SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Meclis,yargı ve icranın birbirine muhtaç’olduğu Başkanlık!!?

Bu haber 01 Nisan 2015 - 19:17 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Yüksek yerden gelen ‘susun’ talimatına rağmen, havuz medyasının şakülü kaydı bir kere. Kopan kavganın nedenini bilenler, ‘vefa istiyor.’ Diğerleri her şekilde Erdoğan’ın yanında konumlanıyor. İkinci grup haliyle samimi değil. Gemiden önce onlar atlayacak.
İçten içe bulgur gibi kaynıyorlar. Erdoğan’ın yapmak istediği tam da bu. ‘Nerde trak, orda bırak’tan anlamayanların saf dışı bırakılması. Üç dönem engeline çarpan vekiller, davaları için yandaş medya mensubu olanlar ‘tartışmayı kesin’ emrini uygulamak yerine bolca konuşuyor. Çünkü testi kırıldı, havuz delindi.
Hep dedik. Her kim olursa olsun, yasalara, Anayasa’ya aykırı hele ki devletin bölünmez bütünlüğünü hedefleyen siyaset gütmeye soyunduysalar, bir gün gelir o yanlış için yakalarına yapışılır. İşte o sebeptendir ki, AKP’nin güç kaybettiği saraydan anlaşılmıyorsa bile eski vekillerce görülmüş. ‘Diplomatik pasaportun tüm aile fertlerine verilmesi’ için dayatıyorlar. Hayrola birader nereye, daha karpuz kesecektik diye şakaya vurulacak iş değil elbette.
Diplomatik pasaport konusunda ‘parmakçı vekiller’ niye bu kadar ısrarlı? Çoluk çocuk nereye gidecekler? Hem ne yapacaklar diplomatik pasaportu? Dönemlerinde bilmem kaç ülke ile vize kalktı havası atan bunlar değil miydi? Hangi ülke onlar ‘Arnavutluk, Bosna-Hersek, Gürcistan, Kosova, KKTC, Makedonya, Sırbistan, Bahamalar, Bolivya, Ekvator, El Salvador..vs.. vs..’ Elinin beğendiğini seçip gitsinler. Bu tavrı gören yenilerde akıllarını başlarına alsın. Dokunulmazlık gün gelip bitiyor.
Neyse efendim gelelim Arınç’ın deldiği havuza, kırılan testiye. Diriliş Postasından Hamit Akçay demiş ki “Siyaseti mülkü gibi gören, güçlü olmayı haklı olmak kabul eden, emanet değil de mülkiyet iddiasında olan kişi ve temsiliyetler adaylık sürecinde budanmalı ve toplumla sahih bağlar kurabilme kabiliyetine sahip dinamik unsurlar oyuna dâhil edilmelidir. 500 milyar dolar ihracat hedefi olan Türkiye, içine değil dışarıyı yönlendirebilen Türkiye olacaktır.” (29 Mart 2015)
Mevzu aynı zamanda 500 milyar dolarlık ihracat, yani ticaret. Para para para. ‘Hepimize yeter kavga etmeyin’ diyor. Suyun başından ayrılmayalım demeye getiriyor. Tam da burada aklıma rahmetli Erbakan ve Türkeş geldi. Vakti zamanında demiş ki Başbuğa. “Sen ülkü ocakları açıyorsun, ben de iş adamları yetiştiriyorum.’ Gördük işte, milli duygusu olmayan, her işe ticaret diye bakan siyaseti. Anonim Şirket sandılar ülkeyi. Devlet nasıl ayakta kalırdan haberleri yok.
Bu arada ‘böyle olmuyor reis’ diyen Hakan Albayrak ‘Çünkü la ilahe illallah’ başlıklı yazısına içerik yerine, Suriye’de İdlib’i ele geçiren El Kaidecilerin Esad’ın babasının heykelini yıkarken çekilen resimleri koymuş. ABD istiyor diye Suriye’nin altını üstüne getirmenin Kelime-i Tevhid’le ne ilgisi var? ‘Reisi’ daha fazla kızdırmamak için Suriye’ye dalmışa benziyor.
***
ARINÇ’IN DELDİĞİ HAVUZ SU TUTAR MI?
Gelelim ‘büyünün bozulmasından, testinin kırılmasından’ bahseden Abdülkadir Selvi’ye. Soluğu sarayda almış, ‘Cumhurbaşkanının masasından bildiriyorum’ diye acar muhabir bir başlık atmış. Üç sayı ile kendine geldi desem, az sonra okuyacağınız satırlara onun da inanmadığı çok açık.
Erdoğan anlatmış, o yazmış masanın yanında otururken. Bakın nasıl başkanlık?
“Türk tipi başkanlık sistemi deniliyor ama burada kuvvetler ayrılığı mı esas alınacak yoksa güçlerin temerküzü mü? “Güç temerküzü istemiyoruz” diyor Cumhurbaşkanı. Güç birliği istemiyor ama bildiğimiz anlamda bir kuvvetler ayrılığına da taraftar değil.”
Ee? Ne demekse; meclis, yargı ve icra birbirine muhtaç’ olmalıymış. Devreye bulgur, kömür, makarna mı girecek anlayamadım şu ‘muhtaçlık’ işini?
Şöyle bitirmiş satırlarını Albülkadir Selvi. “Türkiye, imparatorluk bakiyesidir. Başkanlık sistemi, ilaç gibi bir sistem olur. Başkan birleştirici olur.” (1) Aspirin gibi her derde deva başkanlık, dense yeridir.
İstenen ‘başkanlık’ falan değil düpedüz padişahlık yetkisi. 2007 yılında Gül’ü seçemediklerinde ‘gidiyorsak bizden sonrakilerde Cumhurbaşkanını seçemesin psikolojisi’ içinde yaptıkları referandum ‘bakın ne dert açtı toplumun başına?’ Davutoğlu Sadrazam olacak. Millet de teba. Çıkan son yasaya bakılırsa, padişahın iki dudağı arasında olacak kaderimiz.
***
ÜÇ DÖNEM ŞARTINI DAVUTOĞLU DELEBİLİRMİŞ…
Böyle yorumlar var. Elbette üç dönem şartı hukuki değil. Manevi bağlayıcılığı var. Tüzükteki o maddeyi Davutoğlu dinlemez, aşar diyorlar.
Durum aynen, Erdoğan’ın bilgisi dahilinde atılan açılım adımına sonradan ‘yanlış’ demesi gibi bir şey. Tüzükte o şart dururken, Arınç başta olmak üzere diğerleri aday yapılır mı?
Yapılır tabii. Anayasa’yı ‘tanımam ‘diyenleri tüzük bağlamaz haliyle de. Konu o değil. Ayak bağı ve fren olacak, paralel hastalığının bulaşıp bulaşmadığından emin olmadığı kişileri partide tutma meselesinde samimiler mi?
Erdoğan ‘abi denilen akıl hocalarını’ görmek istiyor mu? İstese, 8 Ağustostan sonra üç dönem şartını kaldırtır, Gül’ü partiye bizzat kendisi davet ederdi. Gül, dönmek için onca kulaç attı, Erdoğan o tarafa bakmadı bile. ‘isterse kapı açık’ diyorlar. Kapı açık da, üç dönem kapısı da açık.
Üç dönem şartı değil mi, havuzu karıştıran. Erdoğan hepsini biçecek. lamı cimi yok. Onlarda dut yemiş bülbül gibi öyle bakacaklar. Sonra nerde görülmüş sarayın ayak direyenleri affettiği?
7 Nisanı bekleyelim bakalım. Erdoğan geri adım atmış mı, atmamış mı görelim. ‘Arınç’ın deldiği havuz su tutar mı?’ diye sordum ya, Erdoğan geri adım atmadıysa eğer, tutmaz.
Kaynak (1) http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/abdulkadirselvi/cumhurbaskaninin-masasindan-bildiriyorum-2009824
Neval KAVCAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.