Asikurtlar©

Masaya sıkışan geleceğimiz…

Masaya sıkışan geleceğimiz…
13 Mart 2016 - 14:55 'de eklendi ve 4052 kez görüntülendi.

Türkiye ekonomik siyasal ve güvenlik konusunda gerçekten zor bir dönemden geçiyor…
Ekonomi ve terör öncelikli sorun ama…
Bir çok meselelerimizde bir o kadar önemli hale gelmiştir…
***
Vatandaş sıkıntı ve geçim derdindedir…
Sanayici, turizmci ve esnaf bin bir zorluk içindedir…
Üretim alanında kapanan işletme sayısı geçmişe göre rekor düzeyde…
İstihdam verileri her geçen gün düşmektedir…
İstihdam sağlayıcı kuruluşlar kapanırken diplomalı “işsiz ordusu” da hızla artıyor.
İhracat rakamları ve cari açık konusu yeni tedbir gerektiriyor.
***
Hani bacasız sanayi dediğimiz Turizm var ya o da komada…
Yaz kapımızda…
Ancak halen yeterli turist rezervasyonun olmadığı anlaşıyor.
Turizmciler endişe içinde ah vah diye yazı bekliyor…
Eğer bu alanda düzelme sağlanamaz ise bu yaz ciddi çökmeler yaşayabiliriz.
***
Türkiye dış politikada “çekişme siyaseti” ile patinaj yapan bir resim veriyor.
AB ile sorunlar yaşıyoruz, laf söz düellosu devam ediyor.
Serbest dolaşım ve mülteci konusunda ciddi görüş farklılıkları var.
Suriye konusunda çıkmaz sokakta yalnız bırakılmış bir haldeyiz.
Rusya dahil tüm komşularımızla bırakın işbirliğini, görüş birliğimiz bile yok!
***
Stratejik müttefikimiz Amerika ile yaşanan görüş farklılıklarımız var.
Amerika’nın PYD konusunda ortaya koyduğu tavır yenir yutulur değildir.
Suriye ile 911 km’lik sınırımız boyunca yapılan hesaplar güvenlik tehlikesi yaratıyor.
Bu bölgedeki RUS-Amerikan yakınlaşması meseleye başka bir boyut katarken PYD-RUSYA-ABD ve ŞAM üçgeninde yaşanan yakınlaşma bize karşı yeni bir cephe oluştuğunun sinyalini vermektedir.
Bu durum yalnızlaşan dış politikamızın daha dikkatli olmasını elzem hale getiriyor.
Çünkü ateş çemberindeki bölgede ateşin içinde kalma riskimiz artmaktadır.
***
Suriye’yi federatif bir yapıya sürüklenmesi başka sorunlar çıkarabilir…
Bu toprakların 3 ayrı özerk bölgeye dönüşmesi Türkmen haklarını zedeleyeceği gibi PYD gibi yapıların komşumuz haline gelmesi riskini yaratacağı gözden kaçmamalıdır…
Saydıklarımız kısa bir hatırlatma özetidir…
***
Hal böyle olunca gündemin ne olması gerekiyor?
Bu kısa özet içindeki meselelerden oluşması gerekiyor.
Fakat siyasi açıklamalara bakınca sanki başka bir iklim var.
***
Sabah akşam yeni Anayasayı ve Başkanlık sitemini tartışıyoruz.
Akşam yatarken TV’lerde başkanlığı tartışıyoruz…
Sabah kalkarken, yeni anayasaya hesapları ile uyandırılıyoruz…
Artık evdeki çocuklar bile referandumu tartışıyor…
Kahvehanelerde erken seçim hesapları yapılıyor…
Olası referandum da yüzdelik hesapları yapılıyor…
***
Mesele ne?
Her konumuz birmiş gibi…
Yeni anayasayı onarıp başkan seçecekmişiz…
***
Böyle olur mu?
Olmaz diyerek kesip atmayın gündemimiz aynen böyle…
Haksızlık etmeyelim…
Birde anayasa mahkemesinin kararı var yeni trend konumuz bu…
***
AKP’nin mağduriyet algısı üretmekteki ustalığı gerçekten müthiş…
Seçim sandığından mağduriyet üretebiliyor…
Anayasa komisyonu toplantısından mağduriyet üretebiliyor.
Bağımsız mahkeme kararlarından mağduriyet üretme çabasında…
Havuz medyasının etkisi ile çalışan bir algı mekanizması var.
Sanki AKP’nin ortaya koyduğu her şey doğru başka görüşler karşıt ve “yıkıcı” gibi bir anlayış yayılması acıdır…
***
Böyle demokrasi anlayışı nerede var?
Bir ülkede demokrasinin nimetinden herkes faydalanır.
Nitelikli demokrasilerde İktidarın ve muhalefetin görüşleri olgunluk içinde değerlendirilir.
Üniversiteler, iş dünyası, sivil örgütler fikir sunar bundan sentez çıkarılır ama…
Bizde iklim sanki tersine işliyor.
Azgını açana sanki ders vermek gibi bir yanlış düşünce var.
AKP haricinde beyan edilen her görüş karşıt gibi algılanıyor…
***
Mesela muhalefet partileri görüş beyan etmeyecek ise neden vardır?
Parlamenter sistem içinde iktidara da muhalefete de bir görev vermiş.
Bu görevleri elbette yapacaklar…
Bilim ve ilim dünyası, üniversiteler, hukuk otoriteleri elbette demokrasiye katkı sağlayacaktır…
Aydınlar, yazarlar, gazeteciler ve düşünürler elbette görüş beyan edecektir.
Medya’yı havuz medyasından ibaret görüp, gerisini karşıt gibi değerlendirme yanlışı fikir pınarımız kurutuyor.
Demokrasinin Fikir özgürlüğü denen ayağına zara veriyor.
Oysa farklı düşüncelerden ortaya çıkacak sentez tüm toplumu kucaklar…
***
Şu masa meselesine gelince;
Yeni anayasa konusunda da ciddi algı yanlışlığı var.
CHP ve MHP “yeni bir anayasa yapılmasına destek vereceklerini ama başkanlık sistemine karşı olduklarını” ilk günden beri tekrarlıyorlar.
Bunda anlaşılmayacak ne var?
***
MHP ve CHP’nin beyanlarına bakınca “masaya oturmadan kalkmak” gibi bir durum yok…
Muhalefet partileri kendi görüşlerini bildiriyor ve Başkanlık konusunda ısrar durumunda kabul etmeyeceklerini söylüyorlar.
MHP ve CHP dokunulmazlıkları kaldıralım diye her gün beyanat veriyor…
İktidar samimi ise geriye ne kalıyor?
***
Belki de geriye kalan şey yeni bir algı yaratma gayretidir…
Bu söylemlerden yeni bir mağduriyet algısı çıkarma gayreti mi var acaba?
Olası bir referandum da yeni bir “yetmez ama evet” projesi mi yapılmaktadır?
Böyle siyasal manevralar belki sonuca ulaştırabilir ama demokrasinin özü bu sonucu kabul eder mi, bu tartışılır…
Çünkü modern demokrasilerde Anayasa metinleri zıtlaşmadan değil, toplumsal uzlaşmadan çıkarılmış ve siyasetten arındırılmış metinler olarak değer kazanır.
Hayırlı haftalar…

Mustafa Ertekin

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER