TÜRKEŞÇİLİK-BAHÇELİCİLİK

Bu yazıyı başka sebeple yazmıştım. O kısmı sildim. Niyetleri halis değil. Onlara söz söylemek, adam sınıfına sokar dedim. Kenarından kıyısından dolaşıp, az biraz gireyim mevzuya.

Zorla ‘Bahçelici’ yapacaklar herkesi. Ne demekse. MHP’nin Bahçeli’den önceki dönemini yaşamasam, acaba ne vardı daha önce derdim. Rahmetli Türkeş döneminde, nefsi müdafaadan kaynaklanan, karşı taraf nasıl davranıyorsa misliyle cevap verme durumu vardı. Canımız yandı, canlarını yaktık. Dövdük, dövüldük. Şimdi geriye baktığımızda, o dönem yaşananları davaya sahip çıkmak olarak mı görüyorlar? Salt kaba kuvvet midir MHP’nin davası? Kalıplaşmış sözlerini örnekleseler, ne dediklerini anlayacağız. Bunu da yapmıyorlar.

Bahçeli genel merkezden kükresin istiyorlar. O zaman ne olur biliyor musunuz, gençlerimiz ortalığı harp meydanına çeviririr. Bu olmamalı. Aslında bunu istediklerini de sanmıyorum. Sebebini anlatıp, fay kırıklarını artırmak istemiyorum.

Binlerce Ülküdaşımızı kara toprağa verdik. Cezaevlerini doldurduk. Asıldık. Okullarımızı bırakmak zorunda kaldık, sürüldük, diplomalar cebimizde kaldı, göreve başlatılmadık. Bugün BDP, AKP’lilerle böyle bir ortamın içine mi girelim tekrar? Bedelini ödedik. Gerekirse yine öderiz. De, devletin güvenlik gücü değiliz biz. Kaosa sebebiyet vermek, iç savaşa davetiye çıkarmaktır. Ülkeyi bölmek mi, bütünleştirmek mi istiyoruz?

Türk Miliyetçilliği süreçtir. Tüm süreçleri yaşayacağız. Birini diğerine üstün gösterme, süreci kırar. Bunu yapmayalım.

***

MHP’ye Bir Teklifim Var

Böyle konuşanların durumu, AKP’nin darbelerden ‘çok çektik’ demesine benziyor?  ‘Davadan ne anlıyorsun?’ desem, kem küm edecekler. Kem küm değilse, söylesinler bilelim. MHP’nin davası nedir? Türkeş’ten sonra, Bahçeli zamanında hangi değişime uğramıştır ‘dava’?

Başka şey söyleyeyim. MHP’nin ilk kongresinde, taşrada bulunup particilikle iştigal etmeyen bizler Bahçeli’yi tanımıyorduk. Genel başkan adayları, Devlet Bey lehine geri çekildi. O dönem Genel Başkan adayı olanlar, şu an partide. (Doğrusu da bu.)

Türkeş’in vefatından sonra ‘MHP lideri ben olmalıyım’ döneminden bir çıkabilsek. Gelelim teklifime: MHP resmi sitesine, bir bölüm açılsın. Ülkücüler, MHP’den baklentilerini yazsın. Ya da şikayetçi oldukları konuları. Yazılanları da herkes görsün.

***

‘Taban istemiyor’ Yalanı

Hangi taban o? İstemeyen taban desteğini çeker. Bilenmiş, birilerinin uydurduğu palavra. Başbuğ zamanında, vekil sayımız azdı, seçmen sayımızda. Eleştirenler ‘azdık ama mutluyduk’ diyorsa söylesin. Eleştirinin merkezinde ne var, tespit edebilmiş değilim aslında. Psikolojik derinliği olan hâl almadan, terk edilmeli. Öncelikle sürekli aynı şeyi tekrarlayan kişinin ruh halini bozuyor. MHP atak siyaset yerine, savunmaya dönüyor.

Neyse efendim, büyük lâflar ettiklerini zannedenler, MHP’ye sempatisi olanları caydırıyor. MHP’ye zarar veriyorlar. İlmek ilmek dokunan kumaşın, bir kısmı sökülüyor. Davaya sahip çıkılmıyor sözünü (her neyse), sıradan vatandaş duyuyor ‘bunlara güvenilmez’ diyor.

15 yıldır genel başkan olan Bahçeli’yi lider olarak benimsemiş her yaştan genç, keskin değişimi kaldıramaz. MHP sıradan bir parti değil. Olmadı yenisini seçelim. Olağan olmayan değişimler, partiyi parçalar.

“Telgrafın tellerini arşınlamalı/Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı.”
İnsan sevdiğine vururmuş anladık da, yüreğine yüreğine hedef alınmaz ki.

Açıklama: MHP ile ilgili siyaset yazmıyorum. Ortamı germemek adına.

***

Genel Merkezi Vurmak Yerine, Faydalı İş Tutun

Yapıcı olun. Ben MHP’nin, Anayasa çalışması için komisyonda olmasına karşıyım. Ayrılın komisyondan diyorum. Milletvekilinin görevi, yasa yapmak kabul de AKP muhalefeti takmıyor. Buna çözüm üretmeli. Hadi buyurun, ne yapmalı MHP? Hangi davranışı sergilemeli ki, ses getirsin. Daha keskin strateji isteyenler, bulun bir yol. Hem davamıza da uygun olsun. Anlınızdan öpelim sizi.

***

‘Türkeşçi’ yi Anladık da ‘Bahçelici’ ne?

Başka partililer ülkücülere ‘Türkeşçi’ derdi. “Türkeşçilik” söyleyen açısından, düşmanlık anlamı da barındırıdı bir nevi. Şimdi “MHP’liyiz deyip, bazı ülkücülere ‘Bahçelici’” diyenler var.  Düşmanca yine.

Söylenen kişiyi ötekileştiriyor. Söyleyeni de sevimsiz ve hesapçı kılıyor. Söyleyeyim, de anlayan anlasın. Son bir şey: ‘Başbuğun adını, bölücü hesaplarına paravan etmesinler. Başka bir simge bulsunlar kendilerine.’

NEVAL KAVCAR/HABERİNİZ