Salı, 31 Ocak 2012 12:36
Fikri Atılbaz
Demokrasiyi sadece kendileri için isteyenlerin, uyguladıkları şiddet dolu stratejilere, öldürdükleri onbinlerce insana rağmen demokrasiden bahsetmeleri ne kadar bencil bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Saldırılarını oturttukları temel nokta; benim sahip olduğum her hakka sahip oldukları halde, devlet kurmak için gereken isteklerdir.
Diyarbakır'da DTK toplanmış ara genel kurul yapmışlar. Sonuç bildirgesi açıklamışlar. Tuğluk: "Bir kez daha hükümetin ve demokratik kamuoyunun bilmesini isteriz ki, Kürt halkı siyasetçileriyle, kurumlarıyla hiçbir değerine karşı ve halkın temel değerlerine karşı asla sırtını dönmeyecektir. Şeyh Said, Seyit Rıza, Melle Mustafa, Kadı Mıhammed neyse, sayın Öcalan da halkımız için odur. Müzakerelerin başarıyla sürdürülebilmesi ve sonuç alınabilmesi için Öcalan'ın müzakereye katkı sunabileceği olanaklara sahip olmalı ve özgürce siyaset yapabilmesinin koşulları yaratılmalıdır."
XXXXXXX
Siz ve yardakçılarınız şunu iyi bilsinler ki bu saydığınız isimlerden Şeyh Said ve Seyit rıza İngiltere'nin güdümünde Türkiye Cumhuriyetine isyan etmiş ve sonunda hak ettikleri cezayı almış çete başıdırlar. Öcalan da halkları için o isimlerle aynı değerdeymiş. Yani bir katilbaşı, bir çete başı, devlet düşmanı, başında bulunduğu çetenin ırki özelliklerini kalleşlik, kancık, karı kılıklı, hain gibi sıfatlarla açıklayan halk düşmanı ve " Ben Kürt olduğum için değil, Marksist ve Leninist olduğum için ezilen halkın başındayım" diyen biri.
Sonuç bildirgesini açıklamaya devam ediyor Tuğluk: "Herkes çok iyi bilmeli ki, Kürtler dilsiz, kimliksiz ve statüsüz bir birlikte yaşamayı reddetmektedir. Ve bu dayatma köleliğin sürdürülmesi dayatması anlamına gelmektedir. Birlikte yaşam önerimiz ve arzumuz 'demokratik Türkiye, özerk Kürdistan' şeklinde formüle edilmiştir. Şüphesiz ki, bölgesel yönetim sadece biz Kürtler için değil, Türkiye'nin tamamı için önerdiğimiz idari ve siyasi bir yönetim modelidir"
Baklayı ağzından bir kez daha çıkarıyor "Türkiye'nin tamamı için önerdiğimiz idari ve siyasi bir yönetim modelidir" yani biz sadece kendimiz ayrılalım, özerk olalım istemiyoruz, dış güçlerin hedefinde tüm Türkiye olduğu için federasyon istiyoruz. Buyurun cenaze namazına, nasıl kılarsanız kılın.
XXXXXXX
Bu arada 12 Eylül darbecilerinin yargılanmaları için konuşanlardan çok ilginç öneriler gelmektedir. Bunlardan biri de hak etmediği koltuğa lütufla oturtulan; ancak toplum baskısından etkilenerek olması gerekeni istemeyerek de olsa yapan fikir şaşkını biri her zaman olduğu gibi en ilginç önerinin sahibi oldu.
Darbeciler için idam cezası getirilsin istiyorum, diyor. Bunda ilginç olan bir şey yok. esas ilginçlik cümlenin devamında: " Darbeciler de bunu bilerek darbe yapsınlar. Bana sorarsanız ben onlar için 'idam yerine' eskiden olduğu gibi 'yağlı kazıklara oturtularak' cezalandırılması taraftarıyım. Bizler, darbecileri cezalandıralım ki bir daha başkası darbe yapmaya yeltenmesin"
XXXXXXX
Darbecilerden kasıt herhalde tepe noktasındaki insanlar olmalı. Genel komuta zincirinin başındakiler. Emir verenler. Mantık bu. Darbe girişiminde bulunan bu adamlar 'yağlı kazığa oturtulmalı' diyen bu kişi en az 40 bin kişinin ölümünden sorumlu, ülkeyi oluşturduğu terör batağının içinde debelenmeye mecbur kılan katilbaşının maaş bağlanıp Paşa rütbesi verilerek taltif edilmesini söyleyen kişidir.
Her zaman söylediğim gibi aydın olmak sadece yakıştırmayla olmuyor. İstediğiniz kadar profesör olun, titriniz ne olursa olsun bazı kişiler ay-dın'lıktan öteye geçemiyor. Bu tipler, millete söylemek istediklerini gelecek tepkileri önceden ölçmek için uygulayıcılar adına ortalığa atan tiplerdir.
Çarpık mantık: darbecilere yağlı kazık; katilbaşına paşalık.
DTK'da toplananların bile söyleyemediklerini söyleyip onların hislerine de tercüman olan biri.
XXXXXXX
Açıklamalara bakarsanız ülkenin nasıl bu hale geldiğini anlamanız çok kolay olacaktır. Bu tür konuşmaları yapan insanların nasıl bir serbestiyet içinde hareket ettiklerini görünce özgürlük ve demokrasinin bu tiplerin konuşma ve eylem hakkı olduğuna şahit oluyoruz.
Eğer ülkemizde gerçek bir demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesi uygulansa suç olanı yapanlar cezasız kalırlar mıydı hiç.
Yasak bölgede dur ihtarına uymadıkları için öldürülen kaçakçıların ailelerine tazminat ödeyecek hale geldiyse bu ülke hangi hukuktan söz edebiliriz. Demokrasiyi, özgürlüğü bırakın yıksınlar, bırakın yapsınlar olarak gören bir zihniyet bunun demokrasi değil hukuksuzluk olduğunu anlamalı.
Sağlıcakla kalın!
