SON DAKİKA

NATO’dan FETÖ’ye

KÖŞE YAZILARI

Kumpas içinde kumpas

Bu haber 09 Ocak 2014 - 11:00 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

ORHAN KARATAŞ
Türk siyaset tarihinin dönüm noktası olan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu karşısında AKP hükümetinin ilk dakikadan itibaren tavrı, deliği tıkamak, hırsızı aklamak ve gündemi değiştirmek oldu. Yargıda ve emniyette yapılan bütün operasyonlar buna yönelikti ve aynen devam ediyor. Acele ile meydanlara dökülüp, “çete, kumpas, paralel devlet” diyerek, zihin bulandırmaya çalışırken, ülkeyi 11 yıldır nasıl yönettiklerini ve kimlere teslim ettiklerini itiraf ettiler.

Birkaç kuşu birden vurma hesabı

Kumpas olduğu doğru. Ancak bir tane değil ki. PKK ile kurulan var, dehşet koalisyonunun diğer ortaklarıyla kurulanlar var, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kurulan var. Çok daha önemlisi ülkenin varlığına birliğine ve Cumhuriyete kurulan kumpas var. Zaten tartışmayı başlatan Yalçın Akdoğan’da çeşitli kumpaslardan bahsediyor. Bu tartışmanın her şeyin önüne geçirilip, birden bire “yeniden yargılama” türkülerinin koro halinde söylenmesinin de aslında bir kumpas olduğu akıl ve vicdan sahibi herkesin görüp anladığı bir gerçektir. Bu kumpasla birkaç kuşu birden vurmayı planlıyorlar. Bir taraftan yıllardır bütün söylediklerini, yaptıklarını unutup sureti haktan görünecek ve kahraman komutanları güya esaretten kurtaracaklar, diğer taraftan tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun gündemden düşürüp, TBMM Başkanı Cemil Çiçek başta olmak üzere kendilerinin bizzat itiraf ettiği çöken ve biten hukuk sistemini milletten kaçıracaklar.

Bahçeli oyunu bozdu

Bütün siyasi partiler kumpas iddiası ve bağlı olarak gündeme gelen yeniden yargılamalar konusunda sanki iktidarla aynı düşüncedeymiş gibi algı oluşturmaya çabaladılar. Hatta Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu gibi durumdan vazife çıkararak kahramanlığa soyunup, özel hedeflerine biraz daha yaklaşmaya çalışanlar da oldu. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “Bu sinsi bir kurgudur. Kumpasla yolsuzluğun ve rüşvetin üzeri kapatılarak gündeme asıl mecrasından koparılmak üzere yeni baştan planlı bir müdahale yapılmıştır.” Diyerek bir defa daha oyunu bozdu. Ülkenin asıl gündemi, ihanetle birlikte, yolsuzluk ve rüşvettir. Yeniden yargılama yolu hukukun kendi içinde zaten her zaman vardır ve nasıl olacağı da bellidir. Kaldı ki, Ergenekon ve Balyoz davaları ilk günden itibaren toplum vicdanında hiçbir zaman karşılık bulamamışlardır. Ömrünü terörle mücadele tüketmiş komutanların ve ülkenin Genelkurmay Başkanının hem de emekli olduktan iki yıl sonra terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla tutuklanıp cezalandırılması bir şekilde kitabına uydurulsa da vicdanlara uydurulamamıştır. Zaten öyle olduğu içindir ki bugün sureti haktan görünmeye çabalıyor ve “kumpas” itiraflarında bulunuyorlar.

İzahını yapamıyorlar

PKK uzantıları bir yolu bulunarak hapishanelerden salınıp TBMM’ye taşınırken, Engin Alan gibi ihanete karşı canını siper etmiş ve İmralı’daki katili paketleyip getirmiş bir komutanın milletvekili sıfatıyla içeride tutulmasının ne siyasi, ne ahlaki, ne vicdani, ne insani izahını yapamıyorlar. Bunu millete anlatamıyorlar ve daha fazla içeride tutamayacaklarının farkındalar. Şimdi bu durumu yolsuzluk ve rüşvetin üzerini örtmek ve PKK ile kurdukları ihanet yolunu daha da ileri götürmekte kullanmak için bir fırsata dönüştürmeye çabalıyorlar.

Sorular

Sayın Bahçeli’nin “bu sinsi bir kurgudur” derken tam da bunu kast ediyor ve oyunu daha başlamadan bozuyor. Nitekim, “Madem TSK’ya kumpas kurulduğu zımnen kabullenilmiştir, önce bu kumpasın tarafları her kimse ifşa edilip mutlaka hakim karşısına çıkarılmalıdır. 2007 yılından beridir mağdur edilen, yıllarca cezaevinde süründürülen ve darbeyi aklından dahi geçirmeyen vatansever asker kişilerin bedelini kim ödeyecektir? Aradan yedi yıl geçtikten sonra “pardon” demek düne kadar darbe davalarının savcısı olmakla mangalda kül bırakmayan Başbakan’ı ve kumpas taraftarlarını kurtaracak mıdır? Hadi kurtardı diyelim, o halde TSK bunu nasıl içine sindirecek, hakkı gasp edilmiş, Silivri’yi, Hasdal’ı, Sincan’ı çilehaneye çevirmiş ve asıl darbecilerle hiç işi olmamış kahramanların ve ailelerinin yüzüne nasıl bakılacaktır? Yılların hesabını kim verecek, intihar eden subaylar nasıl geri gelecek, Türk ordusunun teröristlerle aynı kategoriye sokulmasını, genelkurmay başkanlarının terör örgütü kurmaktan ceza almasını kim nasıl izah edecektir? PKK’lıları serbest bıraktırıp, Meclis’te Anayasa değişikliği için uzlaşanlar milli vicdana ne diyecektir? Sayın Engin Alan’ı 18 yıla mahkum edenler ve bu mahkûmiyetten 56 gün sonra Anayasa’ya müracaatla tutuklu milletvekili sorununu fiilen çözmeyi akıl ederek PKK’nın önünü açanlar kime ne anlatmaya çalışmaktadır? Başbakan Erdoğan ve hükümetinin gizli gündeminde, kumpası gerekçe yaparak İmralı canisini ve tutuklu PKK’lıları yeniden yargılayıp serbest bırakmak var mıdır?” soruları, dürüst ve namuslu cevaplar aramaktır.

Asıl kumpas bu

AKP eğer bu konuda zerre kadar samimi olsaydı, meseleyi çoktan çözmüş olurdu. Nitekim, getirilen teklifleri ciddiye bile almadıkları gibi, sayın başbakan, “bana mı sordunuz da milletvekili yaptınız” diyerek kapıları kapattı. Şimdi birden bire, “kumpas” itiraflarıyla birlikte herkes yeniden yargılamacı kesildi. Yeniden yargılamanın nerede başlayıp nerede biteceği belli değildir. Bu yolun açılmasının altında İmralı’daki katile verilen sözlerin olduğu anlaşılmaktadır. Zaten daha en başında Ergenekon ve Balyoz davaları başlarken, bu yolun sonunun İmralı’daki caniye çıkacağı belliydi. Asıl kumpas budur ve sayın Bahçeli’nin “TSK üzerinden PKK’ya ve İmralı canisine can simidi uzatılmasını tasvip etmeyiz, buna karşı da sonuna kadar direniriz.” Sözlerini kimse unutmamalıdır.

Engin Alan’ın suçsuz olduğu artık kesinleşmiştir ve orada bir gün dahi tutulması bir insanlık suçudur.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.