Asikurtlar©

Kutsal Mecburiyet

Kutsal Mecburiyet
14 Haziran 2016 - 10:18 'de eklendi ve 4145 kez görüntülendi.

 

 

 

MHP, demokratik sistem içinde siyaset yapan ve demokratik karar organları olan bir siyasi partidir.
Bu sistemde devletler söz konusu olduğunda parlamentolar, siyasi partilerde ise Kurultay gibi yüksek karar organları, monarşi döneminde sultanlara ait olan “hâkimiyet” yetkisini kullanır.
Milli demokrasinin temel sloganı olan “Hâkimiyet Milletindir” sözünün TBMM’nin duvarında yazması, eskiden padişahta olan son sözü söyleme yetkisinin (mesela savaşa ve barışa karar verme hakkının) millete devredilmiş olmasından kaynaklanır.

Dolayısıyla eskiden “devletin beyliklere ayrılması”na benzer bölünmelerin demokratik sistemdeki karşılığı “devletin meclislere ayrılması” veya “partilerin kurultaylara ayrılması”dır.
Mesela Osmanlı Devletinde Fatih’in oğulları, II. Bayezid ve Cem ülkeyi paylaşsa ve Anadolu Cem’in Rumeli Bayezid’in olsa idi iki tane Osmanlı Devleti ortaya çıkmış olacaktı.
Bayezid, kardeşi Cem’in 16 yıl Papalığın elinde rehin kalması pahasına bu teklifi reddetmiştir; çünkü yönettiği Osmanlı Devletinin “kutsal amaçları” vardır.
Yine mesela, PKK’nın meclisteki temsilcileri, Türkiye’yi zaman zaman alternatif bir özerk meclis toplamakla tehdit etmişlerdir.

Böyle bir meclisin yasalar çıkararak, bölgeden vergi ve asker toplaması, yani egemen kararlar alması, PKK’nın çözüm sürecinde elde ettiği “çadır devlet” konumunun kurumsallaşması anlamına gelecekti.
Herhangi bir iç savaşta müesses nizama göre gayrimeşru statüde olan isyancı unsurların merkezi zaaftan istifade ederek bir halk meclisi toplamaları ve hedef kitleye egemen olmaları halinde “bölünme” gerçekleşir.
Dünyada Kore, Yemen, Vietnam gibi aynı milletin yaşadığı siyasi bölünme örnekleri de vardır.
Monarşilerde bölünme, kralların bir ülkede birden fazla hâkimiyet alanı kazanmasıyla demokrasilerde ise “karar organlarının birden fazla olmasıyla” tecelli eder.
Bu bilgiler ışığında MHP’deki Kurultay süreci bir kez daha gözden geçirilmeli ve “yüksek karar organı” olan “Büyük Kurultay” uzlaşıyla “tek”e indirilmelidir.

Aksi takdirde MHP’de iki ayrı üst karar organı varmış gibi bir durum oluşacak ve ilk etapta sadece fiili de olsa bir “bölünme” manzarası ortaya çıkacaktır.
Çünkü bin aday olsa bölünme olmaz, ama iki ayrı kurultay olursa parti bölünür.
MHP’yi bu duruma düşürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
Hiç olmazsa “dost var düşman var” düşüncesiyle birlik beraberlik tablosunu yeniden çizecek bazı tedbirler alınabilir. Söylemler ve tavırlar yumuşatılabilir.

Ne yazık ki süreç bugün belli bir noktaya gelmiştir. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin elindeki konjonktürel bilgi, belge ve duyumlarına göre gösterdiği kararlılığa rağmen bir inatlaşma yaşanmıştır.
Sonuçta MHP’de iki ayrı olağanüstü kurultay toplanacak gibi bir hava oluşmuş; 19 Haziran süreci “mevzuat öncelikli” 10 Temmuz süreci ise “gelenek öncelikli” olarak ortaya çıkmıştır.
19 Haziran’ın en büyük zaafı, Ülkücülerin kendi aralarındaki meseleler bir yana düşmanlarıyla olan sorunlarını bile yargı kanalıyla çözmek konusunda çok da istekli olmamalarıdır.
MHP Liderinin “10 Temmuz” kararı ise bir tür niyet ve samimiyet testi niteliğindedir.
Eğer “delegenin hür iradesi” seçimli kurultay istiyorsa bunun için 10 Temmuz yeterlidir. Çünkü 19 Haziran’a da 10 Temmuz’a da aynı delege katılacaktır.

10 Temmuz’da da zaten tüzük değişikliği yapılacaktır.
Eğer MHP’ye yönelik bir oyun oynanmıyorsa, 19 Haziran toplantısı, ya saati değiştirilip bir iftar şölenine dönüştürülmeli ya da: “10 Temmuz’daki olağanüstü Kurultay’ın seçimli kurultay olmasını” kararlaştıran bir tüzük değişikliği yapılarak dağılmalıdır.
Katılımcılar, bunu bağlayıcı bir kurultay kararı olarak kabul edebilir. Genel Merkez, olağanüstü bir toplantıdan çıkmış bir dilek ve temenni paketi olarak görebilir.
Nasıl olsa 10 Temmuz’da seçimli kurultay yapılacaktır; karşılıklı dayatmalara ve gerginliklere hiç gerek yoktur.

10 Temmuz’daki “sabah oturumu”nda benzer bir tüzük değişikliği yaparak öğleden sonra seçimli Kurultay yapacağını ilan etmiş olan MHP yönetiminin bu nazik durumu en az zararla atlatacağına olan inancımız tamdır.
Devlet beyin, Başbuğ’dan miras Ülkücü liderlik vasfına sadık kalarak kimseye mavi boncuk dağıtmadığının da yakın şahidiyiz.

Bir devlette iki meclis, bir MHP’de iki kurultay olmaz!
19 Haziran, MHP Genel Başkan Adayları için farklı bir toplantı deneyimi olabilir. Delege istediği takdirde belki hukuken tüzük değişikliğini de yapabilir.
Ancak tek Kurultaylı MHP’yi parçalamak, bölmek ve kaybetmek istemiyorsak “MHP Büyük Kurultayını” 10 Temmuz’da teke indirgemeliyiz.

Çünkü 623 yıl yaşayan Osmanlı, nasıl devletin kutsal amaçları için kanından, canından ve kardeşinden vazgeçebildiyse…
Ülkücüler için de, MHP’nin bütünlüğünün korunması “kutsal bir mecburiyet”tir!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER