SON DAKİKA

Müzayede..

Gündem Yazıları

Marksistliği Depreşip Saldıran Türk Düşmanı PKK Yamakları

Bu haber 02 Ocak 2013 - 9:46 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

Bazı düşmanlıklar hiç bitmez. Yaptıklarını ideolojiden kaynaklandığını kabullenirler, huylarından vazgeçmezler. Siz büyüklük gösterip, affedici, bağışlayıcı olursunuz, memleketin birliği, dirliği için her şeye katlanırsınız; ancak onlar kan davası gütmekten vazgeçmezler. Devamlı bir şekilde fırsat kollarlar. Sinsidirler, pusu yatmış beklerler ne de olsa puşt zulaları, kalleş saldırılar onların değişmeyen özelliklerindendir. Sözlü ya da fiili saldırmak için hazırda beklerler. Dinsizi dincisi, kolektifi bireyseli, acilcisi bekleyeni, partizanı yolcusu, şehircisi kırcısı, silahlısı silahsızı, devi cücesi, bilumum her ne varsa hepsi birleşir, saldırı oklarının uçlarına zehir sürerek fırlatırlar.

Bunlar aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Türk milletine, Türk bayrağına, Türk diline, İslam’a hele Türk İslam’a derin düşmanlık beslerler. Onların sahip oldukları ideoloji ilgilenilmesi gereken kelaynak kuşu gibidir. Bazı kelaynak severler tarafından kullanıma müsait oldukları için koruma altına alınmışlardır. Geçmişten günümüze emperyalizme karşı savaş açmış bu bedbahtlar, küresel güçlerin kucağında oturdukları için, onların izin verdiği, müsadese ettiği, serbest bıraktıkları ölçüde hareket edebilirler, başka türlü kımıldamalarına imkan yoktur.

İdeoloji adına düşündüklerini, eylem yaptıklarını sanırlar; ancak başkalarının elinde kukla olmuşlardır. Yavşamış mısır gibidirler. Ruhlarını şeytana satmışlar gibi öz benliklerini terk etmiş, özlük haklarından vazgeçmişlerdir.

Bunlar için İstanbul Constantinople, İzmir Smyrna, Trabzon Pontus, Güneydoğu Kürdistan, Anadolu işgal edilmiş Hıristiyan toprağıdır. Bunlar Türk’ten gayrı herkesi, her şeyi merkeze koyarlar. Kim mi bunlar? Bölücülerle birlikte hareket eden, onlara çanakçılık, kıyakçılık yapan Marksist Leninist örgütlerdir.

ODTÜ’de olaylar yaşanmıştır. Başbakan Erdoğan’ın ziyareti sırasında ne amaçla protesto edildiği belli olmayan, ortalığın darmadağın edildiği bir zırvalar bütünü yaşanmıştır. Bu olayları yapanların, provoke edenlerin, çoğunluğunun PKK yanlısı Kürtçü takımının ve onlarla beraber hareket etmeyi devrime giden yol olarak gördüklerinden mubah sayan Marksist Leninist örgütler olduğu katılımcılardan belli olmuştur.

Bir süre önce Türk bayrağı açtıkları için linç edilmeye kalkışılan gençler için kalem oynatmayanlar, ses çıkartmayanlar, adını çakmadan yurt koyanlar ellerini mi ovuşturuyorlardı, kına mı yakıyorlardı bilemem. Yörük Ali efe methiyesi düzenler Stadyumda mumlarla Apo, PKK yazıldığında gözleri arkalarına mı gitmişti. İstiklal marşı okuyan gençler bu okulun geçmişinde böyle bir şey yok dağılın diye baskı kuran ve saldırılar yapılırken bugün bölücü Kürtçülerin eylem alanına çevirdikleri yer için ne den herkes birden kazan kaldırmıştır. Nedenlerin en büyüğünü yazının başında uzunca bir şekilde belirttim.

Şimdi densizin biri kalkıp bir başlık atmış ve Milliyetçi Ülkücü Hareketin Liderine sağa sola salyalarını saçarak hakarette bulunmuş. Hem de kamuoyunda CHP’nin gazetesi diye bilinen bir gazete. Dersime katliam diyen, içimizdeki Kemalistleri temizleyeceğiz diyen, bölücülerin avukatlığını yapan birini Genel Başkan Yardımcısı yapan, her olayda BDP’yle aynı safta yer alan Yeni CHP’nin gazetesi. Atatürk’ün “Ben bir Türk milliyetçisiyim” demesine rağmen, Ulusalcılık yapan çakma Atatürkçüler.

Bunları bu kadar azdıran, kızdıran şey MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin onların isteğine göre değil de gerçekleri söylemiş olması, içlerinde bir yerde besledikleri düşmanlıklarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Devlet Bahçeli şöyle demiş:

“Taş, sopa, molotof kokteyli ve sapan kullanarak düşmanca etrafa saldıranlar öğretim niyetiyle üniversitede bulunan öğrencilerden mutlaka ayırt edilmelidir.

Kurunun yanında yaş yakılmamalı, mümtaz bir eğitim yuvası olan ODTÜ’nün öğrencileri, kampus içinde provokasyon yapan militanlarla karıştırılmamalıdır.

ODTÜ ilim ve irfan merkezlerimizden birisi olup, teröristlerin sığınacağı ve eylem sahası haline getireceği bir yer değildir ve olmamalıdır.

Ne var ki ODTÜ’de Kandil uzantıları, yasa dışı Marksist-Leninist örgütler zehirlerini kusmuşlardır.

Kaldı ki PKK, ODTÜ’deki şiddet sahnelerini selamlamış ve destek vermiştir.

Bize göre ODTÜ’deki saldırganların öğrencilikle bağlantısı ve ilişkisi yoktur.”

Ve eklemiş:

“Üniversite yönetiminin bu sarih gerçeği görmeden olaylara karışanların lehinde açıklama yapması ve bunlara zımnen destek verir bir görüntü çizmesi akademik tarafsızlık ve insafla bağdaşmamıştır.

Diğer taraftan olaylardan sonra bu defa da 168 üniversite ve yüksekokuldan birçoğu devreye girmiş, ODTÜ yönetimini tasvip etmeyen bildiriler yayımlamışlardır.

Bunun karşılığında değişik üniversitelerden öğretim üyeleri karşı bir tavır alarak görüşlerini seslendirmişlerdir.

Biz bunların hiç birisini doğru bulmuyoruz.

AKP’nin yönlendirmesi altında üniversiteler polarize olmuş ve karşı saflarda toplanmışlardır.

İktidarın böl ve yönet aşısı, bu kez de bilim yuvalarına enjekte edilmiştir.

ODTÜ yönetimini eleştiren ve hükümet dalkavukluğuna soyunan üniversite yönetimleri, bu zamana kadar acaba hangi önemli konularda görüş belirtme gereği duymuşlardır?

Sorun yalnızca ODTÜ’müdür?

Üniversite yönetimleri Türk milletinin yaşadığı ağır meseleler, kayıplar ve tehlikeler hızla sürüyorken neyle uğraşmışlar ve hangi işlerle vakit geçirmişlerdir?

Milliyetçi-ülkücü öğrenciler teröristlerin saldırısına muhatap kalırken, konu AKP olunca anında başlarını kaldıran değerli rektörler, dekanlar ve öğretim üyeleri nereye gitmişler, neden sessiz kalmışlardır?

Gelişmeler üniversitedeki olaylarla ilgili teşhis ve ikazlarımızın da ne kadar yerinde olduğunu göstermiştir.

Milliyetçi-ülkücü öğrencileri çatışmalara çekmeye çalışanlar, sonu olmayan gerginliklerin tarafı yapmaya çabalayanlar her zaman olduğu gibi yine hüsranla tanışacaklardır.

Buradan milletimize faydalı olmak maksadıyla okullarına devam eden, tahrik ve hiziplere her yönüyle kapalı duran milliyetçi-ülkücü kardeşlerimi tebrik ediyorum.

Onlar; Türk milletinin gurur kaynaklarıdır.

Onlar; Türk milletinin gelecek umududur.

Onlar; aklıkla geçinen, ama zihinleri ve kalpleri zift gibi olanlarla mukayese edilmeyecek kadar öndedir, farklıdır ve ayrıcalıklıdır.

Üniversitelerdeki son olaylarla iyice gün yüzüne çıkan çifte standartçı, güçlünün yanında konumlanan, menfaat uman eğilimler sürdüğü müddetçe Türkiye’nin belini doğrultması mümkün değildir.

Demek ki, üniversitelere göre bugüne kadar en önemli ve açıklama yapacak kadar ciddi görülen sorun ODTÜ’deki olaylar olmuştur.

Başbakan Erdoğan’ın öğretim üyeleriyle ilgili kullandığı ifadeler de yakışık almamıştır.

Sinir ve öfke nöbetine tutularak ağır sözler sarfetmesi, taşıdığı makamın saygınlığıyla uyumlu olmamıştır.

Başbakan yağıp gürlediği ODTÜ’nün rektörüyle görüşmesine rağmen, önceki gün bir televizyon programındaki sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla sürtüşmeyi, cebelleşmeyi ve gerilim üretmeyi ısrarla sürdürecektir.

Bu süreçte de yandaş üniversite yönetimleri, bilimsel çalışma ve araştırma konularında rekabet edememelerinin, Türkiye’ye katkı verememelerinin mahcubiyetini siyasal iktidara destek vererek gidermeye çalışmışlardır.

Maalesef yaşananlar Türkiye adına kayıptır.”

Allah’ını bilen vicdan sahipleri, iman ehli bu açıklamanın neresi AKP dümen suyunda olmaktır. Bunu AKP yandaşlığıyla açıklayanlar; ancak ve ancak PKK ayakçıları olabilir. Geçmişten bu yana gerilla hikayeleriyle yatıp kalkanların PKK’lılarla halvet olmasından kaynaklanıyor. Sorun bir Liderin bu işin içinde Marksist Leninist örgütler var demesidir. Ne yazık ki gerçek de budur. Evet, gerçekler bir yerlerinizi acıtsa da yapacak bir şey yok. Çünkü bu yolu siz seçtiniz.

Kazak Abdal ne güzel söylemiş;

Eşeği saldım çayıra

Otlaya karnın doyura

Gördüğü düşü hayra

Yoranın da avradını

Münkir münafıkın soyu

Yıktı harap etti köyü

Mezarına bir tas suyu

Dökenin de avradını

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.