SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Körfez karıştı, derdi bize düştü

Bu haber 06 Haziran 2017 - 22:27 'de eklendi ve 27 kez görüntülendi.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya, hava ve deniz sahalarını Katar’a kapattı. Katarlı diplomatların 48 saat içinde bu ülkelerden ayrılmaları da istendi. Ülkeler birbiri ardına açıklamalar yaptılar ve birbirlerini suçladılar. Eğer, böyle devam ederse bölgede yeni ve sonu kestirilemeyen bir sürece girileceği bugünden bellidir. Krizin, ABD Başkanı Trump’ın bölgeye yaptığı ziyaretin hemen arkasından gelmesi elbette tesadüf değil. Sadece bu kadarı bile, ABD denilince bin defa düşünmek gerektiğini bir defa daha belgeliyor. Trump geldi, 350 milyar dolarlık silah sattı, kılıç dansı yaptı, sonrada bu silahların kullanılabilmesi ve arkasının gelmesi için bölgeyi karıştırdı ve çıkıp gitti.

BU UYUŞUKLUK NE KADAR SÜRECEK?
Burada sorulacak soru şudur: ABD veya diğer şeytanlar boş durmuyorlar. Karıştırıyor, kışkırtıyor, kan akıtıyor, bölüyor, parçalıyor ve yönetiyorlar. Peki, Müslümanlar ve mazlumlar da her zaman bu oyuna gelmek, piyon olmak ve istenilene uymak zorundalar mı? Ne yazık ki, bu soruya makul ve mantıklı bir cevap bulamadıkça, bu duruma düşmemek için bir silkiniş gerçekleşmedikçe, ne bu kan bitecektir, ne de İslam dünyası ayağa kalkabilecektir. Çok daha acı olanı, İslam ülkelerinin sudan bahanelerle birbirlerine düşmeleri ve bu oyunu çok daha kolaylaştırmalarıdır. Şu anda yaşanan tam olarak budur. Yine mezhep üzerinden bir ayrışma, yine terör üzerinden bir çatışma ve yine kriz, yine kaos. Bu uyuşukluk daha ne kadar sürecek? MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli geçen haftaki grup konuşmasında bu konuya özellikle dikkat çekmiş ve “Petrol kuyularından dolar çıktı, servet fışkırdı; ama insanlık o kuyulara gömüldü, hakikat ve hidayet toprak altında kaldı. Yerin altı yerin üstüne çıkarıldı, ne var ki yerin üstü de yerin altına sokuldu. En acısı da, bir yerinden İslam’a bulaşan, İslam’ı kullanan, yüce dinimizi hain emellerine alet etmeye kalkan terör ve vahşi örgütlerin varlığıdır. Ortadoğu, emperyalizmin her türlü telkin, dayatma, yönlendirme, baskı ve tehdidine açık ve korumasız durumdadır.” Demişti.

İSRAİL VE İRAN
Bölgede bütün bu yaşananların dışında kalan iki ülke oluyor. Birincisi İsrail. Terör oluyor, kan akıyor, liderler devriliyor, ülkeler bölünüyor, milyonlar katlediliyor, ama İsrail son derece rahat olduğu gibi, en büyük faydayı sağlayan ülke durumunda. Müslümanlar birbirini yedikçe, daha rahat yayılıyor, daha rahat işgal ediyor, daha güvende oluyor ve bir sonraki hedefine daha rahat odaklanıyor. İkincisi de İran. Bir taraftan arkasını Rusya ve Çin’e dayıyor, diğer taraftan ABD’ye tavlamaya çabalıyor. Bir taraftan teröre karşıymış gibi duruyor, diğer taraftan kendine dokunmayan her türlü teröre yol veriyor. Bir taraftan sureti haktan görünüyor, diğer taraftan mezhep temelli bir ayrışma için tam bir seferberlik yürütüyor. Katar krizinin de merkezinde yine İran var. Suudi Arabistan’la gerginliğini usta manevralarla bölgenin meselesi haline getirdi. Daha da önemlisi Türkiye’yi işin içine çekmek için de hamleler yapıyor. PKK ile bir ölüm-kalım mücadelesi verilirken, bu kanlı örgütün İran kolu PJAK’ın Türkiye tarafından desteklenip kışkırtıldığını söylemek, asla iyi niyetli olamaz. 4 parçalı büyük Kürdistan kalleşliğinin bir ayağı için de İran hedeftedir. Bunu elbette İran’da biliyor. PKK’yı tamamen Türkiye’nin meselesi haline getirmek ve kendini bu planın dışına atmak istiyor.

KİME DESTEK VERECEĞİZ?
Katar bizim için önemli bir ülke. Sayın Cumhurbaşkanın sık ziyaret ettiği ülkeler arasında yer alıyor. Ancak, her ne kadar Mısır ve Libya ile ilişkilerimiz limoni olsa da, Katar’la kriz yaşayan Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen’le de aramızda bir sorun yok. Hatta Suudi Arabistan’la çok daha ileri ilişkilerimiz var. Bu durumda ne yapacak, kimin yanında duracak ve neyi savunacağız? Körfez karışıyor, derdi bize düşüyor. DEAŞ ortaya çıkıyor, sıkıntıyı biz çekiyoruz. Irak ve Suriye’deki kargaşada en büyük ve en ağır bedeli yine biz ödedik ve hala ödüyoruz. Ortadoğu huzur bulmadıkça, Türkiye’nin rahat etmesi mümkün olmayacaktır.

YIĞINLA SORUNUMUZ VAR
Önümüzde yağınla sorun var. ABD ile bir temas kuruldu, ama değişen hiçbir şey olmadı. Rakka operasyonu terör örgütü YPG ile yapılıyor ve bunun sonuçları en çok Türkiye’yi ilgilendiriyor. Operasyon sonrasında yeni alan kazanmış, daha çok silahlanmış YPD’nin Türkiye’ye çok daha ağır bir tehdit oluşturacağı muhakkaktır. Trump gibi dengesiz ve savruk birine ne kadar güvenip, ne kadar ciddiye alabiliriz. AB ile bir yumuşama aranıyor, fakat hiçbir meselede zerre kadar ilerleme sağlanabilmiş değil. Türkiye’de bulunan Almanya Dışişleri Bakanı ile kameralar önünde açık bir restleşme yaşandı. Başbakan verdiği randevuyu geri çekti.

MEZHEPÇİLİK BİTMELİ
Katar krizini değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ne kadar sıkıntılı olduğu, yüzüne de, cümlelerine de yansıdı. Türkiye’nin bu krizin oluşmaması için ne yaptığını pek anlayamadık, ama çözülmesi için bir çaba içine gireceği anlaşılıyor. Körfezdeki her gelişme bizi birinci derecede ilgilendiriyor. Nitekim, Dışişleri Bakanı da, “biz körfez bölgesinin istikrarını ve birliğini ve beraberliğini kendi birliğimiz gibi görüyoruz. Ortak çalışmalarımız, dayanışmamız var.” Diyerek bu durumu tescil etti. Krizin asıl sebebi, mezhep üzerinden bir terör estirilmesidir. Dolayısı ile bölgede mezhepçiliğin önüne geçilmedikçe bu tehlike hiç bitmeyecektir ve çok daha ağır sorunlar ortaya çıkacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.