Asikurtlar©

KURULTAY’DA AKLI SELİM GALİP GELMELİ

KURULTAY’DA AKLI SELİM GALİP GELMELİ
16 Haziran 2016 - 0:29 'de eklendi ve 4345 kez görüntülendi.

 

 

 

MHP’de Kurultay günü yaklaşıyor. 1 Kasım’dan bu yana her gün can alan terörden, Cumhuriyet tarihinde ilk defa gerçekleşen Başbakan’ın tasfiyesinden bile çok konuşulan (moda tabiriyle üst aklın konuşulmasını istediği anlaşılan) MHP’deki kongre süreci sona ermek üzere.

7 Haziran 2015 seçimlerinde aldığı oyun yaklaşık %25’ini kaybettiği 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra MHP, en çok tartışılan siyasi parti oldu.

Burada açıkça ifade etmek gerekirse, 7 Haziran seçimi döneminde PKK’nın siyasi uzantısı HDP kadar AKP’den de uzaktım. Siyasi sorumluluk AKP’de idi, çözüm süreci adı altında PKK ile müzakere masası kuran da, böylelikle HDP’yi birçok kişinin gözünde meşru hale getirerek büyüten de AKP idi. Bu yüzden ben de HDP ile olduğu kadar AKP ile de koalisyona sıcak bakmıyordum. Hele ki hiçbir koşul öne sürmeden bütün ilkelerini, bütün eleştirilerini bir kenara bırakarak AKP ile koalisyon kursa idi (AKP koalisyon da teklif etmemişti ya) o zaman Genel Başkanı tutarsız ve ilkesiz davranmakla eleştirirdim.

Dolayısıyla, 1 Kasım seçimlerinin faturasının sadece Genel Başkana kesilmesini doğru bulmuyorum ve bir ülkücü olarak bana düşen payı üstlenmeyi vicdani bir borç olarak görüyorum. İlkesizlikle günü kurtarmaktansa, “yenilgi yenilgi büyüyen zafer”lerin tarafında olmayı tercih ederim.

Şahsi kanaatim odur ki muhalif olmak en temel insan haklarından biridir. Muhalefet kültürünün gelişmesi de demokrasimizin gelişmesi açısından en kritik hususlardan biridir. Mevlana’ya atfedilen sözde belirtildiği gibi herkes aynı fikirde ise kimse yeterince düşünmüyor demektir. Farklı düşüncelerin dile getirildiği istişareler yapılsın diye partilerde, şirketlerde, devlet kurumlarında farklı isimlerle adlandırılan kurullar vardır.

14 yıllık AKP iktidarı nedeniyle tabanın iktidar olmaya susamışlığı, mevcut durumdan hoşnutsuzluğu gayet doğaldır. Bu nedenle tabanın bu beklentisinden yola çıkarak “iktidar olacağız” demek dışında söylemi olmayan bir grubun tabanı ajite ettiği, tabanın umutlarını pervasızca sömürdüğü de görülmektedir.

Bununla birlikte, MHP’nin sıradan bir parti olmadığı, kitleselleşmiş olsa da bir ideoloji partisi olduğu dikkatlerden kaçırılmamalıdır. İdeoloji partileri de iktidara gelmeyi hedefler; ancak kendi ideolojileri çerçevesinde belirlenen bir “Kızılelma” idealine kitleleri inandırarak, kitleleri ikna ederek. İdeolojik siyasal organizasyonların diğer kitle partilerine oranla esneklikleri daha azdır, kendilerini ideolojik organizasyon yapan ilkelere bağlılıkları ise çok daha sıkıdır.

MHP gibi ideolojik bir partinin kurultay sürecinde dikkati çeken en önemli husus şudur ki; alternatif genel başkan adaylarının söylemlerinde “iktidar olmak” dışında ne ideolojik bir yaklaşım vardır ne de mevcut genel başkana ideolojik açıdan bir eleştiri. İktidar olma üzerine kurulu söylem tabana cazip gelse de, aklı başında ülkücüleri “bunların amacı genel merkezde kendilerinin oturmasından başka bir şey değil” düşüncesine yöneltmektedir. Kullandıkları “bir şey değişecek, her (çok) şey değişecek” sloganları bile Devlet Bahçeli’nin eski seçim sloganıdır.

Muhalif adaylara bakılırsa genel başkan değiştiğinde bir sihirli değnek değmişçesine her şey bir anda değişecek ve MHP kendiliğinden tek başına iktidar olacaktır.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, MHP’nin teşkilatlanmasından, geçmişinden, yaptığı mücadelelerin yansımalarından ve insan profilinden kaynaklanan yapısal sorunlarını görmezden gelen ve meseleyi sadece genel başkanlık sorunu olarak gösteren kim olursa olsun tabanı ve delegeyi, tüm ülkücüleri aldatmaktadır.

MHP’de değişmesi, yenilenmesi, tazelenmesi gereken çok şey, çözülmesi gereken çok önemli sorunlar olduğu kesindir. Bunlar; üzerinde yoğun istişarelerle, ciddi çalışmalarla ve zamanla çözülebilecek sorunlardır, sadece genel başkanlık koltuğuna oturan kişinin değişmesi ile değil.

MHP ideolojik bir parti olsa da bir yandan da kitleselleşmiş bir partidir. Bu partide, ülkücü gelenekten gelmeyen ancak MHP’nin ilkelerine temelde ters düşmeyen kişilerin olması da doğaldır. Lakin ülkücülerin partisinin başını bir ülkücünün çekmesi olmazsa olmazdır. Türkiye’nin Türkler tarafından yönetilmediğinden şikâyet ederken, MHP’nin de ülkücü olmayan biri tarafından yönetilmesine razı olmamız mümkün değildir.

Burada, bu bağlamda, kimlerin MHP Genel Başkanı olmaması gerektiğinden bahsetmeyi daha uygun buluyorum.

MHP Genel Başkanının Cumhurbaşkanı ile bir evde gizlice buluştuğunu, seçimi sattığını, koltuğunda kalmak için Cumhurbaşkanına Başkanlığı hediye edip, Yargıtay’dan kongre olmasın kararı çıkmasında anlaştığını iddia edecek kadar seviyesizleşen, ülkücü terbiyeden uzak olanların destekledikleri kişiler MHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmamalıdır.

Sırf genel başkan değişimi olsun diye 1 Kasım seçimlerinde AKP’ye çalışan, 1 Kasım gecesi il teşkilat binalarında kutlama yapanların destekledikleri kişiler genel başkan olmamalıdır.

MHP Genel Başkanlığı koltuğuna, her türlü odakla her türlü pazarlığa açıklık anlamına gelen “ne olursa olsun iktidar olmalıyız” diyenler oturmamalıdır. Çünkü iktidar hedefi olmaması ne kadar kötü ve yanlış ise, “ne olursa olsun iktidar olmalıyız” anlayışı milyon kere daha yanlış ve de tehlikelidir.

“Devlet Bahçeli, iktidar terörle mücadele ederse destek veririz diyor, siz de verir misiniz” sorusuna “tabi ki veririz.”, “Devlet Bahçeli HDP ile koalisyon yapmadı, siz yapar mısınız?” sorusuna “Ben olsam ben de yapmazdım.” cevabı veren, ideolojik bir eleştiri getiremeyen ama paradigma değişikliğinden bahseden, bahsettiği yeni paradigmanın ne olduğunu açıklayamayanlar MHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmamalıdır.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilan edilişinin yıl dönümünde merhum Elçibey’i deviren Haydar Aliyev ile çektirdiği resmini kutlama mesajı olarak yayınlayıp, ülkücülerden gelen tepki üzerine mesajın arkasında duramayıp silen, iftar programlarında Grup Yorum çalan kişiler bırakın ülkücü olmayı, ülkücülerin hassasiyetlerinden bihaber demektir. Ülkücülerin hassasiyetlerinden bihaber olanlar MHP Genel Başkanlığı koltuğuna yakışmayacaktır.

Ankara’da muhtemelen bazı delegelerle yapmış olduğu iftarı, “Ankara İl Teşkilatımızın düzenlediği iftardayız.” şeklinde manipüle eden, yani yalana sarılanlar, 15 Mayıs’ta kurultay olmayacağını bile bile mağduru oynamak için insanları bir otel önünde toplayarak ortamı gerenler, toplanma alanına birlikte geldiği diğer genel başkan adaylarını da ekarte ederek korsan miting düzenleyenler, bu duruma tepki gösteren diğer genel başkan adaylarına sosyal medya trollerince küfür ettirenler, katıldığı şehit cenazesindeki resimleri çarşaf çarşaf yayınlayarak şehitler üzerinden rant devşirmeye çalışanlarlar, kısacası her tavrıyla, her söylemiyle MHP’yi, milliyetçilik soslu, ranta dayalı yeni bir AKP yapma peşinde olduğu izlenimi verenler Genel Başkanlığı koltuğuna oturmamalıdır.

En yakınındaki kişilerin aylar önce “yönetimi alamazsak yeni parti kuracağız.” diyerek aslında mevcut yapı ile hesaplaşma niyetinde olduklarını açık eden, yani ülkücüleri birlik, beraberlik içinde tutmak gibi kaygıları olmayanlar MHP Genel Başkanı olmamalıdır.

Yargının kongre yapılacağına dair karar vereceği kulağına fısıldanana kadar Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda oturup, fısıltıyı duyduktan sonra bayrak açarak “Mevcut Genel Başkanın kongre yaptırmamak için Saray’la, hükümetle birlikte hareket etmekte olduğunu” ileri sürecek kadar hırsı aklının önüne geçenler, Devlet Bahçeli aday olmayacak tezviratı yaymak gibi “küçük insan” tavırları sergileyenler Genel Başkan olmamalıdır.

MHP ve Ülkü Ocaklarında bir geçmişe sahip olmayan, PKK’nın siyasal uzantısı HDP eşbaşkanı Demirtaş’ın HDP’yi Türkiyelileştirdiğini söyleyip daha sonra MHP’yi HDP’den az vekil çıkarmakla eleştirenler Genel Başkan olmamalıdır.

Evet, MHP’nin çözülmesi gereken çok sorunu vardır, bunlar bir an önce çözülmelidir. Genel Başkan değişimi bir gün mutlaka olacaktır. Değişim, daha iyisi için yapılırsa bir anlam taşır. Ancak şu an MHP çizgisinde kırığı olmayan, ülkücülerin yüzünü yere eğdirmeyen, ülkücülüğü şüphe götürmez bir kişi tarafından yönetilmektedir. Kurultay’da aklı selim galip gelmeli, 1 Kasım seçiminin öfkesine yenik düşülmemeli ve MHP, emanet ehlinde kalmaya devam etmeli, paradigma değişikliği söylemi ile MHP’nin yürüdüğü rayı değiştirmek isteyenlere fırsat verilmemelidir. Ray değişirse MHP bildiğimiz MHP olmaktan çıkacaktır ve MHP ülkücülerin elinden çıkarsa, Türkiye’nin bir bütün olarak yoluna devam etmesi de mucizelere kalacaktır.

 

Yiğit GÖKALP

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER