Asikurtlar©

Küresel Sistemde Artan Güç Dengesizlikleri, Yükselen Milliyetçlik Akımları ve Türk Siyaseti Üzerine Hesaplar-ı

Küresel Sistemde Artan Güç Dengesizlikleri, Yükselen Milliyetçlik Akımları ve Türk Siyaseti Üzerine Hesaplar-ı
10 Haziran 2016 - 9:35 'de eklendi ve 4125 kez görüntülendi.

 

 

 

Dünyanın pek çok bölgesinde gerginlikler, istikrarsızlıklar ve çatışmalar yaşanıyor.
Son 10 yıllık zaman dilimine baktığınızda yaşanan bu kriz ve kaos ortamının etkisini günden güne artıran ve suya atılan taş misali etrafına yayılan başta siyasi ve güvenlikle ilgili olmak üzere oldukça fazla sonuçlar doğurmaya başladığı görülür.
Soğuk Savaş sonrası dünyanın tek kutuplu hale geldiği söyleniyordu, oysa aradan çok geçmeden güç dengelerinin yeniden şekillenmeye başlandığı bir küresel sistem sorununa tüm insanlık şahit oluyor.

Güvenlik kaygıları bölgesel risklerin yükselmesine paralel bir şekilde artış gösterirken, kaynaklara ulaşım ve enerji nakil projelerinin rekabeti, küresel sistemde kırılgan fay hatlarının üzerinde yoğun bir stres birikmesine sebep oldu.

İlave olarak hangi ülke sorun yaşarsa yaşasın, artık dünyanın geri kalanının bundan mutlak suretle etkilendiği de bir gerçekken, sorun yaşayan ülkelerin sayısının artması da bu tesir oranını artırmaya yetiyor.
Bu küresel fay hatlarının ne zaman kırılacağı şimdilik belli olmasa da, nerelerde bu kırılmanın yaşanacağı üç aşağı beş yukarı bellidir.

Avrupa’da Kırım ve Doğu Ukrayna ile başlayan, Baltık Bölgesi ile derinleşen, günden güne Doğu Avrupa ülkelerini içine alan ve en son Karadeniz kıyılarına kadar inen gerilim malumunuzdur.
Rusya’nın eski günlerine (SSCB) dönme arzusu ve Duginist yaklaşım çerçevesinde Avrasya (kimilerine göre Avrusya) bölgesindeki hedefleri karşısında NATO’nun bu ilerleyişi durdurmaya yönelik başta Füze Kalkanı olmak üzere attığı adımlar, iki dünya savaşına tanıklık etmiş Avrupa’yı yaklaşık yarım asırlık bir döngüden sonra yeniden “güvensizlik” bunalımına sokuyor.

Suriye ve Irak’ta yaşanan iç savaşlar, küresel ve bölgesel aktörlerin bu savaşa müdahaleleri ile ortaya çıkan vekalet savaşı, IŞİD gibi yeni nesil ve dünyanın her yerinden kendisine terörist çekip yine dünyayı baştan sona etkileyen terör örgütlerinin ortaya çıkması, Ortadoğu’nun sınırlarının yeniden çizileceği yada çizilmesi gerektiği tezini savunanların (karşıt görüşte olsalar bile) sayısındaki artış ve elbette Suriyeli sığınmacılar sorunu arık yalnızca Ortadoğu’nun değil aynı zamanda Avrupa, Asya ve Amerika’nın da sorunu haline geldi.

Öbür yanda, Asya’nın Pasifik kıyılarında ise Avrupa ve Ortadoğu’dan farksız bir atmosfer yok. Güney Çin Denizi’ndeki bazı kayalıkların ve adacıkların kime, hangi ülkeye ait olduğu meselesi, bu bölgeye dair stratejik planları bulunan ülkelerin hesaplarıyla birleşince; Çin, ABD, Japonya, Kuzey ve Güney Kore, Malezya, Endonezya, Filipinler ve hatta Avustralya’nın dahil olduğu bir başka krizi ortaya çıkarıyor.

Küresel güç dengesizliğinin beraberinde getirdiği kriz sahası öyle bir boyut aldı ki bugün Rusya başta olmak üzere çok sayıdaki ülke Kuzey Kutbu dahil son derece geniş bir alanda birbirleriyle rekabet, gerginlik ve savaş halinde.
Gerginliklerin kutup başı ve fay hatları bu haliyle göze çarparken, ismi anılan bölgelerin yakın coğrafyaları da bu atmosferden birincil derecede etkilenen ülkeler arasına girdiğinden “güvenlik bunalımı” arık küresel iklimin genel adı haline geliyor.
Hal böyle olunca dikkat edin, son zamanlarda dünyanın her bölgesinde “milliyetçiliğin” günden güne yükseldiği ve
Avrupa başta olmak üzere neredeyse her ülkenin en çok talep gören siyasi akımı olduğu gerçeği dikkatlere takılıyor.
Bunun nedeni oldukça basittir, zira güvenlik kaygılarının arttığı bir ortamda insanlık her zaman milliyetçi akımlara yönelmiştir ve etnisite vurgusu daha çok ön plana çıkmıştır.
Şimdiki dönemde Avrupa’da Fransa, Almanya, Avusturya, hatta İngiltere gibi demokrasinin ileri seviyelerde olduğu ülkeler başta olmak üzere, Doğu Avrupa ülkelerinin tamamında aşırı milliyetçi (esasta ırkçı) akımların hem toplumsal hem de siyasal alanda son derece büyük bir ivmeyle çapını genişletmeye başladığını görüyoruz.
Bazı ülkelerde örneğin Polonya’da güvenlik kaygıları temelinde yükselen milliyetçi akımlar iktidara ulaşmayı başarmışken, Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde bunu kıl payı kaçırdı, ileri demokrasi ülkeleri olarak tanımlanan
Almanya, Fransa ve İngiltere’de henüz iktidara gelebilecek çoğunluğa ulaşamasalar da ülke gündemini etkileyecek gündemi yaratmada ve buna bağlı olarak siyasi iktidarları baskı altına alma konusunda muktedir olmaya başladılar.
Dolayısıyla “milliyetçilik” kavramı bizden, yani Türk Milliyetçiliğinden tümüyle farklı olan Avrupa’da ırkçılık esaslı yaklaşımlar gittikçe güçlenirken, her iki dünya savaşı tecrübesine benzer olacak tarzda sosyal ve siyasi gelişmelerin gözlemlenmeye başlamış olduğunu ifade etmek gerekir.
Bu durumun ne derecede kontrol edilebilir olduğu belli değildir.

Mevcut durumda güvenlik kaygısının hakim olduğu bir atmosferde yükselen milliyetçilik akımları her ülkede farklı bazı siyasi sonuçlar doğurdu ve doğurmaya devam ediyor.
Demokrasisi ileri seviyede olmayan ülkelerde bu durum “milliyetçilikten beslenen otokrasi yönetimlerini (Rusya gibi)” yada “aşırı milliyetçi görüşe hakim diğer tecrübesiz iktidarları” ortaya çıkarıyor.
İleri demokrasi ülkelerinde ise bu durum kontrol altına alınmaya çalışılırken ülkeyi yöneten kadronun hatta muhalefetteki kesimin bile milliyetçi görüntülü söylemler kullanması, adımlar atması kaçınılmaz görünüyor.

Örneğin İngiltere’nin, AB’den ayrılıp ayrılmayacağının oylanacağı Brexit bahsinde muhalefetteki İşçi Partisi “Türkiye karşıtlığı” da dahil olmak üzere bir dizi ırkçı propaganda geliştirirken, iktidarda bulunan “Muhafazakar Parti” bu durumu bir başka ırkçı söylemle “Türkiye’nin AB’ye üyelik bahsinin 3000 yılında bile gerçekleşmeyeceği” yorumunda bulunuyor.Aynı Muhafazakar Parti, Rusya’nın de bir tehdit olduğu bahsini sıklıkla vurgularken, güvenlikçi yaklaşım söylem ve politikalarını milliyetçi ifadelerle beslemeye çalışıyor.
Yarın: Küresel gerginliklerin arttığı dönemde Türkiye’de kimler nasıl bir siyasi senaryo hayata geçirmeye çalışıyor? Böylesi bir dönemde Milliyetçi Hareket Partisi neden tüm hesapların merkezinde bulunuyor?

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER