Asikurtlar©

Meğer Polis Teşkilatı 171 Yıldır “Yerli ve Milli” Değilmiş

Meğer Polis Teşkilatı 171 Yıldır  “Yerli ve Milli” Değilmiş
07 Nisan 2016 - 12:00 'de eklendi ve 4544 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polis Teşkilatı töreninde yaptığı konuşmada “17/25 Aralık’ın ardından tam bir temizlik başlattık” dedi.

Polis Teşkilatı’nın 171’inci kuruluş yıldönümünde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Paralel yapının açtığı tahribat çok ağır; yerli ve milli bir polis teşkilatı inşa ediliyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ”polisimizin içinde de yanlış yola sapanlar çıkabiliyor. Bunlar üzerinden tüm teşkilatın suçlanması asla kabul edilemez” diyerek paralel yapıyla mücadelenin devam edeceğinin altını çizdi. Erdoğan, “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet dediğim bu yapının millete yaptığı zulmü maalesef geç fark ettik. Çok daha önce koyduğumuz rezervleri 17/25 Aralık’ın ardından tam bir temizlik harekatına dönüştürdük” ifadesini kullandı.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Bu mücadelede şehitlik mertebesine ulaşan kardeşlerimize rabbimden rahmet diliyorum. 81 vilayetimizin tamamında vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak, kamu düzenini korumak için görev yapan 260 bine yakın polisimizi tebrik ediyorum.

Terörle mücadelede görev alan polislerimizi özellikle kutluyorum. Temmuz ayından bu yana 153 polisimizi şehit verdik. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin. Yakınlarına ve siz çalışma arkadaşlarına sabrı cemil niyaz ediyorum. 1000’in üzerinde gazimize şifalar diliyorum.

Aynı şekilde adli olaylarda hayatını kaybeden polislerimize rahmet diliyorum. Ülkemizin ve milletinin güvenliği için kendi canlarını ortaya koyan polise olan şükran borcumuzu asla ödeyemeyiz.

İster hırsız, ister katil, ister terörist olsun, başkasının canına ve malına kast eden kişinin vicdanı olamaz. Sizler bu vicdansızlarla mücadele ederek devlet olmanın temel gereği olan toplumun güvenlik ve adalet ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunuyorsunuz.

“SİZE YAPILAN SALDIRI BANA YAPILMIŞ SALDIRIDIR”

Polisimizin içinde de yanlış yola sapanlar çıkabiliyor. Bunlar üzerinden tüm teşkilatın suçlanması asla kabul edilemez. Haksız yere polislerimizi yıpratmaya, onların fedakarlığını küçük görmeye kalkan herkes önce beni karşısında bulur. Dolayısıyla sizin meseleniz benim meselemdir. Size yapılan saldırı, bana yapılmış saldırıdır. Sizlerden görevlerinizi, arkanızda Cumhurbaşkanı’nın, hükümetin, devletin olduğunu bilerek yürütmenizi istiyorum.

Polisimizin içine sızarak teşkilatı ve mensuplarını kendi hain emellerine alet etmek isteyenler var. Bu tür teşebbüsler geçmişte küçük çaplı da olsa yaşanıyordu. Ancak son karşılaştığımız sıkıntı, öncekilerle mukayese edilemez büyüklüktedir.

Devlet içindeki her kurum önemlidir ama emniyet ve adalet teşkilatları doğrudan insanların hayatlarını etkileyen yönleriyle diğerlerinden farklı bir konuma sahiptir. Hele hele bu iki kurumun birden aynı şer yapının kontrolüne girmesi fecaattir. Türkiye bu faciayı yaşadı. Paralel devlet yapılanması adı verilen bir şer yapılanması ülkemizi uçurumun eşiğine getirdi. Geriye dönüp baktığımızda ülkenin ve milletin başını ağrıtan pek çok musibetin arkasında bu yapının ayak izlerini görüyoruz.

“17/25 ARALIK SONRASI TAM BİR TEMİZLİK HAREKATI”

Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet dediğim bu yapının millete yaptığı zulmü maalesef geç fark ettik. Çok daha önce koyduğumuz rezervleri 17/25 Aralık’ın ardından tam bir temizlik harekatına dönüştürdük. Emniyette fiziksel ve zihinsel bir yeniden yapılanma sürecine girdik. Şu yapının ya da şu şahsın değil, adeta yerli ve milli bir polis teşkilatı inşa ediliyor. Paralel yapının yol açtığı tahribat gerçekten çok ağır.

Daha yapılacak çok iş olduğunu biliyorum. Emniyet teşkilatını kendi hiyerarşisi içinde hukuk devletine hizmet eden bir yapı haline getirmede yanınızda olmayı sürdüreceğim. Biz sadece Allah’a kul olmalıyız. Sakın kula kul olmayın.

“KULA KULLUK YOK”

Kula kulluk yok. Sadece Allah’a kulluk var. Bunu bilmemiz gerekir, böyle inanmamız gerekir. Medeniyetimizin, tarihimizin, kültürümüzün parçası olarak insana değer veren bir milletiz. Ama bu demek değil ki, varlığımıza, birliğimize kast edenlere eyvallah edeceğiz. Akif ne diyor, “Yumuşak başlıysam, kim dedi uysal koyunum.” Millet olarak bizim böyle bir karakterimiz var. Güneydoğu’da birtakım ilçelerde kendi akıllarınca alan hakimiyeti kurmaya çalışan o teröristlerin anlamadıkları işte budur.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin şefkati, merhameti, hoşgörüsü, iyi niyeti başka hiçbir ülkeyle mukayese edilemez. Tabii bunun da bir sınırı vardır. Peki o sınır nedir? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet…

Bu millet anlayışımızın çerçevesi nedir… Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla, Boşnağıyla 79 milyon tek milletiz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Geniş anlamıyla, anayasal anlamıyla Türk milleti olarak tanımlarız. Bunun içinde Kürt yoktur diyemeyiz. Gürcü, Abaza, Boşnak, Roman yoktur diyemeyiz. Hepsi bu kavramın içindedir. Biz bütün bu vatandaşlarımızı, “Yaradılanı severiz, Yaradan’dan ötürü” anlayışıyla severiz. Onun için bizde ayrımcılık yok. Ülke ve millet olarak üzerinde yükseldiğimiz bu dört temelin ikincisi bayraktır. Bizim bayrağımız hiçbir bayrağa benzemez. Çünkü orada renk şehidimizin kanıdır, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız, evet, şehidimizin ta kendisidir. Öyle paçavralarla, şunlarla bunlarla, asla. O paçavraları gitsinler, tabutlarına sersinler. Biz bayrağımızı şehidimizin tabutunda kullanırız.

“YA BAŞ EĞECEKLER YA DA BAŞ VERECEKLER”

Tek vatanımız var. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Kimseye operasyon yaptırmayız. Yapmaya kalkanlar öderler ve ödemeye devam ederler. Dördüncüsü tek devlet, bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devletimiz yok. Yok paralel devletmiş, şu devletmiş, bu devletmiş. Bizim kitabımızda yok. Bu devlet bizim tesis ettiğimiz, inşa ettiğimiz, ihya etmeye çalıştığımız yapının ta kendisidir. Siz milletin birliğine, bayrağın değerlerine, vatanın bölünmezliğine kast ederseniz, karşınızda güvenlik güçlerimizi bulursunuz.

Ya baş eğeceksiniz, ya baş vereceksiniz. Hakimiyet kurmaya kalkarsanız, bu bedeli ödemeyi de göze almak zorundasınız. Ben elimde silahımla, bombamla, patlayıcılarla, büyükşehirlere saldırıp canlı bombalarla her türlü eylem yapayım. Devlet bana karışmasın. Ee, başka? Benim girdiğim binalara girilmezse bir şey olmaz. Böyle bir anlayış dünyanın neresinde görülmüş, böyle bir şey olabilir mi? Onların malum, neymiş, STK’larıymış. Raporlar yayımlamışlar. Bir defa bu raporları yayımlayanların ayrıca üzerine gidilmesi lazım. Neyin raporunu yayımlıyorsun ya?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER