarlara sekiz yıl boyunca iftira atıp Amerikan ajanlığıyla haksız hukuksuz içeri tıkmışlar.

Ve yetmemiş bir milletin başından aşağı bombalar yağdırmışlar.

Ve her türlü sapıklıkları ve her türlü tecavüzcülükleri hukuki olarak belgelenmiş bu ajanları, sen, Adana’da alkışlattırıyorsun.

Sayın Kılıçdaroğlu, senin ve etrafındaki şürekanın şu ‘soyut’ üfürüklerle geçen hayatın, şu İslamcılar’ın bunak ilahiyatçı profesörü Hayrettin Karaman’a ne kadar benziyor.

Hayrettin Karaman onlarca yıl aralıksız soyut fıkıh meseleleriyle uğraştı, modern hayatın gerçekliğiyle ve hayatın sosyolojisiyle hiç oralı olmadı.

Gelin görün ki, bu beyefendi, iktidarlarının zirvesinde oldukları bugün, gençlerimiz camiye gitmiyor gençlerimiz ahlaklı değil diye ağlamaya başladı.

Kimsecikler bu ilahiyatçıya sosyolojik gerçeklikten bahsetmemiş: bolluk dönemlerinde ateizm, darlık dönemlerinde dindarlık gelişir!

Ne acıklı bir hüsran, hayatın boyunca soyut fıkıhla uğraş, siyasette sadece ‘çoğunluğa’ iman et, tapın, ve iktidarı bu çoğunlukla ele geçir, ve sonuç!

Heyhat! İktidara taşıdığın kitlelerin dini-imanı kalmamış diye zırıl zırıl ağlamaya başla.

Ama bu soyut dini lakırdılarla bugün iktidar oldular ve büyük bir güç ele geçirdiler.

İnsanlar zenginleştikçe neden çocuklarının dini imanı ibadeti zayıflıyor?

Bütün iktidar nimetlerini ele geçirmesine rağmen hayatın bu acı gerçeğinin altında kal ve mahvolmuş yazılar yaz.

Aslında ikinizin de hayatından ne acıklı bir dram filmi çıkar.

Mehmet Altanların Nazlı Ilıcakların ve şürekasının otuz-kırk yıl sallayıp üfürdükleri şu ‘özgürlük’…

Gerçekliği ve sosyolojik karşılığı olmayan.

Yalan dolan, popülist, sağ-sol liberallerin halkı milleti oyaladığı bir özgürlük lafı bu ülkenin ekranlarından otuz yıl iktidar kurdu.

Bu yalanlarla halkı kandırmaya çalışanların hepsi ya kodeste ya vatan hainliğinden yargılanıyorlar!

‘Genç Werther’in Acıları’ gibi, Kılıçdaroğlu’nun Hayrettin Karaman’ın ve Mehmet Altanlar’ın ‘acıları’.

Gerçekçi siyaset yapmayanların hazin sonu.

Sosyolojiyi ciddiye almayanların hüsranı!

Amerika’dan Avrupa’dan kulaklarına fısıldanan sahte özgürlük laflarına milletini ahlakını partisini satanların ibreti alemlik sonu.

Bu soyut özgürlük laflarının kumpasıyla kişiliklerini satanların hüsranı.

Neydi Yeni CHP’nin seçim sloganı: ‘Milletçe alkışlıyoruz!’

Ey Hayrettin Karamanlar, ey Mehmet Altanlar, ey Kılıçdaroğlu…

Yalanlarınızı, kandırılmışlıklarınızı, sahtekarlıklarınızı, hapishanelerinizi, ajanlıklarınızı, milletçe alkışlıyoruz.

Ve sevgili CHP’liler, Mehmet Altan burada, Nazlı Ilıcak‘burada’ diye alkışlatmak yerine.

Dürüstlük burada mı, diye alkışlatmalıydık.

Onur burada mı?

Bağımsızlık burada mı?

Bir daha soralım!

Mehmet Altan ve Mehdi o meydandaydı, peki, Cumhuriyet’i kuran parti nerede?

Ve milyonlarca, kariyer sahibi bilgili kültürlü eğitimli ve bu ülkenin sigortası CHP’li seçmenler, nerede?

Nihat Genç

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER