Asikurtlar©

Kula Minnet Eylemem!

Kula Minnet Eylemem!
04 Nisan 2016 - 9:40 'de eklendi ve 4046 kez görüntülendi.

 

 

Hikmetli bir söz duyduğumuzda sahibinin unvanına, mezhebine ve meşrebine bakanlardan değiliz. Söz, eğer insana hitap ediyorsa, doğruyu dile geliyorsa Ziya “Paşa”nın vecizelerini de Hacı Arif “Bey”in bestelerini de Kayıkçı “kul” Mustafa’nın gazellerini de aynı duygu iledinleriz.
Hele hele “Arabi- Farısi bilmem, dile minnet eylemem” diyerek, dilini erkenden yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmış bir ozan görürsek, onu dahaçok severiz.

Dün ABD Başkanı Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ilk kez gazetecilerin önünde eleştirdi.Hayal kırıklığı yaşamış stratejik ortak görüntüsü veren Obama, bir Latin Amerikadiktatöründen bahseder gibiydi!

Eleştirinin konusu “basın özgürlüğü ve demokrasi”ydi.
Bilindiği gibi, ABD’nin “ikinci adamı” Joe Biden, Türkiye ziyaretinde gazeteci Can Dündar’ın oğluna “çok cesur bir baban var” diyerek MİT TIR’ları davasına adeta müdahil olmuştu.

Dündar, Anayasa Mahkemesinin Erdoğan tarafından “kabul edilmeyen ve tanınmayan” kararıyla serbestbırakılmış; Dündar’ın tahliyesine Hollanda, İngiltere, İtalya, Belçika, Avustralya, İsveç, Polonya, İsviçre, Almanya, Finlandiya, ABD ve Kanada başkonsolosları katılarak onunla “selfie” çektirmişti.
Bunlar biraz da “İkinci Abdülaziz” veya “Üçüncü Abdülhamid” vizyonuna uygun karelerdi. Çünkü “hürriyet” aşkıyla yola çıkıp da yabancı ülke diplomatlarıyla aynı kareye giren ilk Türk, Can Dündar değildi.

İngiliz Büyükelçiliği, 1838’deki Baltalimanı Ticaret Sözleşmesini takip eden yakınlaşma sürecinde yakınlaştığı rejimin Gayrimüslimlere olan mesafesini dikkate alan bir “denetim” siyaseti izlemişti.
Rus baskısı karşısında İngiltere’nin kesin desteğini sağlamak amacıyla Gayrimüslim azınlıklar için hazırlanan 1856 “Islahat Fermanı”nın takipçisi olmuş; o zamanki adı “hürriyet” olan “demokrasi uygulamalarını” denetlemişti.

Bütün kiriyle ve pasıyla birlikte “Yeni Osmanlıcılık” vizyonunun canlandırılmasından beri Türkiye’de ilginç olaylar yaşanıyor.
Sadece bugün İngiltere’nin yerini ABD, gayrimüslimlerin yerini PKK, sıkışınca İngiliz elçiliğine sığınan ilk masonların yerini de bazı ılık ve ılımlı Müslümanlar almış bulunuyor.

Obama, Erdoğan’a: “Vahdettin olacaksan ol, Abdülhamid olamazsın” mesajları veriyor.
“İngiliz Muhipleri, Kürt Teali Cemiyeti, Taşnak ve Hoybun serbest, Müdafaa-i Hukuk, Milli Kongre yasak” diyor.
Cemiyetler milli olursa sıcak çatışmalarınKuva’y-ı Milliye ruhunucanlandıracağını biliyor.

Obama, basın toplantısında kendisine yöneltilen bir soru üzerine: “Basına karşı benimsenen yaklaşımın, Türkiye’yi çok rahatsız edici bir yola sürükleyebileceğine inanıyorum.” Derken tehdit mi ediyordu, bir sonraki cümlesinde açıkça ifade ettiği gibi “tavsiyelerine” devam mı ediyordu bilinmez. Ancak bu basın özgürlüğü konusu, hem gazetemizi hem de şahsımızı yakından ilgilendiriyor.

Bu köşedeki bir yazımızdan dolayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılan hakaret davasının ikinci mahkemesine temmuz ayında çıkıyoruz.
Başkaları gibi olsaydık Obama’nın sözleriyle kanatlanıp sevinçten uçabilirdik. Ama tam tersine ülkemiz adına üzülüyoruz.

Çünkü biz bu ülkede Amerikan vesayetiyle, İngiliz kefaletiyle kuşlar gibi uçmaktansa, bir çift doğru söz için İbrahim gibi, Nesimi gibi ateşe dimdikgirenlerdeniz.
Biz olsak Obama’nın ziyaret edeceği mekânların kapısına “katil Obama, terörist Obama” diye bağıran güdümlü protestocuları yaklaştırmazdık.

Biz olsak, görevini yapan korumaların birkaç sert davranışı üzerinden Türkiye’ye fırça atacak sorular çıkarttırmazdık.
Biz olsak, sorusunda “korumaların çirkin görüntüleri” ve “otoriterlik” gibi iki kritik yönlendirme yapan Ajans France Pres muhabirine “iki saat içinde Paris’e inen komandoları” hatırlatırdık.

Biz, Fransa’nın cumhuriyetçiliğine, İngiliz’in demokratlığına, bunların medeniyetine ve insaniyetine inanmaktan vazgeçeli tam 101 yıl oluyor!
Bize göre protestolar, korumaların tavrına gösterilen aşırı tepki maksatlıdır. Obama’ya sorulan soru ve onun verdiği cevap da bu kirli tezgâhın bir parçasıdır.

Türkiye’nin Güneydoğu, Suriye ve anti terör politikaları ABD tarafından içinde Cemaat, HDP ve CHP’li unsurların da bulunduğu derin hamlelerle vurulmakta, Türkiye Cumhuriyeti,Suriye krizinin başından beri Erdoğan’ın şahsı üzerinden yıpratılmaktadır.

Bu durum da tabiatıyla yeni mağduriyet alanları yaratmakta, ak trollere yazacak yeni kahramanlık mevzuları çıkarmaktadır.
Bizim duruşumuz ezelden milli, meselelere bakışımızdaima yerlidir. Bu tip “düşmanla içli dışlı” olaylara damilli bir perspektifle bakarız.
“Kol kırılır; yen içinde” misali,başımıza ne gelirse gelsin devletimize zarar vermeyiutanç sayarız.
Bizi müstakil bir devlet yapan kudreti, Washington’da, Paris’te değil,kendi damarlarımızdaararız!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER