Asikurtlar©

Madalyaları takan takana

Madalyaları takan takana
12 Kasım 2015 - 17:57 'de eklendi ve 4266 kez görüntülendi.

Küba’nın kurucusu Fidel CASTRO’nun diğer düşüncelerine katılırsınız katılmazsınız o ayrı bir konu ancak; “Düşmanın sana ödül veriyorsa, sende bir puştluk var demektir.” düşüncesi kesinlikle doğrudur. Ülkemizdeki müzmin AKP muhalifleri, 2004 yılında Amerikan Yahudi Komitesi AJC (American Jewish Committiee) ve 2005 yılında da Karalama Karşıtı Derneği ADL’den (Anti Defamation League) ödüller alan Tayyip’i haklı olarak eleştiriyorlar. Her nedense bu muhaliflerin bazıları, yine Amerika tarafından ödüllendirilen diğer yetkili ve de etkili kişileri aynı sıklıkta gündem yapmıyorlar…

Doğruluğu maddi olarak kanıtlanmış zaman üstü ilkelerle ve formüllerle düşünüp hareket etmek yerine; bireysel iradesini önemsemeyen, kendine güvenmeyen, ezik, adeta kişi veya grup fetişizmzi hastalığında, deyim yerindeyse benim Amerikancım senin Amerikancından iyidir şeklinde davranan geniş kitleler 2. Dünya savaşı sonrasında başlatılan kültürel sömürgecilikle ortaya çıkarıldı. Bunlar, ülkemizi koruyup savunmayı amaç edineceklerine; mürit gibi kişilerin peşlerine takılıyorlar ve sadece herhangi bir grubu bir tek kurtarıcı olarak görüyorlar. Savundukları kişi veya grupların yanlışları ortaya çıkarılınca veya düşman tarafından ödüllendirildikleri kendilerine hatırlatılınca da, bunun taktik ve strateji olduğunu söyleyerek gaf tevil görevini üstlendiklerini bile fark edemiyorlar. Bu nasıl taktik ve strateji oluyor ki hep zararımıza ve hezimetle sonuçlanıyor; bu güne kadar bu taktik ve stratejilerin bir tekinin bile bizim yararımıza sonuçlandığını neden görmedik?

Savunulan bu tür insanların, yabancıların verdikleri ödüllere çok mu ihtiyaçları var da; kendilerine sunulan bu tür ödülleri ret ederek ülkesinde saygınlık kazanacaklarına verilen ödülleri alarak geri kalan hayatlarını zilletle yaşamayı kabul ediyorlar. Ayrıca; bırak başkalarının eleştirmesini, bu kişilere sömürgeci ağın kuruluşları ödül teklif edince bizzat bu kişilerin kendileri kendilerinden kuşkulanıp kendilerini sorgulamalıdırlar. Maalesef ülkemizdekilerde bu duyarlılığı, dürüstlüğü, erdemliliği, gelişmişliği, olgunluğu ve yetkinliği görmediğimizden biz de, iş başa düştü diyerek, görevdeyken veya emekli olduktan sonra geçmişteki bazı çalışmaları nedeniyle ödüllendirilen kimi kişileri; bilmeyenlerin öğrenmesi, bilenlerin de hatırlaması için yazmayı gerekli gördük…

Denebilir ki: “sömürgecilik, kullanacağı elemanları ödüllendirerek neden deşifre etsin?” Öncelikle bu elemanlar, sahada bilgi toplayan ve asla deşifre olmaması gereken elemanlar değil yetkileri süresince yararlanılan icra elemanlarıdırlar; dolayısıyla bulundukları ülkelerde toplumsal bilinç ve devletin korunma tepkisi düşük düzeyde olduğundan deşifre olmaları fazla bir sorun oluşturmaz. Sömürgecilik, çalışma yaptığı ilgili ülkelerde, kullanacağı başka araçlar bulamadığında ve başka seçenek kalmadığında; sömürgeciliğin işlerini gelecek güvencesi almadan yapmayan bu tür icra elemanlarına böyle ödüllerle garanti verilir. Çünkü bu tür ödüller, sömürgeci ağın kuruluşlarında geçerli olan bir tür sertifika, yetki belgesi ve diploma gibidir. Bu ödüllerden biri gösterildiğinde, sömürgeci ağın kuruluşlarında gizli kapılar ardına kadar ödülü gösterene açılır…

Tayyip ve Çevik BİR ikilisi, 16 Temmuz 2002 tarihinde, ABD’ye Jewish Comitte’nin davetlisi olarak gitti ve JINSA (Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü) yetkilileriyle de görüşmeler yaptı. Konuyla ilgili görüşmelerin ayrıntıları, bölücü AKP’nin hurafeci ‘Yeni Şafak’ gazetesinde bir zamanlar haber müdürü ve köşe yazarı olarak bulunan Nasuhi GÜNGÖR’ün ‘Yenilikçi Hareket’ adlı kitabının ‘Yahudi Komitesinin davetlisi’ başlığı altında okunabilir…

Aynı kitapta Nasuhi GÜNGÖR’ün yazdığına göre Tayyip, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken Birinci Ordu Komutanı olan Çevik BİR’le zaman zaman protokol düzeyinde bir araya geliyordu. BİR’in asıl görüşme trafiği ise emekli olduktan sonra başladı…

Tayyip, 16 Temmuz 2000 tarihinde ABD’ye gitti. Amerikan Jewish Commite’nin davetlisi olarak orada bulunuyordu. Ayrıca burada JINSA (Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü) yetkilileriyle de görüşmeler yaptı. Bu gezide, KİPTAŞ eski Genel Müdürü Erdoğan BAYRAKTAR ve Münci İNCİ de yer alıyordu. (aynı kitabın 92. Sayfası)

Kitabın 148. Sayfasında şöyle yazıyor: JINSA, İsrail’in daha geniş anlamıyla Yahudilerin dünyadaki çıkarlarını korumak ve özellikle de güvenlik konusunda politikalar üreten bir kuruluş. JINSA, iç içe geçmiş bir CIA-MOSSAD yapılanmasıdır…

Orgeneral Çevik Bir ve ANAP Gebelbaşkanlığı yapan Mesut YILMAZ, JINSA’dan liderlik ödülü alanlar arasında yer alıyor. Ancak burada dikkat çekici olan, verilen bu ödüllerin daha çok Yahudiler lehine üretilen politikalarla ilgili olması. (aynı kitabın 149. Sayfası)

ABD’deki JINSA kuruluşu Çevik BİR’e ‘Uluslararası Liderlik Ödülü’ vermeyi görev bildi ve ödülün gerekçesi de: “Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinde ve Türkiye’nin çok hassas bir döneminde kritik adımların öncülüğünü atarak oynadığı rolden dolayı…” şeklinde açıklandı.[1]

BİR’in, ödülü alırken yaptığı konuşma mealen: Benim JINSA ile ilk tanışmam 1995’te Genelkurmay 2. Başkanı olduğum sırada Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’na yaptıkları ziyaret çerçevesinde başladı şeklindeydi…

Bunlar, üzerinde önemle durulması gereken yakın tarihimizin sayfaları. Peki, benzer tutum ve davranışlar günümüzde de devam ediyor mu? Bu sorunun cevabını vermek için, günlük gazete sayfalarını hafifçe karıştırmak bile yeterlidir…

Dediğimizi yaptık ve gazete sayfalarını karıştırırken ilginç bir haber gözümüzden kaçmadı. Haberi okuduğumuzda öğrendik ki, 2003 tarihinde Irak’ın kuzeyinde Türk askerinin başına çuval geçirme emrini veren ABD’li komutanlardan Raymond ODİERNO, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral AKAR’a liyakat nişanı taktı. ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raymond ODİERNO’nun Washington’ı ziyaret eden mevkidaşı Orgeneral Hulusi AKAR’a taktığı liyakat nişanı ödülünün, Suriye konusundaki tutumu ve Türkiye ile ABD askeri kuvvetlerinin iş birliğine sağladığı katkıdan dolayı verildiği açıklandı. Fort Myer askeri üssünde düzenlenen törene 100’e yakın üst düzey askeri yetkili katıldı. Ödül verildiğinde, Orgeneral AKAR’ın, Orgeneral Necdet ÖZEL’den sonra Genelkurmay Başkanı olması teamüller gereği biliniyordu…

Yeni Çağ’ın haberine göre: Irak’ın kuzeyi Süleymaniye kentindeki Türk karargâhına 4 Temmuz 2003’te baskın yaparak 3’ü subay 8’i astsubay 11 Türk askerinin başına, ABD’li Korgeneral William C. MAYVİLLE, Orgeneral David PETRAEUS’la birlikte çuval geçirerek esir alınması emrini veren ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raymond ODİERNO’nun, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in yerine geçmesi beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi AKAR’a liyakat nişanı vermesi şaşkınlıkla karşılandı. ODİERNO’nun, Orgeneral AKAR’a takdim ettiği “liyakat nişan”ı daha önce de eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT’a da verildiydi.[2]

 

BÜYÜKANIT’ın Tayyip’le yaptığı Dolmabahçe görüşmelerinde Türkiye’ye hangi dolmaların nasıl yutturulmuş olabileceğini şimdi düşünebiliyor musunuz? Hatırlayacağınız gibi Yaşar BÜYÜKANIT’a, emekli olunca da eski parayla 1 trilyonluk zırhlı araç tahsis edildiydi. Demokrasilerde herşey açık, seçik, net ve şeffaf olmalıdır; bu aynı zamanda bilimin ve hukukun gereğidir. Demokrasilerde, kamusal bir işi, iki kişinin özeliymiş gibi; keyfi şekilde bu görüşmenin içeriği aramızda ve mezara kadar gidecek diyemezsiniz. Hem insan psikolojisi genelde kötü işleri gizli saklı yapar; iyi işleri göstere göstere yapma eğilimindedir…

Tüm bu sömürgeciliğe ilişen eskort elemanlar ortadayken, bağımsızlık arayışındaki gerçekçilere şunu öneriyoruz: Siyasetçisi hırsız, çıkarcı; vatandaşı, okumayan, bilmeyen; bürokratları, yabancılardan burs alan ve kurslarından geçen bir ülkenin kurumları bunlardan temizlenmedikçe asla tam bağımsızlığa kavuşulamaz. Sağa-sola mavi boncuk dağıtan, aşağısı sakal yukarısı bıyık hesabı yapan; suya sabuna dokunmayan, ne şiş yansın ne kebap tarzında hareket eden eski siyasi ve bürokrat artıklarıyla değil; bölünmez bütünlük ve kurtuluş, 38 yaşından küçük, geçmiş eylemleriyle kendini kanıtlamış, yetkin, dürüst, erdemli ve tertemiz gençlerle ancak gerçekleşebilir…

Kaynak:

[1] Hürriyet, Çevik BİR’e uluslararası liderlik ödülü, 26 Ekim 1999

[2] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cuvalci-abdliden-org-akara-nisan-109152h.htm

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER