SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

Lime lime

Bu haber 17 Mart 2013 - 20:41 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Diyarbakır’da bir konferansta konuştu. Konuşma bir televizyon kanalından canlı yayınlandığı için, söylediklerini bizzat duyma fırsatımız oldu. Aksi olsa, bir başkası aktarsaydı tereddüt yaşar, birkaç kanaldan doğrulatma gereği hissederdik.

TİPİK AKP SİYASETİ

Sayın bakanı dinlerken, “tipik AKP siyaseti. Duruma göre vaziyet alma, nabza göre şerbet verme bu olmalı” demekten kendimizi alamadık. Zira, bakan sorumluluğu taşımasına rağmen, yaşanan olumsuzluklarda, Türkiye’nin bugünkü perişanlığında sanki kendilerinin hiç payı yokmuş gibi konuşuyor. Sanki hiç siyasi sorumluluğu bulunmuyor ve Üniversite hocası olarak tamamen kendi hayallerini, kendi önerilerini, kendi beklentilerini anlatıyor. Oysa gerçek başka. 10 yıllık bir iktidardan söz ediyoruz. Bu kadar uzun süre tek başına iktidar kolay kolay hiçbir partiye nasip olmamıştır. Dolayısı ile bugün yaşanan her şeyin vebali, bu hükümetin ve bakanlarının omuzlarındadır.

TARİHDAŞLIK !

Sayın bakanın konuşmasının özünde, kimliksiz, kişiliksiz, yönsüz, teslim olmuş, her türlü etkiye ve yönlendirmeye açık bir millet yapısı var. Biraz yakından bakınca, “milli devletle hesaplaşma zamanı gelmiştir” tezinin altından da bu çıkıyor. Zira, milliliği bir kenara bırakarak, “tarihdaşlık” gibi, ucu açık, nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bir anlayış üzerine politika oturtmanın, düzen kurmanın dünyada ne örneği, ne de uygulama alanı kalmıştır. Buradan bir Osmanlı kurmaya çalışmak ütopyanın da ötesindedir. Zira, ne dünya gerçekleri, ne gelecek vizyonları bunun ham hayalden başka bir şey olmadığını gösterdiği gibi, ava gidenlerin avlanmasının da kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. Ne acıdır ki AKP döneminde tam olarak bunu yaşadık. Bu zihniyeti inşa ederek varılan yer Türkiye’nin bugünkü hali olmuştur. Bunun üzerine inşa edilecek kimlik de bölünmeye, parçalanmaya ve sayın bakanın deyimiyle lime lime edilmeye müsait olacaktır ki, ne yazık ki o süreci de yaşıyoruz. Türk dış politikasının ana unsurunun tarihdaşlık olması, kağıt üzerinde cazip görünse de, uygulamada doğurduğu sonuç, yalnızlık, itibarsızlık, büyüyen ve derinleşen sorunlardır. İster içeriden, ister dışarıdan bakılsın bu anlayışın varacağı yer, sifonun ucuyla veya Obama’nın elinde tuttuğu sopanın korkusuyla sınırlıdır.

LİME LİME ETMEK DAHA NASIL OLUR?

Sayın bakan konuşmasının bir bölümünde de aynen şu cümleleri kullandı: “Önümüzde iki yol var. Ya yeni bir siyaset anlayışıyla bütün bariyerleri önce zihnimizde sonra gönlümüzde sonra fiiliyatta ortadan kaldıracağız ve daha büyük hedeflere yürüyeceğiz, Türk’üyle, Kürt’üyle, Boşnak’ıyla, Arap’ıyla; ya da bizi lime lime edip küçük parçalara ayırmaya çalışacaklar.” Orada olmak ve sayın bakana, “peki siz hangi yolu seçtiniz?” diye sormak isterdim. Zira, söylenenle yapılanın birbirine taban tabana zıt olması AKP’nin bir diğer temel özelliğidir. Yeni siyaset anlayışıyla bariyerleri ortadan kaldırmak, Türkiyelilik safsatasıyla millet bağlarını doğramak ve birbirine düşman etmek midir? 36 etnik gruba ayrıştırıp, her birini kaşımak ve kanatmak mıdır? BOP’un yıkımlarına Eşbaşkanlık ederek mi büyük hedeflere yürüyeceksiniz? Bu BOP’lu yolda lime lime olmanın dışına çıkabilmiş, huzur bulmuş, birlik ve bütünlüğe ulaşmış, kucaklaşmış bir tek örnek gösterebilir misiniz? AKP’nin sicilinde olan bunlardır. 10 yıldır ayrıştırmaktan, lime lime etmekten, sınır çizmekten, ülke ve millet düşmanlarını azdırmaktan başka bir şey gören varsa beri gelsin. İşte uygulama, işte sonuç. Bu tablo, sormak istediğim sorunun cevabını da kendiliğinden ortaya çıkarıyor. AKP sayın bakanın söylediği ikinci yolu seçmiş durumdadır. Bunun sonucudur ki, lime lime edip küçük parçalara ayırma çalışmaları bütün hızıyla sürmektedir. Eli kanlı bir katilin yattığı yerin parti genel merkezine çevrilmesinin, muhatap alınıp ortak hareket edilmesinin izahı, sayın bakanın sözleriyle daha da kolaylaştırıyor.

HALA ANLAMAYAN VARSA

Her şey itiraf edilmiş, her şey ortaya çıkmıştır. AKP zihniyeti, bu ülkeyle, bu milletle, bu Cumhuriyetle sorunludur. Gelinen noktada bu sorun bir partinin veya partiyi yönetenlerin kafasından çıkmış, ülkenin meselesi haline gelmiştir. Yeni anayasayla bunu şekillendirmeye, bunu yerleştirmeye hazırlanıyorlar. Bunu başarmaları Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu demektir. Yerine ne inşa edileceğini sayın bakanın sözlerinden çok benzer akıbeti yaşayan ülkelerin durumu ortaya koyuyor. Hala anlamayan ve tereddüt eden varsa, dönsün Irak’a, Libya’ya, Mısır’a, Suriye’ye baksın.

 

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.