Asikurtlar©

Küresel Sistemde Artan Güç Dengesizlikleri, Yükselen Milliyetçlik Akımları ve Türk Siyaseti Üzerine Hesaplar-ııı

Küresel Sistemde Artan Güç Dengesizlikleri, Yükselen Milliyetçlik Akımları ve Türk Siyaseti Üzerine Hesaplar-ııı
13 Haziran 2016 - 9:29 'de eklendi ve 4148 kez görüntülendi.

 

 

 

Mevcut durumda MHP, Türk siyasetinde önümüzdeki dönemde önü en açık olan siyasi partidir.
Devleti kuran ve kurtaran Türk Milliyetçiliği günümüzde yaşanan ve son derece vahim bir hale bürünmeye başlayan bölgesel ve küresel şartlardaysa Türk Milleti’ni koruyabilecek tek merkezdir.
Tabii olarak siyasi sahada Türk Milliyetçiliğinin tek merkezi olan MHP’nin, toplumun bu beklentilerinin tek adresi olması kaçınılmaz olmaktadır.
Bu durum yalnızca toplumda artan güvenlik kaygısıyla ilgili değildir, aynı zamanda şimdiki döneme gelinceye kadar geçen süre içerisinde sözlerinde, üslubunda, tavrında ve politikalarında haklı çıkmış olan bir MHP gerçeğinden kaynaklanıyor.

Türkiye özellikle sözde çözüm sürecinde şimdiki manzaraya şahitlik edene kadar MHP sürekli itiraz etti.
Siyasi iktidarla birlikte medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun çabalarına rağmen Türkiye’de, PKK ile girişilen müzakere sürecinde bir tek MHP’nin baştan sona karşı çıkması, şüphesiz ki MHP’nin siyasal etki kitlesini ve kapasitesini artırdı.

7 Haziran sonrasında seçim sonuçlarını bu yönde okuyan AKP iktidarı MHP’nin seçim beyannamesindeki sözde çözüm süreciyle ilgili neredeyse tüm programını alıp, uygulamaya koymaya başladı.
1 Kasım seçim sonuçlarının ardından da aynı politikaların üzerine giderken, aksi yönde atacağı ilk adımda ardında bulunan MHP’nin büyük bir siyasi atılım yaparak öne geçeceğinin farkındadır.

AKP’nin terörle mücadelede şimdiki takındığı tavır bu nedenle bir samimiyetin ürünü değil, aksine zorunluluğun beraberinde getirdiği bir mesele olarak kabul görmektedir.
Yani dün nasıl ki başkanlık sistemine geçme arayışını PKK ile girişilen müzakere sürecinde kurulan masanın bir ayağı olarak kabul ettiyse, bölgesel şartlar ve özellikle de Suriye’de koşulların PKK lehine gelişmesi akabinde durumun değiştiğini görerek, bu sefer kamuoyunda yükselen tepkinin karşısında durarak değil, bu tepkiyi arkasına alarak aynı hedefe, başkanlık sistemine ulaşmak istemektedir.

AKP’yi gün yüzüne çıkaran küresel güç merkezleri ısrarla sözde çözüm sürecine geri dönülmesi baskısı yapsa da AKP’nin bu yönde adım atması şimdiki tabloya bakarak asla mümkün değildir.
Aksi bir durumda AKP’nin siyaset tarihine gömülmesi kaçınılmazdır. Dün PKK ile pazarlık yaparken, bugün bunu (tıpkı Dolmabahçe örneğinde olduğu gibi) inkâr etmelerinin esas nedeni burada yatmaktadır.
Kaldı ki PKK ile pazarlıkların sürdüğü bir ortamdan hemen sonra başlayan çatışmalar sebebiyle sorumluluğu başka yerlere atma telaşı gütmeleri, güvenlik güçlerinin teröristlere operasyon yapmak istediğinde buna AKP’nin defalarca izin vermediğinin ortaya çıkmasıyla yön değiştirmiş, milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyen ve bununla övünen AKP bu kez MHP’yi taklit etmeye başlamıştır.

Aslına bakarsanız tam da burada sorulması ve mutlaka cevap bulması gereken bir durum karşımıza çıkıyor: Bu durum MHP açısından bir tehdit midir yoksa fırsat mı?
Pek çok siyasi analist ve kamuoyu araştırma şirketi, sadece belirli zamanlarda yapılan ve siyasi tercihlerin ölçülmeye çalışıldığı anketler çerçevesinde bu soruya cevap vermekte ve yapılan ölçümlere dayanarak MHP’nin yoğun bir kamuoyu desteği aldığını zorunlu da olsa itiraf etmekle beraber, AKP’nin de attığı adımlarla bu desteğin önüne geçmeye çalıştığını söylemekteler.

Neticede ölçme değerlendirme bahsi “gündelik kaygılarla siyaset yapan” partiler için önemlidir. Ancak sistemli, planlı ve programlı politikaları olan MHP gibi köklü ve tecrübeli siyasi partiler için gündelik kaygılardan öte yarım asırlık doğru öngörülerde bulunarak, buna dayalı politika üretebilmek daha önemlidir.
MHP her koşul ve şart altında önce ülkem ve milletim diyen bir anlayışa sahiptir. Bu nedenle politikalarının tümünü bu ilke üzerine esaslandırır.
Şimdiki durumda baktığımızda karşımızdaki tablo şunları gösteriyor:
1-AKP tek başına iktidardadır ve güvenlikle ilgili politikalarında MHP’nin politikalarını taklit etmeye başlamıştır.
2-MHP, 7 Haziran ve 1 Kasım öncesi yayınladığı seçim beyannamelerinde iki aşamalı iktidar hedefini ortaya koymuş ve politikalarını bu iki aşamaya göre hedeflendirmiştir.
3-MHP’nin 2015-2019 arası uygulamaya koymak istediği politikalar, bugün iktidarda olmasa dahi, siyasi zeminde uyguladığı politikanın doğru istikamette olmasıyla netice vermiş, hedefi olan meseleler hayata geçmeye başlamıştır.
Yani gündelik hesap kurup, olaya sadece oylar paralelinde yaklaşanların geri planda görmediği gerçeklik MHP’nin politikalarının bir köşede beklediğini değil, aksine uygulandığını göstermektedir.
MHP sözde çözüm süreci bitsin demiş, Türk siyaseti bu yöne girmek zorunda kalarak siyasi iktidar aynı şekilde karar almıştır.

MHP, teröre ve teröriste destek veren milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılsın demiştir, aynı şekilde Türk siyaseti bu yöne girmek zorunda kalarak siyasi iktidar bu fikre destek vermek zorunda kalmıştır.
Yavaşta olsa esastaki hedefleri bozulmayan MHP açısından 2053 yılına kadar önüne koyduğu hedefinde bir sapma olmadığı gibi, iktidarda olmasa dahi aşamaların gerçekleşmesi açısından da siyasi zeminin uygun hale gelmesi sağlanmıştır.

Toplumun merkezinin siyasal iz düşümü siyasi merkezdir. Bu şartlar altında MHP’nin siyasetin merkezi olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.
MHP’nin hedefler hiyerarşisi içerisinde yer alan ve ilk basamağı oluşturan “tek başına iktidar” hedefi, bu şartlar altında Türk Milliyetçilerinin önünde bulunan en önemli aşamadır.

Zemin, zaman ve koşullar bu hedefin gerçekleşmesinin vaktinin geldiğini her yönüyle işaret ederken, sabırsızlığın ve Türk Milliyetçiliğinin fikri derinliğinden gelmeyen çevrelerin estirdiği rüzgârla MHP’nin bu hedefinden saptığını söylemek akılla, bilimle ve vicdanla bağdaşabilecek bir durum değildir.
Bugün Türkiye’de MHP ve Türk Milliyetçilerinin yanında -neredeyse değil, tamamıyla- tüm çevreler MHP’nin kaygısına düşmüşse, bu durum kendisini ispat etmiş, tek başına iktidara ilkeleriyle gelecek kararlı bir MHP yerine, daha çok yumuşatılmış, yıpratılmış ve başarılabilirse parçalanmış, bölünmüş bir MHP ortaya çıkarma telaşı başlamıştır.
Bu şartlar altında Türk milliyetçilerinin önündeki yol değerlerinden kopmadan, ortaya çıkmış iktidar koşullarını kavrayabilmek ve özü muhafaza ederek, sergilenen siyasi operasyonlara kapıyı kapatmaktır.

Çarşamba: Türk Milliyetçilerinin iktidar hedefi nasıl baltalanmaya çalışılıyor? Siyasi operasyon çevrelerinin amaçları nelerdir?
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER