Asikurtlar©

MEDYADAKİ MÜZMİN MHP DÜŞMANLIĞININ DÜNÜ VE BUGÜNÜ

MEDYADAKİ MÜZMİN MHP DÜŞMANLIĞININ DÜNÜ VE BUGÜNÜ
22 Nisan 2016 - 10:31 'de eklendi ve 4137 kez görüntülendi.

 

 

Bir grup medyanın MHP’ye karşı iyi düşünce beslemediği, MHP’yi “negatif” yönde gündeme getirecek tarzda bir tutum takındığı Türkiye’de yaşayan herkesin malumu.
Aslına bakarsanız yeni bir mesele de değildir.
Bu mevzunun geçmişi uzun yıllar ötesine, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar uzanıyor.
Kapitalizmi esas kabul ederek, liberal rüzgârın estirildiği dönemlerden başlamak üzere Türk Milliyetçiliği sürekli “istenmeyenler listesinde” en üst sıralarda yer almıştır.

Çünkü Türk Milliyetçiliği şuurlu bir akımdır.
Gündelik kazanımlar ve belirli bir zümrenin menfaatinden öte Türk Milleti’nin her bir ferdinin menfaatini gözeten, bunun için de tarihi tasavvura sahip, dün-bugün-yarın arasında sağlıklı değerlendirmelerde bulunup, çelişkisiz ve kesintisiz bir tavrı benimser.
Durum böyle olunca medyanın toplum üzerindeki “yönlendirici” etkisini elinde bulunduranlarla, oldum olası Türk Milliyetçiliği düşmanlığı yapanlar MHP’yi hedeflerinden hiçbir zaman indirmemiştir.
Peşinen söyleyelim, Milliyetçi Hareket bu tür tutumlara karşı alışıktır, asıl gayenin ne olduğunun bilincindedir.

47 yıllık köklü ve demokrasi tarihimizin en hayati siyasi organizasyonlarından olan MHP, projeleri, düşünceleri ve sorunlar karşısındaki yaklaşımlarından daha çok, bu malum medya nazarında sürekli potansiyelinin azalmasına neden olacak değerlendirmelerle ele alınmaktadır.
İçerisinde yaşadığımız dönem bu durumun açık bir tezahürüdür.

Türkiye iç ve dış gelişmeler itibarıyla son derece hayati bir dönem içerisinden geçiyor.
Kimi medya kuruluşlarının MHP’nin böylesine hassas bir dönemle ilgili açıklama ve değerlendirmeleri yerine, 1 Kasım sonrası okyanus ötesi esintili olduğu malum olan rüzgârın yönüne göre tutum takındıkları ve yayınlarını MHP’nin iç bünyesindeki tartışmaları alevlendirerek, Milliyetçi Hareket’e zerre kadar katkısı olmayacak şekilde sürdürdüklerini görüyoruz.

***

Bahse konu olan değerlendirmede özellikle Doğan Grubu’na bağlı olan Hürriyet Gazetesi ve CNN Türk televizyonu tartışmasız bir şekilde MHP’ye dışarıdan çizilmeye çalışılan rotanın sözcüsü ve öncü kuvveti edasıyla hareket ediyor ve bu alanda başı çekiyor.
Ne 7 Haziran, ne de 1 Kasım seçimleri öncesinde ve hatta yayın tarihleri boyunca hiçbir dönemde olmadığı kadar MHP’nin kongre muhabbetini işleyip duruyorlar.

Niyetler gerçekten samimi ve MHP’ye karşı beslenen düşünce temiz olsaydı, inanın MHP’ye yayınlarında, haberlerinde ve köşelerinde bu zamana kadar daha çok yer verirlerdi.
Ama düşünceler bize göre temiz değil…
Temiz olmayınca da koskoca MHP camiasını, kendi iç bünyesinde yaratılacak tartışma ve kutuplaşmayla tesir altına almaya çalışıyorlar.

Bunca olan biten karşısında Doğan Medyası’nın takındığı tavrın, geçmişten gelen alışkanlıkları olduğu üzere daha çok “siyaset mühendisliği” amacına hesap ettiği de açıktır.
Peşinen söyleyelim, MHP ve Ülkücü Hareket, Doğan Grubu’nun bu tutumuna yabancı değildir.
2002 yılında da 57. Hükümet görev başındayken, yine okyanus ötesinden oluşturulan kurguyla “MHP’siz iktidar senaryosu” hayata geçirilmek istenmiş ve bu durum kimi mahfillerce devletin bazı kademelerinde “Türkiye’de yeni bir siyasi senaryoya ihtiyaç var” tanımlamalarıyla ifade edilmişti.
Hürriyet gazetesinde o dönem köşe yazarlığı yapan Tufan Türenç, aynı amaca hizmet edecek şekilde köşe yazıları yazmaya başlamış ve Türkiye’de, Türk Milleti’ne, dolayısıyla milli iradenin kendisine rağmen başka bir iktidar formülü üzerinde kimi çevrelerce “gizli görüşmeler” yürütülmüştü.

***

Peşi sıra düğmeye basılan operasyonla 57. Hükümetin büyük ortağı DSP’de istikrarsızlaştırma başlatılmış, rahmetli Bülent Ecevit’in rahatsızlığı ile bağlantılı olan gelişmeler, DSP’nin bölünmesine kadar genişletilmişti.
Türk siyasetinde içerisinde bulunduğumuz dönemde buna benzer çabaların olduğunu görüyoruz.
7 Haziran öncesinde HDP’ye “masum çocuk” muamelesi çekip, ekranlarından ve gazete köşelerinden parlatma çabasında bulunanlar, şimdi MHP’yi, HDP ile koalisyon kurmadığı için akıllarınca cezalandırıp, önümüzdeki süreçte yine HDP ile yan yana getirebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Kaldı ki aynı yapının televizyonlarını mesken tutan ve resmi olarak daha MHP Genel Başkanlığına aday adayı dahi olmayanların “MHP’de paradigmayı değiştireceğiz” laflarını etmesinin taşıdığı anlam da burada yatıyor.
Samimi duygularla MHP’nin başarısını isteyenlerin duyguları sömürülecek, algıları yönlendirilecek ve medya yoluyla Ülkücüler güya onlara göre terbiye edilip, sonunda MHP “paradigma değişikliği” söylemiyle rotasından saptırılacak…
İstenilen tam olarak budur.
Lakin bu çaba içerisinde olanların Ülkücüleri gerçek manasıyla kavradığı, dahası tarihten ders çıkardıkları söylenemez.

MHP, bunlar gibi medyayı siyasi operasyon aracı olarak görenlerin düşündüklerinin aksine üzerinde operasyonlar yapılarak düşürülecek bir yapı değildir.
Manşetler ve “ayarlanmış” televizyon programlarıyla kararlılığından, duruşundan ve aslından uzaklaştırılamaz, saptırılamaz, en önemlisi de de-ğiş-ti-ri-le-mez!
Bu hareketin hafızasının her daim canlı olduğu, yaşananları hatırında bulundurarak, vakti geldiğinde tavrını koruyacağını kimse unutmasın isteriz.

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER