Asikurtlar©

KÜRT DEVLETİ KURMA PROJESİ’NİN ORTAKLARI VE ESASLARI

KÜRT DEVLETİ KURMA PROJESİ’NİN ORTAKLARI VE ESASLARI
23 Mart 2016 - 11:33 'de eklendi ve 4029 kez görüntülendi.

 

 

İçte ve dışta nerdeyse her gün yaşanan terör saldırılarının dozu gittikçe artıyor.
Karışıklığın hakim olmadığı, terörün hedef almadığı ülke artık neredeyse yok gibi.

Güçlü görünen ve batıyı temsil eden Avrupa dahi bu eylemlerden nasibini alıyor.
Ancak şüphesiz ki Türkiye’nin karşı karşıya olduğu terör riski diğer ülkelerin tamamından daha fazladır.
Sadece bu kadar mı?
Elbette hayır.

Zira Suriye’den başlayan yıkımın tesir dalgaları, suya atılan bir taşın oluşturduğu etki misali git gide yayılıyor, en çok da yakının da kim varsa onu, yani bizi, Türkiye’yi…
Yaşadığımız bölücü terörün yanı sıra selefi kaynaklı terör gruplarının da hedefi haline gelmişken, bunlara çarpan etkisi yaparak tesirini daha da artıracak bir gelişme geçen hafta Suriye’de meydana geldi.

PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin sözde federasyon ilanında bulunması, sadece barış müzakerelerinin yürütüldüğü Suriye’nin geleceğini değil, tüm bölgenin geleceğini etkileyecek potansiyele ve gelişmelere sahiptir.

Aslına bakarsanız ABD’nin “B Planını Devreye Sokarız” söylemiyle başlayan bir sürecin şimdilik geldiği konum olarak PKK-PYD’nin sözde federasyon ilanını okumak gerekir.
ABD ve Rusya’nın, Suriye üzerinde varmış olduğu anlaşmanın bir ürünü olarak, yine her iki ülke tarafından korunup, kollanan PYD’nin kendi başına böyle bir kararı alamayacağını herkes bilir.
O yüzden perde gerisinde dönen ince hesapların varlığına dikkat kesilmemiz icap eder.

* * *

Her ne kadar ABD ve Rusya da, PYD’nin sözde federasyon ilanını “tanımayacaklarını” açıklamış olsalar da, bu beyanlarının içerisinde kullandıkları benzer ifadeler, doğru okuma yapanlar için başka bir sonucu ortaya koyuyor.

Örneğin ABD kanadında, PYD’nin federasyon ilanını tanımayacaklarını duyuran, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner oldu. Fakat bu beyan ile birlikte Toner’in “Böylesi bir oluşumu (federasyon) ancak Suriye’deki ‘tüm kesimlerin’ onayı halinde kabul edeceklerini” söylemesi şeytanın ayrıntıda gizli olduğunun bir kez daha gösterdi.

Diğer taraftan meselyle ilgili görüş beyan eden Rusya cenahında ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov “PYD’nin federal yapıya geçilip geçilmeyeceğine ‘tek başına’ karar veremeyeceğini” ifade etmesi, ABD ile benzer ve hatta aynı tutumu takındıklarının bir göstergesi oldu.
Yani ABD ve Rusya, Suriye konusunda zaten nihai adımda “federasyona geçişin” sağlanması için hemfikir olmuş ve anlaşmışken, bu açıklamalarla aslında PYD’ye de göz kırpmış oluyorlar.

Rusya’nın, Esad’a yardım etmek için gönderdiğini söylediği askerlerinin bir kısmını Cenevre’de başlayacak BM görüşmeleri öncesinde aniden çekmesi sahada Esad’ın ilerleyişini frenleme amacı taşıdığı gibi, Suriye’nin tamamını yeniden ele geçirme hesapları yapan Esad’a “vereceğin desteğin bir sınırı vardı” mesajını da taşıyordu.
Rusya’nın kendisi açısından çizdiği bu sınırı, Esad’ın kontrol alanını belirli bir bölgede tutmak ve Suriye’nin federasyona geçiş sürecine katkıda bulunmak amacıyla attığı artık nerdeyse kesindir.

* * *

Dolayısıyla Suriye’nin federasyona dönüşmesi için Rusya Esad’a, ABD ise diğer muhalif gruplara baskı yapacak, neticede Suriye’de bulunan tüm tarafların onayıyla çıkmış gibi federasyona geçiş sürecinin sağlanması gerçekleştirilecektir.

Böylelikle ülke, Esad, PKK-PYD ve başlangıçta IŞİD sonrasındaysa Sünni aşiretlerin hakim oldukları alanda üç parçalı bir federasyon haline dönüştürülecektir.
PKK-PYD kontrolündeki bölgenin güvenliği ise ABD ve Rusya müşterekliğinde sağlanmak istenecek, Türkiye’nin itirazları, engelleyici, vurucu ve yok edici kudreti böylelikle engellenmeye çalışılacaktır.

Aksi olsa PKK, Kandil’deki tüm kamplarını Suriye’nin kuzeyine kaydırıp, burada ABD ve Rusya’nın himayesinde olan 33 yeni terör kampını kurmaya muktedir olamazdı.
İster üst akıl deyin, ister küresel proje, Suriye’nin geleceği için belirlenen beşeri hesapların özü işte budur.
Böylesi bir hesabı dört gözle bekleyen iki kesimin olduğunu ilave etmemiz lazım.
Bunlardan ilki Barzani, diğeri ise İsrail’dir!

IŞİD ortaya çıktığı günden bu yana Irak’ta ele geçirmeyi amaçladığı topraklara konma konusunda büyük bir ivme yakalayan Barzani, hedefine %90 oranında ulaşırken (hak iddia edilen 78 bin kilometrekarelik alanın toplamda 71 bin kilometrekaresi son 1 yılda kontrol altına alınmıştır) şimdi PYD’nin ilan ettiği sözde federasyonun en ateşli savunucularından birisidir.

* * *

Aynı Barzani bugünlerde sözde Kürt devletinin ilanı için kendince vaktinin geldiğini söylemekte ve bunu gerçekleştirebilmek için yine gün saymaktadır.

Diğer yandan bölgede böylesi hızlı bir süreç yaşanırken, ABD’yi ziyaret eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon’un “Suriye’yi tek parça tutacak hiçbir yol kalmadı. Bölgede istikrar için Kürt devleti kurulmasını destekliyoruz.” demesi, İsrail’in de hangi görüşte olduğunu göstermekle beraber, Suriye ve bölgede olan bitenlerde pay sahibi olduğunu gözler önüne sermektedir.

Suudi Arabistan’ın da İsrail’den farklı düşünmediğini, hatta geride bıraktığımız yıl “bölgede bir Kürt devletine ihtiyaç var” sözünü İsrailli ve Suudi Arabistanlı iki diplomatın, ABD’de ortaklaşa yaptıkları toplantıda açıkça ilan ettiklerini söylemek gerekir.

Suudi Arabistan ve İsrail, Türkiye ve İran’ın ilerleyişini durdurmanın, önlerini kesmelerinin en makul yolunun Kürt devleti kurulmasından geçtiği konusunda görüş birliği içerisindedirler.
Böylesi bir dönemde Türkiye adımlarını doğru atmalıdır. İran’la başlayan yakınlaşma olumlu olsa da, sonuç alıcı ve sağlam temeller üzerine oturtulmadan harekete geçilmemelidir.
Neticede Suriye ve Irak’ı parçalayacak olan projenin kalan iki ayağının birisi Türkiye, diğeri ise İran’dır.

Türkiye’nin en büyük talihsizliği son derece sıkıntılı bir dönemden geçerken, PKK ile bir dönem pazarlık masasına oturmuş olan ve şimdi süreç adını verdiği bu pazarlığı imha etmek yerine buzdolabına aldığını söyleyen, Barzani’ye “abi” hitabında bulunup yakın ve gizli ilişki içerisinde olan, İsrail’e muhtaç olduğumuzu ilan eden, Suudi Arabistan ile anlaşılması güç örtülü proje ağına hapsolan AKP gibi bir iktidar tarafından yönetilmesidir.

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER